
|


Mütevazı bir analiz
20. yüzyıl parayla kültürün boşandığı yüzyıldır" diyerek başlayalım bugünkü yazımıza.
Dünyadaki müzik satışlarının kendi içindeki bölünmesini bilir miydiniz?
Bir göz atalım.
***
Avrupa’daki durum yaklaşık olarak şöyle:
| Klasik müzik |
% 7 |
| Caz |
% 4 |
| Dünya halk müzikleri (World) |
% 2 |
| Film müzikleri (Soundtrack) |
% 12 |
| Pop (Yerli ve yabancı) |
% 75 |
Bu tablo ABD’de de aşağı yukarı böyle. (Birazcık daha popun -özellikle Amerikan popunun- lehine...)
***
| Bir de Türkiye’ye bakalım: |
| Yerli pop ve arabesk |
% 95 |
| Yabancı pop |
% 4.5 |
Geri kalan % 0.5 ise klasik, caz, film ve dünya halk müziklerinin -uzun lafın kısası; müzisyen elinden çıkmış müziklerin -satıştaki toplamı!
Daha mı anlaşılır olalım?
"Normal satış" yapan bir yerli pop kasetinin -tek başına- ulaştığı rakam, Türkiye’deki bütün klasik müziklerin, bütün cazların ve diğer bütün (adına "sanat" diyebileceğimiz) müziklerin TOPLAM satışından daha fazla.
Bu rakamlar karşısında ENDİŞE duymak zorundayız.
***
Sadece klasik ve caz sanatçılarından bahsetmiyorum.
Türk kültürünü temsil eden "Klasik Türk Musikisi" üstadları için de, kimi "Halk aşıkları" için de, bu durum aynıdır. (Bazı klasikçiler bana kızacak olsa da; "melodik çizginin akışı ve devinimi konusunda" Bach’a benzettiğim bir Itri ile estetik buluşçuluk ve "güzel" olanı keşfetmekte Vivaldi’ye benzettiğim bir Tanburi Mustafa Çavuş ile uğraşanlar da, kanımca derin kültür ile uğraşmaktalardır. Zaten bu yüzden bu tür musikinin de öğrenimi -aynı bizde olduğu gibi -uzun yıllar sürer. Ve yine bu yüzden olmalı ki, herhalde bu sanat dalına emek verenler de aynı biz klasikçiler gibi "para ile kültürün boşanması" sonucu ortaya çıkan zorluklardan, nasibini almışlardır.)
***
Sonuç olarak: % 0.5’lik rakam eğitim sistemimizin aynasıdır.
Ve "medya düzeyi"nin göstergesidir...
***
Kültür dediğimiz şey, kaba - taslak ortaya çıkan sayılardan ziyade, insanın kanında olan bir meseledir.
Mesela Beethoven’in Ricky Martin’den daha önemli bir müzik adamı olduğunu burada yazarak anlatamayız...
Tartışamayız da.
Bazı % 0.5’ler vardır, bazı % 99.5’lardan daha etkindir.
Çünkü hayatta bir gerçek, bin yalandan daha etkindir...
***
Tekrar müzik piyasası meselelerine dönelim:
1980’lerde klasik müzik piyasasında 20 bin çeşit plak vardı.
Bu rakam 1990’ların başında 40 bin çeşide yükseldi.
2000 başında ise 70 bin çeşide vardı.
Yani "pasta aynı pasta ama gittikçe daha çok dilimlere bölünmek zorunda" gibi.
Pek değil...
Çünkü pasta aslında (Avrupa’da da) küçülen bir pasta.
1985’te klasik müziğin genel satıştaki payı % 15’ti. 1995’te % 9. Ve şimdi % 7. O yüzdendir ki, klasik müzik dünyası ilk defa (birkaç yıldır) çare ve çözüm arayışlarına yöneldi. Bakalım 2010 yılındaki durumumuz ne olacak?
PAZAR


HENDRICKS İstanbul’da
KİM NE OKUYOR?..
Sade’ın kırbacı şakladı
Ruhumu sex shop’ta bulabilirsin
Çalış yorul, dinlen yorul
Ofisin köşesini yuvarladı
40 Ergin İnan sergileniyor
Rehineniz itinayla kurtarılır
Hortumlu dokunulmazlık
Ayşegül Aldinç’in İstanbul’u...
Beyoğlu’nun Keyfhan’ı
sanat BORSASI
‘Ben bir isyancıyım’
Seksolojiden çaktım
İşsizlik öğretir!
Mütevazı bir analiz
Dave Holland geliyor
Hacıbaba Lokantası
Hırsız ve çapkın bakan
‘Londra Sularının Horozu’
Büyükelçiler ve anıları
Bir erkek gibi kırılgan
"Karanlığın Kahkahası"
Felekten bir Harlem gecesinin sonunda
SAYFA BAŞI

|
|

|