11 Mart 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Hırsız ve çapkın bakan

Fransızlar "İkilenen mutlaka üçlenir" derler. Roland Dumas bugüne kadar beni iki kere atlattı. Ama günün birinde mutlaka onu köşeye sıkıştıracağım

     Aşık olunan "huysuz ve tatlı kadın...öların şarkısı yazılır, başı aşk yüzünden derde giren "hırsız ve çapkın adamölar ise haber konusu olurlar.
     Fransa’nın eski Dışişleri Bakanı ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Roland Dumas hem politikacı, hem hırsız, hem de çapkın bir adam. Metresi aracılığıyla Fransa’nın dev petrol şirketi ELF’ten aldığı komisyonlar dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı ve halen yargılanıyor. Alnına düşen gür beyaz saçlarıyla artık "jön" olmasa bile Fransız siyasal arenasınının yakışıklı "prömiyesi" konumunu koruyan Dumas’nın yasal dertleri, beni çok neşelendiriyor doğrusu. Çünkü çapkın politikacı, sapına kadar bir Türk düşmanı ve "Madam" Danielle Mitterrand’ın, birincil işlevi Türkiye’yi sinir etmek olan France Libertes vakfının kurucuları arasında yer alır.
     Roland Dumas ile ilk "sıcak temas"ımız 1993 baharında oldu. Bir gece Parisli Türk dostlarım Aydın Güvan ve çok sevdiğim eşi Zübeyde’yle sosyetik Dodin Bouffant lokantasına gittik. Lokantanın sahibi Mösyö Cartier, bizim ünlü mimar Aydın’ı pek severmiş meğerse, içer girer girmez: "Size bir masa ayırdım, gözlerinize inanamayacaksınız," dedi. Önümüze düştü ve çiçek tarhlarıyla ayrılmış özel bölüme götürdü. Bir de ne görelim? Yanımızdaki tek masaya, Fransız saray erkanı dizilmiş: Cumhurbaşkanı Mitterrand, onun eşi ve bizim "madam", Kültür Bakanı Jack Lang, eşi Monique, Dışişleri Bakanı Roland Dumas ve Devlet Bakanı Jean Louis Bianco! O yıl devrilen sosyalist hükümetin bakanları, cumhurbaşkanı kalan Mitterrand ile hasret gideriyorlar. Elbette ki Türk sanmadıkları bizi nezaketle selamladılar ve yemek boyunca başta cumhurbaşkanı, masa komşularımızla epeyce kadeh kaldırdık, gülümsedik birbirimize. Ancak, kadın düşkünü Roland Dumas, herhalde kendi masasında asılacak hanım olmadığından bendenize fena bakıyordu. Bir bahar akşamı rastladığı şahsıma kadeh kaldırıyor, çapkınca gülümsüyordu. Zübeyde ve Aydın’la kahkaha atmamak için kendimizi güç tutuyorduk. Heyecandan ne yediğimizi, ne içtiğimizi bildik. Türk düşmanı Dumas’yı şaşırtacak bir fırsat geçmişti elime, "Yahu bu sana asılıyor!" diye eğlenen dostlarıma: "Bekleyin," dedim. "Türk olduğumu öğrenince bakalım ne yapacak?"
     Muktedir muhalif masa, yemekten kalktı. Biz de saygıyla doğrulduk tabii. Başta Mitterand, tek tek elimizi sıkıp gittiler. En sona Roland Dumas kaldı, elini cebine attı, kartvizitini çıkardı ve tam naçiz yazarınıza bir şeyler söylemeye hazırlanırken: "Telefonlarınızı biliyorum Sayın Bakan," dedim. "Ben Türk gazeteci MG, sizinle Türk-Fransız ilişkileri hakkında bir röportaj yapmak çok isterim! Ama yaptığım başvurular bugüne değin sonuçsuz kaldı..." Ülkemizi sevmeyen devrik dışişleri bakanının yüzünü o an görmenizi isterdim. Merkepten düşmüşe döndü demek abartılı sayılmaz. Donup kaldı, hık mık etti, "A tabii, arayın görüşürüz," gibi bir şeyler geveledi ve sıvıştı.
     Elbette asla röportaj vermedi. Ama kaderde yollarımızın bir kez daha kesişmesi varmış. Geçen hafta, Işık Menderes ve Daniel Colagrossi ile Paris’in tarihsel mekanlarından Closerie des Lilas’da yemek yiyorduk. Daniel’i bizimle görenler, "bodyguard"ımız sanıyorlar. Çünkü Işık, sarışın bir felakettir ve her buluştuğumuzda mutlaka başımıza bir iş gelir. Bu kez ne görelim? Roland Dumas, köşede bir masada hayli çirkin bir kadınla başbaşa yemek yiyor! Sarışın Felaket ve ben, diktik gözlerimizi yaşlı çapkına. Öyle bir bakıyoruz ki, bir süre sonra Roland Dumas ilgimizi farketti. Kurt politikacı ve kadın sarrafı olarak kendisini tanıyıp beğendiğimize karar verdi, kadehini masamıza doğru kaldırıp selamladı. Selam şahsıma tekrarlanınca, Daniel ve Işık tutturdular: "Mutlaka bir şeyler yapmalısın!" diye. Defterimden bir kağıt koparıp: "Sayın Dumas, on yıldır karşılaşıp duruyoruz, ancak bir türlü yakından tanışamadık. Ben sizin hala sevmediğiniz o ırktan, Türk gazeteciyim ve hala sizinle röportaj yapmak istiyorum, telefonum..." diye yazıp garson kızın eline tutuşturdum. Garson kız, eski politikacıyı tanımıyordu. Işık’ın "Yanında bir kurbağayla oturan o beyaz saçlı adam," tarifiyle gitti, doğru adrese verdi notu. Dumas önce şaşırdı, sonra okudu, başını kaldırdı, gülümsedi ve lokantanın ünlü yazar imzalarıyla süslü servis setinden yırttığı kağıt parçasına düştüğü yanıtı, aynı yöntemle tarafımıza iletti. Halen özenle sakladığım, çünkü ADN’sini ve imzasını taşıyan kağıda şöyle yazmıştı Dumas: "Madam, on yıl! Gerçekten fazla! Sizi arayacağım ve fikir değiştirmeye hazırım..." Fikir değiştirmekten kastı, Türk düşmanlığıydı.
     Tabii ki aramayacak. Ancak, Fransızlar "İkilenen mutlaka üçlenir," der. Bu hırsız ve çapkın politikacıyı mutlaka bir kez daha köşeye kıstıracağım. Tabii kendisini rüşvet almaktan yargılayan mahkeme heyeti, benden önce davranmazsa.
     PS: Roland Dumas telefon etti. Telesekreterimle konuştu. Bu maceranın devamı olacak.
     


 PAZAR


HENDRICKS İstanbul’da
KİM NE OKUYOR?..
Sade’ın kırbacı şakladı
Ruhumu sex shop’ta bulabilirsin
Çalış yorul, dinlen yorul
Ofisin köşesini yuvarladı
40 Ergin İnan sergileniyor
Rehineniz itinayla kurtarılır
Hortumlu dokunulmazlık
Ayşegül Aldinç’in İstanbul’u...
Beyoğlu’nun Keyfhan’ı
sanat BORSASI
‘Ben bir isyancıyım’
Seksolojiden çaktım
İşsizlik öğretir!
Mütevazı bir analiz
Dave Holland geliyor
Hacıbaba Lokantası
Hırsız ve çapkın bakan
‘Londra Sularının Horozu’
Büyükelçiler ve anıları
Bir erkek gibi kırılgan
"Karanlığın Kahkahası"
Felekten bir Harlem gecesinin sonunda


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet