
|


Bir erkek gibi kırılgan
Son aylarda İtalya’da en çok satılan kitaplardan birinin ismi "Bir Erkek Gibi Kırılgan"; hem psikoterapist hem de yazar olan Maria Rita Parsi tarafından kaleme alınmış. Okuyunca bu kitabı gerçekten çok ilginç buldum. Zaman zaman, dillerinin farklılığı nedeniyle birbirini yeterince tanıma fırsatı bulamayan iki kültürümün etkileşimine katkıda bulunmak amacıyla size bu kitaptan özetle söz etmek istiyorum.
Erkekler görünmek istedikleri ölçüde ve de kadınların onları görmek istedikleri ölçüde güçlü değiller. Erkekler de (hatta özellikle erkekler) kırılgan olabiliyorlar. Herhangi bir insanoğlu gibi. Ama artık, biraz da bizim yardımımızla ve kazanılmış güvenimizin, her daim işbirliğine hazır olmamızın etkisiyle kırılganlıklarının farkına varıp bunu değiştirmek için onu kabullenme inceleme ve tanıma fırsatı bulabilirler. Bu durum, olağandışı bir toplumsal devrimin ilk adımı olabilir. Tanrının ilk olarak onları ve daha sonra da onların bir kaburgasından kadınları yarattığı düşüncesi zamanla kıskançlık, aşağılık duygusu, boyunduruk altına alma ve yaralama dürtülerine meydan vermiştir. Kendi kırılganlığını kabullenmek zamanla insanı özgürlüğüne kavuşturulabilir. Bu durum erkekleri o bitmez tükenmez vücut yarıştırmalarından, kadınlarla yüzleşmemek için onları boyunduruk altına almaya çalışmak gibi yorucu bir savaştan kurtarabilir. Hedef; ancak kendi kırılganlığını kabul etmiş olmanın verebileceği gücün sağlayacağı "sevebilen erkekler" olmanın bilincine varmaları ve de yeni milenyumun vazgeçilmez unsurlarından biri olan, kadınlarla uyum ve işbirliğine dayalı ilişkiler kurabilmeleridir. Kendilerini mercek altına alabilme cesaretini göstermiş erkeklerin yaşadıkları tecrübeleri konu alan, ilginç bir kitap. Ama beni kahkahalara boğan kitabın son sayfası oldu: Bir gün, yeryüzü cennetinde Havva, Tanrı’ya seslenmiş:
"Tanrım! Benim bir derdim var!"
"Söyle bana derdini Havva!"
"Beni yarattığın, bana böyle güzel bir yerde bulunma imkanı verdiğin ve arkadaş olarak da bu sevimli yılanı yanıma koyduğun için sana teşekkür ederim. Ama ben hiç de mutlu değilim ve kendimi hiç tatmin olmuş hissetmiyorum."
"Nasıl yani Havva?"
"Kendimi yalnız hissediyorum ve doğrusunu söylemek gerekirse artık sadece elma yemekten sıkıldım.’’
"Dur bir düşüneyim. Tamam buldum! Sana bir erkek yaratacağım!"
"Erkek dediğin nasıl bir şey Tanrım?"
"Biraz kusurlu, birçok olumsuz yanı olan bir ‘yaratık’ olacak: Yalan söyleyecek, seninle dalga geçecek, senden daha yapılı ve daha hızlı olacak, avlanmayı ve öldürmeyi sevecek, meraklı ve ısrarcı bir bakışı olacak ve doğru düşünmek için sık sık senin tavsiyelerine ihtiyaç duyacak. Güreşmek veya bir topun peşinden koşmak gibi çocukça şeyler onu eğlendirecek.
Ama onu öyle bir şekilde yaratacağım ki senin mmmmmm, fiziksel ihtiyaçlarını gidererek seni çok eğlendirecek."
"Mmmm. Eğlenceli görünüyor" demiş Havva muzırca gülümseyerek
"Evet! Onu alabilir ve tadını çıkarabilirsin. Yalnız bir şartım var."
"Seni dinliyorum Tanrım."
"Sana dediğim gibi, aslında o çok eğlenceli olacak. Ama aynı zamanda gururlu, kendini beğenmiş ve hırçın da olacak. Bunun için onu, önce kendisinin yaratıldığına inandırman gerekecek. Ama unutma ki bu bizim sırrımız. Kadın kadına!"
PAZAR


HENDRICKS İstanbul’da
KİM NE OKUYOR?..
Sade’ın kırbacı şakladı
Ruhumu sex shop’ta bulabilirsin
Çalış yorul, dinlen yorul
Ofisin köşesini yuvarladı
40 Ergin İnan sergileniyor
Rehineniz itinayla kurtarılır
Hortumlu dokunulmazlık
Ayşegül Aldinç’in İstanbul’u...
Beyoğlu’nun Keyfhan’ı
sanat BORSASI
‘Ben bir isyancıyım’
Seksolojiden çaktım
İşsizlik öğretir!
Mütevazı bir analiz
Dave Holland geliyor
Hacıbaba Lokantası
Hırsız ve çapkın bakan
‘Londra Sularının Horozu’
Büyükelçiler ve anıları
Bir erkek gibi kırılgan
"Karanlığın Kahkahası"
Felekten bir Harlem gecesinin sonunda
SAYFA BAŞI

|
|

|