
|


"Karanlığın Kahkahası"
Birkaç hafta önce Ambrose Bierce’in yaşamını anlatan kısa
bir yazı yazmıştım. Sulhi Dölek, yazımı okumuş. Beni aradı. Ülkemizde pek tanınmayan bu ABD’li yazardan çevirdiği bir kitabın İş Bankası Yayınları’ndan çıktığını söyledi. Ertesi gün de "Karanlığın Kahkahası" geldi.
Bierce tam anlamıyla "fırtınalı bir yaşam" sürmüş. 1861’de, on dokuz yaşındayken İç Savaş’a katılmış, yaralanmış. San Francisco’da yıllarca gazetecilik yapmış. 1913’te atına atlayıp Pancho Villa’nın savaşına da bulaşmak için Meksika’ya gitmiş. Ondan sonra da gören olmamış onu. Yaygın kanı,
"canını sıktığı için" Pancho Villa tarafından öldürüldüğü.
Yazarın en ünlü kitabı "Şeytanın Sözlüğü". Dilimize çevrilmedi. Sulhi’yle konuştum, bir ara çeviriye kalkıştığını söyledi, ama bütün kitabı Türkçe’ye aktarmanın olanaksızlığından söz etti. Kendisine hak veriyorum. Kitap sözcük oyunlarıyla dolu.
Yine de, bir fikir versin diye, kitaptan birkaç maddeyi aktarmaya çalışayım
("ayık"ı "Yeşilaycı" anlamına kullandım):
"Ayık: Kendini bir zevkten yoksun kılma güdüsüne boyun eğecek kadar zayıf bir insan."
"Barış: Uluslararası ilişkilerde, iki savaş dönemi arasındaki kandırmaca."
"Dost: Kendisinden borç alacak kadar tanıdığımız, ama borç vermeye gelince pek tanımadığımız kişi."
Bir de özlü söz: "İki türlü felaket vardır: Bizim başımıza gelen kötü şeyler, başkalarının başına gelen iyi şeyler."
***
"Karanlığın Kahkahası" da çeviri açısından çetin ceviz. Zaten önsözünde Sulhi de belirtiyor bunu. Ama altından başarıyla kalkmış, amaçladığı "dil dengesi"ni rahatça kurmuş.
Kitapta kısa kısa, çoğu yarımşar sayfalık öyküler var. Bunlara öykü demek doğru mu, bilmiyorum. Ezop’un uzantıları diyelim. Zaten bir bölümün genel başlığı "Temize Çekilmiş Ezop Öyküleri".
Bu bölümde, bildiğimiz Ezop öyküleri yeniden yorumlanıyor. Sözgelimi, kış günü karıncalardan yiyecek isteyen ağustosböceği, "Yaz boyunca durmadan şarkı söyleyeceğine neden kendine biraz yiyecek toplamadın?" sorusuna şöyle karşılık veriyor: "Toplamıştım. Ama siz hırsızlar evime girip hepsini götürdünüz."
Ambrose Bierce, gazeteciliğinden gelme bir yaklaşımla, çağını, çevresini eleştiriyor. Özellikle yolsuzluklara parmak basıyor. Politikacılarla, şarlatanlarla dalgasını geçiyor. Kitaptaki "öyküler", aslında alıştığımız edebiyat öyküsü çerçevesinin çok dışında. Ama bir şeyden tat almak için onu belirli bir çerçeveye oturtmak hiç mi hiç gerekmiyor.
Siz de tat alabilirsiniz bu kitaptan, öyküleri de günümüz Türkiye’sine göre "temize çekebilirsiniz".
BİR DAKİKA ARA Bu hafta "Bir Dakika Ara"mızı yukarıda sözü edilen kitaptan kısa bir öyküye ayıralım. Sulhi Dölek’in çevirisiyle...
***
Şair, derin düşüncelere sarmalanmış olarak yürüyordu. Soğuktan korunmak için sarınabileceği pek başka bir şeyi de yoktu zaten. Birden, kendini bilmediği bir kentin kapısında buldu. Kente giriş izni isteyince de, "Ne olur ne olmaz" adına tutuklanıp Kral’ın önüne çıkarıldı.
"Kimsin?" diye sordu Kral. "Necisin?"
Şair kafasını kullandı. "Uzun El’dir benim adım," dedi çabucak. "Yankesiciliktir sanatım."
Rahatlayan Kral, Şair’in salıverilmesini emretmek üzereydi ki, Başbakan tutuklunun parmaklarının incelenmesini önerdi. Böylece, Şair’in parmak uçlarının düzlenmiş ve nasır tutmuş olduğu ortaya çıktı.
"Gördünüz mü?" diye gürledi Kral. "Ben demiştim size! Bir hece sayma düşkünü bu... Tehlikeli bir şair! Kendisini derhal Kafa Taşıma Alışkanlığından Kurtarma İşleri Lordu’na havale edin."
O sırada huzurda bulunan Harika Cezalar Yaratma Sorumlusu "bir dakika yüce Kralım" diyerek araya girdi. "Daha şiddetli bir ceza önereceğim izninizle."
"Neymiş bakalım o daha şiddetli ceza?" diye sordu Kral.
"Bırakınız o kafayı taşımaya devam etsin." Öyle buyruk verildi.
PAZAR


HENDRICKS İstanbul’da
KİM NE OKUYOR?..
Sade’ın kırbacı şakladı
Ruhumu sex shop’ta bulabilirsin
Çalış yorul, dinlen yorul
Ofisin köşesini yuvarladı
40 Ergin İnan sergileniyor
Rehineniz itinayla kurtarılır
Hortumlu dokunulmazlık
Ayşegül Aldinç’in İstanbul’u...
Beyoğlu’nun Keyfhan’ı
sanat BORSASI
‘Ben bir isyancıyım’
Seksolojiden çaktım
İşsizlik öğretir!
Mütevazı bir analiz
Dave Holland geliyor
Hacıbaba Lokantası
Hırsız ve çapkın bakan
‘Londra Sularının Horozu’
Büyükelçiler ve anıları
Bir erkek gibi kırılgan
"Karanlığın Kahkahası"
Felekten bir Harlem gecesinin sonunda
SAYFA BAŞI

|
|

|