ATATÜRK ve İnönü, "denk bütçe" politikası izlemişlerdi. "Milli devlet"in inşası sürecinde, çeşitli yabancı sermaye yatırımlarını millileştirmişlerdi.
Hatırlanan bir borçlanma ve dış yatırım da yoktur. Hatta, İsmet İnönü, 1954 yılında Yabancı Sermaye ve Petrol kanunlarını çıkaran Menderes'i neredeyse vatanı satmakla suçlamıştı!
Bazı aydınlarımız şimdi de yabancı sermayeye, dış borçlanmaya, IMF ile ilişkilere karşı çıkıyor: "Bu ulus Kurtuluş Savaşı yıllarında da, Cumhuriyet kurulduktan sonra da, dış kaynaklardan, yabancı para kurumlarından hiç borçlanmadı, para almadı..." (Erol Ertuğrul, Cumhuriyet, 13 Mart 2001)
Analitik açıdan, iki soru sormamız gerekir: Bir, Cumhuriyet tarihi tam anlamıyla böyle miydi?.. İki, bugün Türkiye'nin ve dünyanın ekonomik şartları, kurumları, dinamikleri, ihtiyaçları aynı mıdır ki aynı politikaları izleyelim?
* * * OSMANLI'NIN acı tecrübelerinden dolayı, Atatürk ve arkadaşlarında dış borç ve yabancı sermayeye karşı bir çekingenlik vardı. Liberaller daima yabancı sermaye ve borçlanmayı gerekli bulmuş, Atatürk ve arkadaşları ise 1930 krizinden itibaren yabancı sermaye ve borçlanma arayışına daha bir önem vermişlerdir.
İktisat tarihçilerine göre, "Cumhuriyet döneminin ilk konsolide dış borçlanması 1930 yılında yapıldı. Kibrit tekeli 25 yıl için kendisine bırakılan bir Amerikan şirketi, karşılık olarak, Türk hükümetine 10 milyon dolar borç verdi..." 1931 yılında, 50 ile 100 milyon dolar arasında özel Amerikan sermayesini Türkiye'ye çekmek için, Maliye Bakanı Saracoğlu Amerika'ya gönderildi. İngiltere, Fransa, Mussolini İtalyası ve Stalin Rusyası'ndan da kredi ve yatırım almak için girişimler yapıldı... Bazı dış yatırımlar ve dış borçlar da sağlandı. ... (Bkz. Prof. Yahya Sezai Tezel, Cumhuriyet Döneminin İktisadi Tarihi, sf. 180 - 198)
İnönü de 27 Mayıs darbesinden sonra iktidara geldiğinde, Menderes'in Yabancı Sermaye ve Petrol kanunlarına dokunmadı.
* * * ÖTE yandan, "muasır medeniyet" değişmiştir; çağın yatırım ve teknoloji ihtiyaçları değişmiştir. Atatürk ve İnönü iktisatçı olmadığı gibi, meslekten iktisatçıların bile 1930'lardan günümüze görüşleri değişmiş, çünkü şartlar değişmiştir.
Atatürk ve İnönü hiç yabancı sermaye ve dış borç almasaydı bile, Türkiye, en büyük sorunlarından biri olan "yatırım açığı"nı kapatmak için sürekli dış kaynak sağlamak ve hesaplı bir "açık finansman" politikası izlemek zorundadır.
Yunanistan'dan Portekiz'e, bütün ülkeler bol dış kaynak sağladıkları için kalkınmışlardır.
Bugünkü hükümet eleştirilmelidir elbette... IMF ile ilişki kurduğu, dış kaynak sağlamaya çalıştığı için değil! Bugün dile getirdikleri "IMF programının hatalarını" niye baştan görüp, Kemal Derviş'in şimdi hazırlamakta olduğu bankacılık reformu ve ihracat öncelikli bir programı baştan hazırlamadıkları için eleştirilmelidir.