Siyaset sahnesinde yeni bir rüzgar şu günlerde varlığını hissettirmeye başladı. Kemal Derviş rüzgarı bu... İlgi çekiyor, değişik çevrelerde ilgiyle izleniyor.
Kemal Derviş'in özellikle sendika liderleriyle önceki gün televizyon kameralarının önünde yapmış olduğu kamuoyuna açık görüşmeler ilginç değerlendirmelere yol açtı.
Genellikle olumluydu.
İşte dünkü telefon trafiğim sırasında aldığım bazı notlar:
"Bizdeki politikacı tipi genellikle maçodur. Asık surat, gülmeyen yüz, sert çizgiler... Kemal Derviş tam tersi... Hem güler yüzlü hem de fazlasıyla kibar..."
"Sabırla dinlemesini biliyor."
"Sıcak bir insan. Üslubuna da yansıyor bu sıcaklığı..."
"İnsanda güven uyandırıyor."
"Anlaşılan kendine güveni tam. Sükuneti, sakinliği de bundan kaynaklanıyor galiba."
"Kendisiyle barışık bir insan..."
"Konularına, gündemine hakim bir insan havası veriyor."
"Televizyon ekranlarını hiç yadırgamış değil. Noktasıyla virgülüyle konuşuyor."
"Oğlum, rahat verecekler mi bu çocuğa? Çalıştıracaklar mı? Yoksa elini mi tutacaklar?"
Durum böyle. Kemal Derviş, Türk siyaset sahnesinin yeni bir oyuncusu. Sahneye çıktı artık. Bütün dikkatler üzerinde. Çengelini şimdiden zihinlere takan soru işareti malum:
Başoyuncu olabilecek mi? Geçenlerde Orhan Birgit yazdı: "Babası Rıza Bey, genç bir kolej öğrencisi olan Kemal Derviş'in politikaya atılmasını içtenlikle isterdi. Kaç kez bana 'Oğluna politika mikrobu aşılamam için' ağabeylik yapmamı söylemişti. Ülkesini yakından tanıması için Kemal Derviş'i bir Karadeniz gezisine çıkarttığını anımsıyorum. CHP'de Ecevit'in önderliğinde başlattığımız orta sol hareketini yakından izledi ve bir gün Kemal'i de politikada görmek istediğini, Turizm Bakanlığı'na beni kutlama amacıyla geldiği zaman söyledi." (Cumhuriyet, 2 Mart 01).
Siyaset, Kemal Derviş'e sanki baba vasiyeti... Ankara'ya gelip bakan olduğu vakit gazetecilere bir özlemini dile getirdi: "Keşke babam bu günleri görebilseydi." Meclis kürsüsünden yemin ettikten sonra da sözü yine babasına getirdi: "Babam yaşasaydı, bugün 100 yaşında olacaktı." Kemal Derviş öyle anlaşılıyor ki politikada kararlı. Belki de bunun için Amerika'ya geri dönmeyeceğini, Türkiye'de kalacağını sürekli yineliyor.
Bir başka deyişle:
Baba vasiyetini tutmaya kararlı...
Kemal Derviş bugün için partisiz. Ecevit kendisini DSP'ye davet etmiş durumda. Ancak, yine Ecevit'in açıkladığına göre Kemal Derviş bu konuda henüz kararını vermiş değil.
Niye?
İleriki opsiyonlarını kapatırım diye düşünmüş olabilir mi?
Bilemiyorum.
Ama tabii eninde sonunda bir karar vermek durumunda Kemal Derviş. Bu açıdan, hele Ecevit de teklifini yapmış olduğuna göre, DSP ister istemez gündemin üst sırasında yer alacak.
Kemal Derviş'in yeni oyuncu olarak sahneye çıkışı, elbette, Türk siyaset sahnesinde bir dalgalanma yaratmış durumda. Bir lider adayı olabilecek birçok niteliğe sahip gözükmesi, politika kulisinin bazı köşelerinde daha şimdiden rahatsızlık - hasetlik karışımı duygulara yol açtığı da söylenebilir.
Parlamento kulisinin nabzını tutan bir kaynak dün şöyle diyordu: "Yıpranmış, eskimiş siyaset kadrolarında Kemal Derviş'in daha şimdiden tedirginlik yarattığı doğru. İlk çıkışlarının kamuoyunda başarılı titreşimler doğurması, politikacı esnafını rahatsız etti. Önünü kesmek istiyorlar."
Enkazı kaldırmak...
Önde gelen bir DSP milletvekilinin dünkü değerlendirmesi de ilginçti: "Düşünebiliyor musun? Dışarıdan, Amerika'dan geliyor bir bakan, ekonominin direksiyonuna oturuyor ve Meclis'ten çıt çıkmıyor. Allah için bir tek milletvekili de çıkıp 'Niye ben bakan olmadım?' diye hesap sormuyor. Bu durum da bir yerde Kemal Derviş'in bugünkü konumunu ve gücünü gösteriyor. Eski deyişle kimseye müdanası olmayan bağımsız bir operatör..." Özetle:
Kemal Derviş politika yapacak!
Baba vasiyetini yerine getirecek.
Ama şimdi öncelik ekonomide.
İnşallah enkazı kaldırır!