Devlet Bakanı Kemal Derviş'in yangın söndürme programını da, önde gelen iktisatçılarımızın programa ilişkin yorumlarını da dikkatle dinledim.
Kilitlenen piyasaların hemen açılmasını bekleyenlerin yorumu "Dağ fare doğurdu"! Siyasilerin kamu kaynaklarından nihayet ellerini çekeceğini düşünenlerin yorumu ise "Çok cesur, çok radikal adımlar". Ben ikinci gruba yakınım.
Derviş'e göre 3 kamu bankasının piyasalardan her gün 5 - 6 katrilyon lira çekmelerini engellemedikçe ne faizler normale oturur, ne de döviz kurları. Bugünlerde sadece kamu bankalarının açıklarını kapatmak için çalışıyor banknot maatbaası.
Pekiyi ya 2.7 katrilyonluk Hazine kağıdının itfa edileceği 21 Mart kabusu? Yoksa Nevruz Bayramı ile aynı güne geldiği için mi abartıldı 21 Mart!
Deniyor ki bu miktarın 1 katrilyon lirası zaten kamu bankalarına ait. Ayrıca Ankara'nın bu itfayı yüksek döviz kuruyla karşılamayı yeğlediği ve o tarihe kadar dövize hatırı sayılır bir müdahaleyi düşünmediği de fısıldanıyor.
Çöpe giden paket bir enflasyonla mücadele programıydı. Bu kez ise maalesef hepimizi bir istikrar paketi bekliyor.
Biz kemerleri fena halde sıkacağız, ama kamu bankalarının piyasaları altüst etmelerine son vermek için yapılacak emisyon, maalesef enflasyonu azdıracak. Dış destek gelmezse hiper enflasyon ihtimali de var ufukta.
Bal'ın günahını aldılar!
Devlet Bakanı Faruk Bal'ı, MHP'nin Emlakbank'ın bankacılık bölümünden feragat ettiğini açıkladığı basın toplantısında dinleyenler, hemen telefona sarılıp birbirlerini arayarak Bal'la dalgalarını geçtiler:
"Faruk Bey ya dayak yememiş, ya da sayı saymasını bilmiyor! Herhalde rakamları karıştırdı. Kamu bankaların 1 gecedeki borçlanma miktarları hiç o kadar olur mu?"
Faruk Bal, son krizin ardından gerek Ziraat'in gerekse Halkbank'ın her gece piyasalardan yüksek faizle 2 - 2.5 katrilyon lira borçlanmak zorunda olduğunu, kendisine bağlı olan Emklakbank'ın ise gecelik 600 trilyon lira borçlanmayla diğerlerinden çok daha iyi durumda olduğunu anlatmıştı.
Son krizin ardından iş dünyası bile rakamların katlanarak artış hızına yetişemiyor anlaşılan. Sonradan ortaya çıktı ki Devlet Bakanı Bal, rakam hatası falan yapmıyor. Rakamlara da, ağzından çıkan laflara da hakim. Ve 3 kamu bankasının kasım krizinin ertesinde 1 katrilyon liraya fırlayan gecelik borçlanma ihtiyacı, Anayasa frizbi krizinin ardından 5 - 6 katrilyona fırlayıvermiş.
Küresel şapla Tüketici Günü
Sanki içime doğmuş. 15 Mart Dünya Tüketici Günü kutlamaları çerçevesinde düzenlenen panel ve konferansların hiçbirinde konuşmacı olmayı kabul etmemiştim. Ne kadar isabet etmişim.
Tüketicilere ne mesaj verebilirdim ki? Ama ben asıl ABD ve AB gibi kalkınmış ülkelerdeki kutlamalarda bu yıl nelerin konuşulduğunu çok merak ediyorum.
Bir yanlarını deli dana sarmış, tam onunla boğuşurken İngiltere'de başlayıp Fransa ve İtalya derken Avrupa'ya da yayılıveren şap belası. Son olarak Suudi Arabistan'dan da şap görüldüğü haberi gelince tamam dedim: Şap da küreselleşti artık!
Yoksa ekonomiye mi özendi dersiniz?
Pekiyi biz tüketiciler ne yiyip içeceğiz?
Vejetaryen olmak da çözüm değil. Zira sebze ve meyvelerin çoğu ya hormonlu, ya da genetik olarak değişime uğratılmış.
Hep Batılı kalkınmış ülkelerin tarımda verimlilik hırsı yüzünden!
Dünya Tüketici Günü'nde bu yıl sizlere dünyayı tüketmeden sağlıklı yaşama alanı bulabilmenizi diliyorum.