21 Mart 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Nurgül Yeşilçay’ın İstanbul’u...

Ali Kırca’nın Türkan Şoray’dan sonra Türk sinemasının "ikinci sultan"ı ilan ettiği Nurgül Yeşilçay, İstanbul’la "İkinci Bahar" dizisinin çekimleri sırasında tanışmış

Dizideki İstanbul gerçek değil...
     MEHMET KENAN KAYA

     Sanırım İzmir’de doğup, büyüdünüz. İzmir’den sonra İstanbul’a alışmak zor oldu mu? Evet, İzmir’de doğup büyüdüm. Şu anda İstanbul’da Moda’da yaşıyorum ama okulum nedeniyle sık sık Eskişehir’e de gidip geliyorum. İstanbul çok karmaşık geliyor bana. Sanki herkes üstüme geliyormuş gibi. Bu yüzden evden dışarı çıkmak istemiyorum bazen. Ama tenha yerlerini bulduğum zaman da çok güzel bir şehir olduğunu düşünüyorum.
     
•  İstanbul’da kendinizi rahat hissettiğiniz yerler var mı?
Boğaz’ı ve Beyoğlu’nu seviyorum en çok. Boğaz’ın martıları insanlara çok yakın. Vapurda giderken onlara gevrek (İzmirliler simite "gevrek" diyor) atıyorum, karşı yakaya kadar geliyorlar benimle. İzmir’in martıları daha cool’dur mesela. Bu yakınlık, sanırım yalnızca İstanbul’un martılarına özgü.

•  Peki Beyoğlu?
Beyoğlu’nda her çeşit insana rastlamak mümkün. Hepsi bir anda ve bir yerde. Ayrıca Beyoğlu’nun çok zarif bir mimarisi var. Özellikle de eski apartmanları beni çok etkiliyor.

•  İkinci Bahar’daki Samatya’yla izleyiciye bir İstanbul masalı mı anlattınız, yoksa gerçekten böyle bir İstanbul var mı?
Ben İstanbul’da Ali Haydar gibi birisine hiç rastlamadım. İkinci Bahar’dakine benzer bir aile yaşantısının, komşuluk ilişkilerininin de çok zor bulunacağına inanıyorum. Ama benzer şeyler de var tabii. Mesela Gülsüm, her sabah okula gitmek için tıklım tıklım bir otobüse biniyordu. Bu yüzden de arabalı bir sevgili istiyordu kendine. Bu da çok doğal, çünkü bu şehirde bir yerden bir yere gitmek o kadar zor ki...

•  Anladığım kadarıyla İstanbul sizi yoruyor ama yine de ayrılmıyorsunuz buradan...
İnsan yaşadıkça İstanbul’a alışıyor sanırım. Kalabalık olmadığı zaman o kadar güzel bir şehir ki... Her mevsim, her saat farklı bir güzelliği var. Ayrıca kültür ve sanat yaşamının zenginliği hepimize büyük olanaklar sunuyor. Sadece kalabalık ve kalabalığı çok sıkıcı.

"Ali Poyrazoğlu, ‘Kobay’da müthişti"
     Evime yakın olduğu için Moda’daki sinemalara gitmeyi tercih ediyorum. Aksiyon filmlerini sevmiyorum. Mesela, Gladyatör"ü seyrederken uyumuştum. Daha çok komedi ve duygusal türdeki filmleri seviyorum. Bir de Jim Carrey’nin filmlerini hiç kaçırmam. Sık sık tiyatroya gidiyorum. En son Ali Poyrazoğlu’nun "Kobay" adlı oyununa gittim. Müthişti, özellikle Ali Poyrazoğlu’nun oyunculuğu mükemmeldi. Onun dışında Ferhan Şensoy’un, Haluk Bilginer’in ve Zuhal Olcay’ın oyunculuklarını çok beğeniyorum. Modern dans gösterilerini izliyorum ama baleye gitmiyorum. Türkiye’de sergilenen bale bana çok yapay geliyor. Aslında bale bütün dünyada çok modernleşti ama bizde hâlâ klasik balenin kuralları geçerli.
     
"En sık gittiğim mağaza Mango"
     Giyim konusunda sürekli koruduğum bir tarzım yok. Bazen klasik pantolon, etek falan giyiyorum, bazen de absürd giyinmeyi seviyorum. Bazen insanların giyimi gözüme çok hoş gözüküyor, bazen de normallik kölelik gibi geliyor bana. Tercihlerim sürekli değişiyor yani. En sık gittiğim mağaza Mango... Kot pantolonlarımı Levi’s’tan, Diesel’den ya da Bağdat Caddesi’ndeki Zara’dan alıyorum. Bir de Atlas Pasajı’ndaki eski giysi satan dükkanlarda hoş şeyler bulabiliyorum. Aslında, marka benim için önemli değil, bir şeyi beğendiysem, küçük bir mağazada da olsa alıyorum. Bakkal, kasap işleriyle uğraşmaktan hoşlanmadığım için, evle ilgili alışverişle daha çok erkek arkadaşım ilgileniyor. Yapmak zorunda kalırsam da, Moda’daki Migros’a gidiyorum. Büyük marketlerde her şey elinizin altında oluyor. Aksi halde, birçok yeri dolaşmak ve zaman harcamak gerekli.
     
"Çiya’nın yemekleri güzel"
     Geleneksel yemekleri evde, kendim yapmayı seviyorum. En çok da ıspanak ve kuru fasulye pişiriyorum. Dışarıda olduğum zamansa, hep bir vakit sıkıntısı yaşadığım için Burger King, Mc Donald’s gibi fast food restoranlara ya da yol üstündeki herhangi bir dürümcüye gidiyorum. İkinci Bahar’ın çekimleri sırasında sık sık Develi’ye gidiyorduk. Develi’nin yemekleri, mezeleri, gavurdağı salatası, özellikle de çiğköftesi çok güzeldi. İşin tuhafı, ben çiğköfteyi hiç sevmezdim. Çiğköfteye Develi’de alıştım. Develi dışında Anadolu’ya özgü yemekleri
     iyi yaptığını düşündüğüm bir başka yer de Moda’daki Çiya. Sanırım Çiya da bir Antep sofrası ve bütün yemekleri çok güzel.
     
"Lal’in dekorasyonu hoş"
     Bara giderken önceden bir program yapmıyorum. Moda’daki Barlar Sokağı’na bakıyorum önce. Barlar Sokağı’nda en çok Lal’i ve Karga’yı seviyorum. Lal’de hem hoş müzikler çalıyor, hem de ahşap malzemenin ağırlıkta olduğu dekorasyonu çok güzel. Ayrıca, ortamı sakin olduğu için bir şeyler de okuyabiliyorum. Karga’da da rock ağırlıklı müzikler çalıyor, o yüzden iyi. Barlar Sokağı’nda sıkılırsam, Soho’ya ya da Riddım’a gidiyorum. Soho, hafta sonları kalabalık olduğu için, daha çok hafta arası uğruyorum. Bazen çok komik tipler geliyor. Riddım’da da reggy çalıyor. Aslında o gün ne müzik dinlemek istersem, gideceğim barı da ona göre seçiyorum.
     


 PAZAR


Alman takımında bir Türk taraftarı
KİM NE OKUYOR?..
Kamuya açık değilim
Beşiktaş indi, siyah beyaz çıktı
Yeniden bir aradalar...
Nurgül Yeşilçay’ın İstanbul’u...
Vücut saatine ayar çekin
Bir kocaman duman halkası
Ödüllü karikatürler
Atlar ve hatlar
Hangi Potter gerçek?
Dali’liğe övgü
Dünya mutfakları İstanbul’da...
KİM NEREDE NE YEDİ?
Haftanın REHBERİ
‘Kemal bir daha medyayla gelmesin’
Al dilini yanına, herkes kendi yoluna
"Küçük askerler" bedelli bekler!
Nasıl konsantre olunur? (1)
Dereotsuz bakla yemeği
Seksüel transiyaset
Bitkilerden hoş bir seda
Altın yumurtlayan tavuğun tüyleri nasıl dökülüyor?
Saatlerin kaprisi
"2001 Şiir Yıllığı"
Mahallemizin renkleri


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet