21 Mart 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Atlar ve hatlar

Kullandığı at figürleriyle dikkat çeken ressam Süleyman Saim Tekcan, son dönem çalışmalarını PG Art’ta sergiliyor

     SEMA ASLAN

     Sanat serüveninde kırk yılı geride bırakan Süleyman Saim Tekcan’ın "Bronz Atlar, Gravürler ve "Resimler" sergisi PG Art Sanat Galerisi’nde açıldı. Sanatçının son iki yıl içindeki çalışmalarını içeren sergi, 15 Nisan’a dek görülebilecek. Çalışmalarında, izleyenleri Doğu-Batı sentezi ile karşılayan Süleyman Saim Tekcan ile Osmanlı motiflerini, Türkiye’deki sanat eğitimini ve son dönem yapıtlarında yoğun olarak yer alan atları konuştuk.
     
•  Neden atlar?
Bütün sanatçıların ilgi alanını tarih boyunca iki önemli figür oluşturuyor: İnsan ve at. Osmanlı’ya bakalım; minyatürün içinden atı çıkarırısanız minyatür neredeyse yok olur. Yani minyatürün kurgusu yok olur. Atları seçmemin nedeni yine gelenekle ilgili. Bu sergide yer alan resimler, yaptıklarımın belki de ellide biri.

•  Bu serginin sizin için özel anlamı nedir?
Gravürler ve bronz dökümler, atlar ve hatlar teması ile aynı konsept içerisinde. Geçen yıl Eczacıbaşı’nın sanat atölyesinde yaptığım seramiklerle başlayan bir seri çalışmam oldu. Bronz dökümü mum tekniği dediğimiz, geleneği olan ve en hassas dökümü imkânlı kılan bir teknik. Bronz dökümlerdeki plastik yapıyla baskıda kullandığım gravür kalıplarının ilişkileri var. Yani hem konu bakımından hem de röliyef etkiler bakımından ilişkileri var. Profillerinde yine Osmanlı’dan taşıdığımız bazı formlar var. Bu formlar bir kubbe, bir mezar taşı silueti ya da Osmanlı mimarisindeki formlar olabiliyor.

•  Neden Osmanlı formları?
Seçim kasten yapılmış değil. Bilinçaltında belki bu serginin temasında işlediğimiz Osmanlı mirasını çağdaş yorumlama düşüncesi olabilir.

•  Sergide 2001 tarihli eserler de var. Eserlerinizi ne kadar sürede hazırlıyorsunuz?
Bu konu aslında benim daha önce yaptığım "Süleymanname" adlı kitabın başlangıcıyla ilgili. O projenin esası, tıpkı bizim geleneğimizde, özellikle Osmanlı sarayında hattatların veya minyatür ustalarının elinden çıkmış Hünername, Surname gibi kitapları gibi bir kitap yapmak fikrine dayanıyordu. Süleymanname aşağı yukarı 30 gravürden oluşuyor. Yazılar İngilizce, Osmanlıca ve Türkçe. Bu kitap belki 5 kg. ağırlığında. Bu bir projeydi ve proje hâlâ devam ediyor. Bu sergideki gravüler, bronzlar ve de resimlerimin tümü yedi sekiz yılın birikimi.

•  Son dönemde hat ya da minyatür sanatının yaygınlaştığını görüyoruz.
Bunu pek çok sanatçı arkadaşımızla tartıştık. Cumhuriyet’in Osmanlı’nın temelleri üzerine kurulduğunu kabullenmemek mümkün değil. Bizim kültürümüz sadece Osmanlı deği, Selçuk, Bizans ve diğer uygarlıklar. Bütün bunlar çok önemli, çünkü yaşadığımız topraklardaki kültür birikimi kültürümüzü ve düşüncemizi yönlendirmekte. Bu kültürün bir parçasını bugünkü çağdaş sanatımıza taşımalıyız. 1970’li yıllarda Yugoslavya’ya, bir akademide ders vermek üzere davet edildim. Yugoslavya’daki Müslüman Avrupalılar’ın Osmanlı kültürünü sanatlarına korkusuzca yansıttıklarını gördüm.
O zaman hem Avrupalı olmak hem Müslüman olmak ne güzel diye düşündüm.

•  Eğitimci yönünüzün üretim sürecinize etkileri nelerdir?
İyi zeka yapısına sahip bir insan kültür atmosferinden nasibini alabiliyorsa o zaman sanatçı olma şansı çok büyük. Sanat izleyicisi olmak için de bunlar gerekli. Biz hâlâ istediğimiz boyutta sanat eğitimini oturtamadık. Türkiye’de şu anda 30 tane güzel sanatlar lisesi var ve o projeyi ben yaptım.

•  At figürlerini eski yazı motifleriyle süslemişsiniz. Bu yazılar ne anlam ifade ediyor?
Çağdaş ve Atatürkçü bir insanım. Osmanlı’nın bu mirasını da birilerine yedirmek istemiyorum. Bu nedenle de Osmanlı’nın kaligrafik yazı üslubunu kullanıyorum. Fakat olduğu gibi kullanmıyorum. Bunlar, okunmayan yazılar. Pek çok kişi okumaya çalışıyor, okuyamıyorlar. Çünkü okunsun diye yazılmadı bu yazılar. Benim resimsel anlatımım için sadece estetik değerleri gerekliydi. Ama bu yazıların altındaki kaligrafide Osmanlı’da var olan, güzel söylenmiş sözleri aldım: "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi". Yani fazla dini şeyler değil.



 PAZAR


Alman takımında bir Türk taraftarı
KİM NE OKUYOR?..
Kamuya açık değilim
Beşiktaş indi, siyah beyaz çıktı
Yeniden bir aradalar...
Nurgül Yeşilçay’ın İstanbul’u...
Vücut saatine ayar çekin
Bir kocaman duman halkası
Ödüllü karikatürler
Atlar ve hatlar
Hangi Potter gerçek?
Dali’liğe övgü
Dünya mutfakları İstanbul’da...
KİM NEREDE NE YEDİ?
Haftanın REHBERİ
‘Kemal bir daha medyayla gelmesin’
Al dilini yanına, herkes kendi yoluna
"Küçük askerler" bedelli bekler!
Nasıl konsantre olunur? (1)
Dereotsuz bakla yemeği
Seksüel transiyaset
Bitkilerden hoş bir seda
Altın yumurtlayan tavuğun tüyleri nasıl dökülüyor?
Saatlerin kaprisi
"2001 Şiir Yıllığı"
Mahallemizin renkleri


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet