21 Mart 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Mahallemizin renkleri

Chris’e sordum, "Fark etmedin mi?" Anlamadı. "Kasadaki adam," dedim, "beyazdı."

     WASHINGTON

     Bir gariplik vardı ya, ne olduğunu ilk başta anlayamadım.
     Geceyarısına doğru, mahallemizdeki "7 Eleven" dükkanına uğramıştık.
     Bir kutu süt, bir kutu portakal suyu... Kahvaltı tedariki.
     Parayı ödemek için beklerken kendi kendime "Bu dükkanda ne değişti acaba?" diyordum ki, birden dank etti.
     Arabaya bindiğimizde, Chris’e sordum, "Fark etmedin mi?" Anlamadı. "Kasadaki adam," dedim, "beyazdı."
     Sonra yol boyunca, yeni evimizin olduğu Mc Lean’de de, daha önce oturduğumuz Alexandria’da da, "7 Eleven" benzeri, geç saatlere kadar açık dükkanlarda, bugüne dek hiç beyaz kasiyer görmediğimize hükmettik.
     "Peki, ya Safeway’deki kasiyerler?" Hayır, süpermarketteki kasalara da beyazlar bakmıyordu. "Tabii, Tony dışında" dedik bir ağızdan, muhtemelen 50 yaşlarında olup 8-9 yaşındaki bir çocuk gibi davranan, konuşmakta çektiği güçlüğe rağmen her zaman nazik ve farklı Safeway kasiyerini hatırlayınca.
     Sutton Place Gourmet’de ise durum değişikti. Adı üstünde, boğazına düşkün, kalburüstü ve hemen hepsi beyaz tüketicilere, Avrupa’dan ithal peynirler, şaraplar satan bu dükkanda "karışık" bir personel vardı. Pastane kısmındaki Alman aksanlı "pastacı teyzeyi" tanıyordum ben, düşününce diğer bölümlere bakanların da hep beyaz olduğuna karar verdik. Kasalarda ise siyahlar vardı ve bir de Uzakdoğulu hoş mu hoş bir genç kız.
     "Peki ya kuru temizlemecilerin hep Koreli olması neden?" diye sordu Chris. Hemen Mc Lean’de yedi düvelin evinin önündeki çimi biçen Mr. Chow’a gitti aklımız. "Bahçıvanların da çoğu Koreli. İşlerini iyi bilen, çalışkan insanlar."
     "Fast food" dükkanlarında ise Uzakdoğulu bulamazsın. Amerikalılar’ın yuvarlaklaşmasında büyük payı olan bu sağlıksız beslenme yerlerinde,
     hamburger pişirip patates kızartanlar genellikle lise öğrencisi siyahlar.
     Latinolar’ın asıl yoğunlaştığı hizmet sektörü "temizlik." Özellikle de kaçak işçi konumundaki Orta Amerikalılar’ın.
     Eski evimizde, ayda bir cam silen Honduraslı Gloria’yı ve gemiden atlayarak ABD’ye geldikten sonra bir süre onunla yaşayıp, bir gün hiçbir şey söylemeden çekip gitmiş Manisalı Mehmet’ten olma çitlembik kızı, altı yaşındaki Michel’i düşündüm. "Paskalya yaklaşıyor, Gloria’yı çaya çağırmalı, Michel’e bir hediye almalı."
     Chris bir yandan, bu çevrede iş yapan taksi şoförlerinin memleketlerini sıralıyordu: "Afganistan, Pakistan, Etiyopya."
     "İranlılar da var" dedim. "Aralarında nice mühendise, öğretmene, hatta bir keresinde Türkiye’de Harp Okulu’na gitmiş bir Afganistanlı albaya rastladım."
     Sonra postanede ve banka şubelerinde siyahların, araba yıkama servisinde sadece Latinolar’ın çalıştığını, eczanede, reçeteli ilaçlar bölümündeki beyaz doktorlar dışında bütün çalışanların Latino olduğunu hatırladık.
     Her gün şafak sökmeden iki ayrı gazeteyi kapımızın önüne bırakan iki dağıtıcı da Latino’ydu; biri Kolombiyalı Jorge, diğeri El Salvadorlu Jorge.
     Ya garsonlar? İş yine değişiyor, zira lokantacılık buralarda başlıbaşına "etnik" bir sektör. Mc Lean’de "Amerikan" denebilecek tek "lokanta" var, orada da servisi, üniversite öğrencisi beyaz ve siyahlar yapıyor. Evimizin yakın çevresinde beş Japon, iki Çin, iki Fransız, bir İtalyan, bir Hint, bir Türk, bir Yunan lokantası saydık ki, oralarda da nerenin yemeğini yiyorsanız oranın insanı karşılıyor sizi.
     Velhasıl, Washington’a yakın Kuzey Virginia banliyölerinde günlük hizmet işlerinin etnik dağılımı şimdilik böyle. Ama Amerika bu; burada hizmet sektöründeki bir işin sağladığı standartları, memleketlerindeki koşullara tercih eden milyonlar gelmeyi sürdürdükçe, işbölümü nasıl değişecek dersiniz?
     


 PAZAR


Alman takımında bir Türk taraftarı
KİM NE OKUYOR?..
Kamuya açık değilim
Beşiktaş indi, siyah beyaz çıktı
Yeniden bir aradalar...
Nurgül Yeşilçay’ın İstanbul’u...
Vücut saatine ayar çekin
Bir kocaman duman halkası
Ödüllü karikatürler
Atlar ve hatlar
Hangi Potter gerçek?
Dali’liğe övgü
Dünya mutfakları İstanbul’da...
KİM NEREDE NE YEDİ?
Haftanın REHBERİ
‘Kemal bir daha medyayla gelmesin’
Al dilini yanına, herkes kendi yoluna
"Küçük askerler" bedelli bekler!
Nasıl konsantre olunur? (1)
Dereotsuz bakla yemeği
Seksüel transiyaset
Bitkilerden hoş bir seda
Altın yumurtlayan tavuğun tüyleri nasıl dökülüyor?
Saatlerin kaprisi
"2001 Şiir Yıllığı"
Mahallemizin renkleri


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet