Bundan 22 yıl önce, tam tarihiyle 1978'den '79'a girerken Türkiye'nin gözü, gene büyük ümitlerle, gene - şimdi G7'ler diye bilinen - başta Amerika, gelişmiş büyük devletlere, gene IMF'e çevriliydi.. ve gene bir "Ecevit Hükümeti" işbaşındaydı. Durum bugünkündün de kötüydü.
Hakça söylemek gerekirse bunun doğrudan sorumlusu Ecevit'in Güneş Motelde AP'den aparttığı "kumar borcu olmayan" milletvekilleriyle kurduğu Hükümet değildi. Bu Demirel'in "bitli yorgan" denilen Milliyetçi Cephe hükümetinin yadigarıydı. Karı/koca Ecevitler tüketim mallarının dağıtımında bakkaları devreden çıkartıp yerlerine namevcut kooperatifleri koyma gibi dahiyane bir fikri uygulamaya kalktıklarından müthiş bir "yokluk" da piyasayı kavuruyordu. Türkiye tam anlamıyla "70 sente muhtaç" hale gelmişti. Bir Maliye Bakanı, "Ecevit Hükümetinin Bakanı" olmaktan başka handikapı bulunmayan Ziya Müezzinoğlu "dışardan para bulmak" için cansiperane gayretler içindeydi.
Buna karşılık, DP devrinde Fatin Rüştü Zorlu'nun tezi olan "Biz ne kadar borçlanırsak borçlanalım, Amerika öder!" düşüncesi bazı Hükümet çevrelerine egemendi. Amerika, hele Soğuk Savaş sürerken, Türkiye gibi bir müttefikini iflas çukurunda bırakacak değildi ya.. Bu inançla hem IMF'e, hem şimdiki G7'lere başvurulmuştu. Bu sırada G7'ler Guadelup adasında toplantı halindeydiler.
"Guade..lüp!"
1970'lerin basınında da Ecevit'e adanmış bir kesim vardı. Hem sütten henüz ağız yanmış olmadığından etkiliydi de.. Bir gün o kesim büyük başlıklarla ilan etti ki Guadelup'ta en çok konuşulan konu, Türkiye'dir. Buna şahit diye batılı gazeteleri gösteriyorlardı. Onlarda "turkey" kelimesinden geçilmiyordu.
Doğruydu ama, o "turkey" Türkiye değil, hindiydi ve zengin büyükler Noel yemeğinde hindi yemişlerdi. Süren toplantılardan ise "peşin para" bir türlü çıkmıyordu. Guadelup, Hükümet için "Guade..lüp" gözüyle görülüyordu; zenginler kesenin ağızını açacaklar ve biz de "lüp!.." diye dolarları yutacaktık. Cumhuriyet Senatosunda Müezzinoğlu'na öyle takılındığını hatırlarım. Guadelup'tan çıka çıka "Şansölye Schmidt'in koordinatörlüğü" çıktı. "Uygulanabilecek bir formül için" Almanya Başbakanıyla anlaşmaya varılacaktı, sonra IMF yeniden devreye girecekti. İşlemesi gereken çarklar vardı.
Bunu beklemeye o Ecevit Hükümetinin ömrü yetmedi: İlk ara seçimde 5 - 0 yenilerek millet tarafından ıskartaya sevkedildi.
* * *
Belki bugün, o tecrübenin hatırlanmasında "fazla hayalciler" için yarar vardır. Amerika, Japonya, hatta Almanya gibi çok Avrupa ülkesi sendeleyen kendi ekonomilerinin derdindeyken..