25 Mart 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Siyasette ‘mıntıka temizliği’ çare mi?

     Bir gazeteci kitabı daha: Phoenix, Ecevit’in Yeniden Doğuşu... (Doğan Kitapçılık) Değerli meslektaşım Fikret Bila’nın bu güzel kitabı beni yirmi yıl öncesine götürdü. Bir askeri yönetimin, 12 Eylül’ün o sıkıntılı, acılı, bazen de kabus gibi yıllarını anımsadım.
     12 Eylül, düş kırıklıkları kadar öfkelerin de damgasını vurduğu bir dönemdi. Fikret, kitabının girişinde Ecevitler’in 12 Eylül’e duydukları öfkeyi şöyle anlatmış:
     "Söz aramızda ama’ dedi Rahşan Ecevit, ‘DSP’nin kökeninde öfke vardır.’
     Nasıl?
     ‘Bu mücadele azmi ve parti kurma fikrinin, her şeye sıfırdan başlama kararının altında Hamzakoy vardır.’
     Hamzakoy’da mı karar verdiniz?
     ‘Hamzakoy’a gittiğimizin ertesi günüydü galiba. Tesislerin komutanı Org. Hüsnü Çelenkler odamıza geldi. Bizi bir salona davet etti. Salonda Nazmiye Hanım ve Süleyman Demirel de vardı. Bize televizyondan Evren’in konuşmasını dinlettiler. Evren öyle bir konuşma yapıyordu ki... Siyaset ve tüm siyasetçiler için ‘çamur’ diyordu. Çamur...’
     Buna öfkelendiniz?
     ‘Evet, buna öfkelendim. Ne demek çamur? Her kesimde istisnalar çıkar. Ama niye bütün siyaset, bütün siyasetçiler çamur olsun? Buna öfkelendim.’
     Tepkiniz ne oldu?
     ‘Düşündüm; bütün çabalarımızı, gençliğimizi, her şeyimizi verdiğimiz siyasette sıfıra indirilmiştik. Bütün birikimin üzerine sünger çekilmişti. Üstelik ‘çamur’ olmakla suçlanıyorduk. ‘O zaman’ dedim, ‘sıfırdan başlarız biz de.’
     Rahşan Ecevit, Evren’i bu düşünceler ve duygular içinde dinledikten sonra Bülent Bey’le kaldıkları odaya döndü.
     Bülent Ecevit sessizdi.
     Ne yaptınız, ne konuştunuz?
     ‘Evren’i dinlerken düşündüklerimi, duygularımı Bülent’e söyledim. Tepki göstermedi. Bülent içine atar. Benim gibi dışa vurmaz. Sustu. O da çok öfkeliydi.’
     Ne önerdiniz?
     ‘Şunu düşündük birlikte: Kaç yaşındayız? 50’yi geçmişiz. Evet, evet... Yaş 55. Bu yaşta sıfırdan başlamak olur mu? Önümüzde ne kadar süre var? Yeter mi? Yeter dedik. Ne kadar varsa dedik.’
     Bülent Bey, ‘Her yaşta sıfırdan başlanır, yeter ki demokrasiyi boğmasınlar’ diye noktaladı konuşmayı."
     * * *
     12 Eylül’e duyulan öfke...
     Demokratik Sol Parti’nin, kısa adıyla DSP’nin temelinde, Rahşan - Bülent Ecevit’in askeri yönetime duydukları öfke yatıyordu.
     12 Eylül öncesi tabii ki bir başka alemdi. Başta siyasetin kilitlenmesi, hatta felç olması gibi eleştirilmesi gereken çok taraf vardı. Ama 12 Eylül öncesinin bu iflas manzaraları bir askeri yönetimi aklamanın gerekçesi olamazdı.
     Haklıydı Ecevitler’in öfkesi.
     Düşünün 12 Eylül 1980’i.
     Asker önce darbe, sonra mıntıka temizliği yapıyor. Bütün siyasal partileri kapatıyor. 12 Eylül öncesinin siyaset kadrolarına politikayı yasaklıyor.
     Ve onları her fırsatta aşağılıyor.
     Askeri yönetim, istediği partiyi seçime sokuyor, istemediğini sokmuyor. Seçimle, partilerle ilgili yasaları, Anayasa’yı baştan aşağı yeniliyor.
     Niçin?
     Siyasi istikrar uğruna...
     Ama öfke yaratıyor.
     Yalnız Ecevitler’de değil.
     Demireller de öfkeleniyor.
     Erbakanlar da...
     Türkeşler de...
     Hepsi bileniyor, öfkeleniyor askeri yönetime. Hepsi, mazlum ve mağdur hale geliyorlar. 12 Eylül’ün siyaset yasaklarına rağmen hepsi siyasete soyunuyor. Partilerini kuruyorlar. Sağda, solda partilerin sayısı katlanıyor; birden ikiye, ikiden üçe çıkıyor.
     Sonuç:
     İstikrar değil.
     Bölünme ve istikrarsızlık...
     Siyaset sahnemiz bugün de gerçek istikrardan yoksun. Kökleri, 12 Eylül’e kadar uzanan bir bölünmüşlük bu...
     Siyaset kurumu bugün hala her zamankinden daha çok yenilenmeye muhtaç. Çünkü çözümden çok kriz üretiyor, çözümden çok sorun biriktiriyor. Ve mevcut siyaset sınıfı bunun için halkın gözünde gerçekten dökülüyor.
     Tıkanmışlığı yaşıyor siyaset.
     Ama ya çare?..
     Herhalde mıntıka temizliği değil. Bunca acı tecrübeden sonra, hayallerin peşinde ömür tüketmek anlamına gelir askeri çözümler...
     Doğru olan, ‘doğal seleksiyon’dur!
     Seçim sandığında halkın oyuyla siyasette yenilenmenin yolunu açmaktır.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Melih AŞIK
Sabiha Gökçen

Fikret BİLA
Temizel: "Gönlüm DSP'de"

Berrin Cankat
Çankaya: Daha iyi olabilir!

Hasan CEMAL
Siyasette ‘mıntıka temizliği’ çare mi?

CAN DÜNDAR
Felaket senaryosu

Şükrü ELEKDAĞ
Saddam sonrası

Abbas GÜÇLÜ
Çankaya'da eğitim

Gani MÜJDE
Olimpistanbul

Tuncay Özkan
Bayram polise tosladı

Hasan PULUR
Soğan soyulurken hazine soyulurken

Derya SAZAK
Hayalet santral

Meral TAMER
Aksoy ne bekliyor?

Güngör URAS
Naum Tiyatrosu

© 2001 Milliyet