25 Mart 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Aksoy ne bekliyor?

     Ben 80'li yılların başlarında ekonomi basınına ilk adımımı attığımda, İktisat Bankası'nın eski sahibi Erol Aksoy Garanti Bankası Genel Müdürü'ydü.
     Parlak (ve bir o kadar da aykırı) kişiliğiyle, o günkü banka genel müdürleri arasında hemen ayırt ediliveriyordu. Patronu önce Koç'tu, ardından Karamehmet oldu. Sonra da kendisi kariyerini banka patronluğuyla taçlandırdı.
     Magic Box'un ardından Türkiye'nin ikinci özel TV kanalı Show TV'yi, bir süre sonra da ilk şifreli TV kanalı Cine 5'ni kurdu. Bankası epeyce bir süredir zordaydı. İkinci krizde havlu attı.
     Aynı yıllarda, yani 80'lerin başında ekonomi basını için Halit Cıngıllıoğlu diye biri yoktu. Cıngıllıoğlu denince baba Nuri Bey'i bilirdik. Alman Lisesi'nden sınıf arkadaşım Haluk Dayıgil Demirbank genel müdürü olduğu için iyi hatırlıyorum. Halit Bey'in adı, ancak Dayıgil Demirbank'tan ayrıldıktan sonra 1987'de duyulmaya başlandı. Galiba hiç genel müdür olmadı, ama yetkisi, sorumluluğu ve otoritesi ile Demirbank denince akla gelen tek isim o günden bu yana Halit Cıngıllıoğlu'ydu.
     Şimdi bunları neden yazıyorum:
     Gazetelerde de çok yazılıp çizildi. Cıngıllıoğlu bankasını geri istiyor. Bu amaçla Ankara'yı mesken tutmuş. Korumalarıyla birlikte sabahın 7.30'unda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu önünde başkanın yolunu gözlüyormuş. Hatta Zekeriya Temizel döneminde başkanın her sabah güvenlik görevlilerinden önce Cıngıllıoğlu ile karşılaştığı bile anlatılıyor.
     2 bankası da 3 ay arayla fona devredilmiş bir patron bankasını geri almak için Ankara'da kamp kurabiliyorsa, mesleğe daha uzun yıllarını vermiş, profesyonel yöneticilik de yapmış deneyimli bir bankacı, yani Erol Aksoy da neden aynısını yapmasın?
     Zaten 2 bankanın fona devrediliş nedeni de yüklü Hazine bonoları değil mi?
     Üstelik İktisat Bankası'nın hazine bonosu nedeniyle devlete yüklediği 250-300 milyon dolarlık fatura, Demirbank'ınkinin yanında oldukça mütevazı kalır. "Haydi Erol Bey. Bir hamle de siz yapın. Belki koruma sayınız göz doldurmayabilir, ama olsun.
     Ne demişler?
     İsteyenin bir yüzü, vermeyenin 2 yüzü kara...
     
Halkla ilişkiler: İş çok, para yok
     Her kriz döneminde halkla ilişkilere rağbet artar. Bu kez de durum farklı değil. Ancak sektöre yıllarını vermiş halkla ilişkiler uzmanlarına göre bu krizin öncekilerden farkı "İş çok, ama ödemelerden tık yok!"
     Eh Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir para krizi yaşanıyorsa piyasalardaki tüm ödemeler durmuşken halkla ilişkiler sektöründe durumun farklı olması beklenemezdi zaten.
     Çoğunluk söz birliği etmişçesine ödemelerini aksatırken, ödemelerini zamanında yapan azınlık ise zaman zaman bankaların kurbanı olabiliyor. Ve eğer siz müşterinize birkaç kez geri dönüp paranın akıbetini ısrarla öğrenmeyi göze almazsanız, onun çalıştığı yada sizin çalıştığınız bankanın "kendilerinden kaynaklanan bir hata sonucu!" sizin dört gözle beklediğiniz parayı günlerce elinde tuttuğu ortaya çıkabiliyor.
     Tabii bir de doların durumu var. Örneğin Koç Holding gibi ödeme gücü olanlar bile 1 doları 700 bin liradan hesap etmeye kalkınca, eğer karşı taraf kaderine razı olmazsa -ki bugüne kadar pek razı gelen olmadı galiba- ödemeler belirsiz bir tarihe ertelenmiş oluyor.
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Melih AŞIK
Sabiha Gökçen

Fikret BİLA
Temizel: "Gönlüm DSP'de"

Berrin Cankat
Çankaya: Daha iyi olabilir!

Hasan CEMAL
Siyasette ‘mıntıka temizliği’ çare mi?

CAN DÜNDAR
Felaket senaryosu

Şükrü ELEKDAĞ
Saddam sonrası

Abbas GÜÇLÜ
Çankaya'da eğitim

Gani MÜJDE
Olimpistanbul

Tuncay Özkan
Bayram polise tosladı

Hasan PULUR
Soğan soyulurken hazine soyulurken

Derya SAZAK
Hayalet santral

Meral TAMER
Aksoy ne bekliyor?

Güngör URAS
Naum Tiyatrosu

© 2001 Milliyet