27 Mart 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Sol ne tarafa düşer usta?

Kalabalık bir genç grup CHP’den ayrılmış. Genç bir insanın - ama hakikaten genç bir insanın - CHP’de ne işi olur ki zaten? Hele bugünlerde yapılacak bunca sol muhalefet varken...

     Deniz Baykal ve pişekârları "İlim Platformunu" kurup "aydınlanmış muhafazakârlıktan" medet umduklarını ilan ettiklerinde, "İnsan, kazanan takımın oyuncusu olmak için solcu olmaz. Takımının, kaybetme olasılığını hep bilerek, ama haysiyetli ve haklı bir "ütopya" için samimiyetle ısrar edeceğine inanarak yapar bunu" diye yazmış idik. Yazının ardından CHP Ankara Gençlik Kolu’ndan, sanki sırtlarında tam kaşınan yeri bulmuşuz da kaşımışız gibi heyecanlı bir mektup almıştık. Mektupta genç CHP’liler "Biz zaten bu partiden ayrılmak üzereyiz" diye yazmışlardı. Geçen gün yeni bir mektup geldi: "Ayrıldık!"
     Şa’ane! Süper! Ee, şimdi ne olacak peki?
     
Bir tatlı hüzün almaya...
     CHP’den ayrılanlar "tatlı bir hatıranın" ellerinden alınmış olmasının uyuşuk hüznünü yaşıyor gibi. Partiden ayrılan "mühim abi"lerin elveda mektupları hep "Atatürk’ün partisi CHP’den ayrılırken..." diye başlıyor. Ama belki de artık orası CHP değil zaten. Belki de nicel değişim bir sıçrama ile nitel değişime dönüştü. Şöyle ki: Zaman içinde yeni üye yazımı, eski üyelerin sinirden ve çaresizlikten kafayı sıyırarak çürüğe çıkması ve benzeri nedenlerle Deniz Bey’in pişekârları parti içinde
     çoğunluğu oluşturmuşsa artık o partiye CHP demek pek yakışık almaz.
     Peki, gençlerin partiden topluca ayrılmış olması Deniz Bey’in ne kadar umrundadır? Ayrılmanın neredeyse ertesi günü tümen tümen yeni gençlerin partiye üye yazılması ve böylece tek hamlede yeni bir gençlik kolu türetilmesine bakılırsa bir tür fare dağa küsmüş pozisyonu söz konusu. Hiç problem değil! Çünkü daha yapılacak çok muhalefetimiz var!
     
Terbiyeli olma mecburiyeti
     AB’ye girişle ilgili ulusal programın nasıl hazırlandığını duydunuz mu? Müthiş matrak. Metin, Bakanlar Kurulu’na gelene dek tek bir diskette,
     AB Genel Sekreterliği’nde bir kasada saklanmış. Kamuoyu tartışmasın diye bir köşede gizlice çırpıştırılan bir ulusal programın, bir ilçemiz pilot bölge ilan edilerek, tespit edilecek bir deney grubu üzerinde ve laboratuvar koşullarında uygulanması da çok yerinde olur herhalde.
     (Hazırlanan metin zaten "kapalı toplumlara" has o hikmetinden sual olunmaz koftiden gururla malul. AB, Kopenhag kriterleriyle düpedüz "Kafanızın içini değiştireceksiniz kardeş. İnsan haklarını, adaleti falan; bunları içtenlikle benimseyeceksiniz yani" derken, Türkiye son derece ".ok içinde badem hanım" pozları takınarak "Belki yaparız, belki yapmayız; size ne" cümleleriyle fiyakasını koruma derdinde.)
     Ekonomik program hakeza. Ayda 200 milyon kazanıp altı kişilik ailesine bakan bir adam ekonomik programa neden destek versin ki? Ayrıca vermemesi kimin umurunda? Vermezse ne olur yani? Destek vermek ne demek? Gazetelerde yayınlanan "Ekonomik Kurtuluş Savaşı" ilanları uyarınca ne yapmak uygun olur mesela? Velhasıl, niye bu soruları sormak "uygunsuz" bir davranış, bir tür vatan hainliği olarak görülüyor bugünlerde?
     Ortada anlaşılmaz bir "terbiyeli davranma mecburiyeti" var. "Kimse maraza çıkarmasın, sonra çok fena olur" atmosferi topyekûn kabullenilmiş durumda. İnsanı boğan bir hemahenk pozisyon.
     
Ağır abilere bel bağlamak
     Tam da bu noktada CHP’den ayrılan gençlere naçizane bir öneri: Hazır, örgütlü vaziyetteyken sol muhalefet yapın! Bırakın, "Şimdi uygun düşmez", "Hassas bir dönemdeyiz" cümlelerini, velhasıl "terbiyeli davranış mecburiyeti" solun veya sağın ağır ağabeylerine kalsın. Memlekette "Biz bu programa neden destek veriyoruz kardeşim?" veya "Bu ulusal programı bize de bir anlatır mısınız sayın abiler?" gibi soruların da sorulabileceğini gösterin. "Profesyonel particiliği" ziyadesiyle öğrenmiş ağır ağabeylerden medet ummaktansa yepyeni eylem biçimleri üretin mesela. Galiba Murat Belge söylemişti: "Polemikler düşünceleri keskinleştirir." Muhtemelen, CHP içindeki sağa kayış nedeniyle, şimdi biraz daha bilenmiş ve daha sola gitmişsinizdir kafanızda; bu fırsatı değerlendirin. Kim bilir belki de eski Türkiye İşçi Partisi tarihini, Mehmet
     Ali Aybar’ın yazdıklarını falan okumak gerekiyordur. Tarih okuyup düşünmek gerekiyordur belki de. Sonra yeniden ve baştan sormak gerekiyordur:
     Sol ne tarafa düşer usta?
     Duyuru: Süper zeki bir internet çocuğu bizleri zekasına hayran bırakmak için e-posta adresimi çökertmiş bulunuyor. Son bir haftadır bana yazılan mektupları okuyamıyorum. Konuya ilişkin açıklama yarın yapılacaktır.
     


 CUMARTESİ


‘Günde dört kez yıkandığım yalan’
‘Enkaz devralan’ köpekler
Müslüman erkek, kadından sağlıklı
Bu da oryantal funk...
Bu kez Boğaziçi’nde...
ÇAL ANAHTARI
Bahar şıklığınız Vakko’dan
Amerikalı amcanın mirası
Sol ne tarafa düşer usta?
Bu yazıyı kayınpederim okumalıydı
Çifte fiyat vurgunu


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet