27 Mart 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Çifte fiyat vurgunu

     Bir süredir bakkalları koruyalım, kollayalım, muhafaza ve müdafaa edelim yazısı yazmak istiyordum; olmuyordu. Televizyonda kendi kulaklarımla bizzat Ecevit’in ağzından duydum. Diyordu ki, bilumum sıfatlı marketler şehir dışına taşınarak küçük işletmeler korunacak. Yoksa ben yanlış mı anladım? Böyle anladım. Fakat hani ne zaman? Unuttu herhalde.
     Bazı insanlar pek sever hiper, süper, maksi, mega marketleri; raflar arasında kendinden geçer, ha babam de babam önüne geleni didikler, hani bıraksanız çekirdek çıtlayarak koca gün markette gezebilir. İşte ben, onlardan değilim! Gezeyim, dolaşayım, ona bakayım, şunu elleyeyim, bunu alayım falan hayatta uğraşmam. Dolanıp durmayı sevmediğimden, ay bak bu da varmış, şu da ucuzmuş, ne kadar da güzelmiş falan gibi triplerim de olmadığından; marketlerden hoşlanmam.
     Ama en önemlisi sistemli zeka korkutur beni. Bakkal da para kazanmaya çalışıyor, market sahibi de. Ama bakkalın kurnazlığı kendi IQ’su ile sınırlı. Oysa bu marketlerin pazarlama tekniklerinin ardında bilim adamlarından oluşan bir ordu dikiliyor. İşin ucunda ileri pazarlama tekniklerinin maymunu olmak var yani.
     Efendim bir araştırma yapmışlarmış, müşteri güzel kokan mağazalarda şu kadar dakika bu kadar saniye daha fazla kalıyormuş. Sıcaklık şu kadar derece olduğunda yüzde bu kadar fazla kâr ediliyormuş. En ucuzları en yukarıya, pahalıları göz hizasına, çocukların hoşuna giden şeyleri de alt raflara koymak gerekiyormuş. Aferin!
     Buraya kadar iyi de, geçenlerde bir e-posta aldım. Büyük marketler, cebimizdeki parayı hortumlamak için bilim adamı menşeli olmayan teknikler de kullanıyorlarmış meğerim. Müşteri raftaki malın etiket fiyatına bakıp "aa ne kadar ucuz, biraz bundan, hem de şundan, azıcık ondan alayım" diye sazan gibi atlıyormuş. Oysa kasada, kazın ayağı ve malın fiyatı değişiveriyormuş. Tezgahta gördüm üç milyon, kasada oldu beş milyon hesabı... Kim ürünün etiketinde kaç para yazıyordu, faturada aynı ürün kaç para diye karşılaştırır ki?
     Bana mail atan kişi karşılaştırmış işte. İlk seferinde "Pardon yanlışlık oldu eski fiyat etiketini değiştirmeyi unutmuşuz" demişler. Ama galiba çok unutkan insanlar çalışıyormuş bu markette. Çünkü duruma ayan arkadaş, bu unutkanlığın sık sık tekrarlandığını tespit etmiş.
     Mahalle bakkalımın gözünü seveyim. Evet, biraz pahalı satıyor her şeyi. Ama en azından etiket fiyatına gözümün önünde ek yapmıyor. Üstelik sabah gözlerimden şarıl şurul uyku akarken mızıldanmamı, iş dönüşü yorgunluktan yakınmamı, bir yandan litrelik kola alıp diğer yandan fazla kilolardan şikayet etmemi dinliyor. Dinlemekle kalmıyor, "Sefanız olsun Tuba Hanım, maşallah inceciksiniz" diyor. Bozuk para taşımaktan imtina eden, sonra da bütün para veriyorsunuz diye size kızabilen taksi şoförlerine bir koşu bozukluk yetiştiriyor.
     İçli, hisli, nahif bir insan değilim. Benimki tamamen çıkar odaklı bir sevgi; ama yine de sevgi... Bakkalımı seviyorum. Müdafaa ve muhafazasından yanayım. Bu kadar!
     
     tuba.k@superonline.com
     


 CUMARTESİ


‘Günde dört kez yıkandığım yalan’
‘Enkaz devralan’ köpekler
Müslüman erkek, kadından sağlıklı
Bu da oryantal funk...
Bu kez Boğaziçi’nde...
ÇAL ANAHTARI
Bahar şıklığınız Vakko’dan
Amerikalı amcanın mirası
Sol ne tarafa düşer usta?
Bu yazıyı kayınpederim okumalıydı
Çifte fiyat vurgunu


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet