Karon Menkul Kıymetler’in işlemleri geçici olarak durduruldu. SPK’nın gerekçesi: "Kurumun likidite ve sermaye yeterliliği tabanı açığının giderilememesi..." Konu, aracı kurumların krizden nasıl etkilendikleri. 2000’de sermaye piyasası, "sistem riskiyle" tanıştı. Oysa 1994’te yaşanan kriz, yatırımcıları "aracı kurum riskiyle" karşı karşıya getirmişti. O günden bu yana değişen ne? Yatırımcıların kaygısına en iyi yanıtı kimler verebilir? Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, para sıkıntısı çeken, sermaye yükümlülük tabanı açığını gideremeyen kurumlar var. Ve, SPK’dan bazı aracı kurumlara yazılar gidip geliyor. Gidip gelecek, bilesiniz.
Aracı kurumların yapısına bir bakın. Birçoğu banka kökenli. Bir bölümü bazı gruplara ait. Bir bölümü ise bağımsız ve küçük ortaklarla çalışıyor. 2 milyon yatırımcı var. Yatırımcıların da başvurabilecekleri bir merkez 24 saat çalışıyor. Takasbank.
Diyelim ki, hisse senedi piyasasına yatırım yapmaya karar verdiniz. Bir aracı kuruma gittiniz. Hesap açtırdınız. Artık Takasbank’ta aracı kurumun "alt hesabı" olarak geçen bir hesap numarasına sahipsiniz. Numaranız belli, "Alo Takas" 24 saat çalışıyor. Telefonla hesabınızı kontrol edebilirsiniz.
Diyelim ki, bu da yetmedi. Öyle ya onca parayı hisse senedine yatırmışsınız. Paralar hissede, kaç lot alındığını biliyorsunuz, fakat yüreğinizi bir kurt kemirmeye başladı. Olur ya, sizin paranızla aracı kurum işlem yapabilir mi?
Kolay. Onun da çözümü var. Eğer isterseniz hesabınıza blokaj koydurabilirsiniz. O vakit kimse sizin hisselerinize el bile süremez... Fakat bu da yetmiyor. Çalıştığınız aracı kurum nakit sıkıntısında. İşlemlerine SPK tarafından geçici olarak yasak getirilmiş, siz ne yapacaksınız?
Eğer, o kurumla çalışmak istemiyorsanız, bir başkasına gidebilirsiniz. Çünkü Takasbank’ta bir hesabınız var. İşte biz, o yüzden artık "aracı kurum riskinden" çok "sistem riski" var diye yazıyoruz. Türk yatırımcısının özelliğine gelince, bilgi sahibi olması gereken konularda ne yazık ki bilgilenmemeyi tercih ediyor. Sorun bu...
İşin özü; bilgiye, bilgilenmeye dayanıyor. Gelen telefonlar bizi şaşırtıyor. Diyorlar ki; "Filan aracı kurumun yetkilisi bizim adımıza işlem yaptı. Çalıştığı kurumdan ayrılmış. Hisselerimiz ortada yok. Ne yapacağız? Ya da adı şu, sanı bu olan kişi bizim paralarımızla işlem yaptı. Şimdi zarar ettik diyor, halimiz ne olacak?"
O noktada yapılacak hiçbir şey yok. Çünkü, eğer kendi adresinizi verip, düzenli olarak Takasbank’tan ekstranızı istemiyorsanız, Alo Takas’ı aramıyorsanız, işlemlerinize blokaj koydurtmamışsanız ya da ehil olmayan kişilere kendi kafanıza göre para teslim etmişseniz, sormak zorundayız, size kim yardım edebilir? Elbette hiç kimse yardım edemez.
Gelelim sistem riskine. Bankaların, büyük grupların, bazı şirketlerin son dönemde yaşadığı sorunlar ortada. Borsada 250 bin yatırımcı bekliyor. 25 hissenin işlem sırası kapalı. Ve, yatırımcı hakları konusunda herkesin konuşması gereken bir dönem. Doğru bilgilendirme önemli. Hisse senedi yatırımda kâr ve zarar kardeş, ama göz göre göre yatırımcıyı sıkıntıya sokmak neyin nesi? Kim, nasıl risk alacak, öğrenmeli. SPK ne yapmalı, İMKB nasıl önlem almalı? Açıklama bekliyoruz.
Kriz, 6’ncı ayda açıklanan bağımsız denetimden geçmiş bilançolara yansıyacak. Bu kesin. Zor günler yaşıyoruz, doğru bilgi her zamankinden daha da önemli.