Eğer kendisine iş arayan bir DGM başsavcısı varsa, Kemal Derviş'in berbat edilmiş ekonomiye çare bulma çabaları için "Kurtuluş Savaşı" adını kullananların yakasına yapışmasını salık veririm. Bu sadece, Türk milletinin yazdığı bir destanı küçümsemek değildir. Bu, insanlarla alay etmektir. Yapan, ister Başbakan; ister, ilanlar veren yalakalar olsun.
Bunların arasındaki esaslı benzerlik, "çıpalı program"ı göklere çıkartıp ona taraftar kesildikten sonra şimdi "dalgalı program"ın övücülüğünü yapmalarıdır.
Ortada bir benzerlik - çapı itibariyle değil, tabii - hiç yok sayılmaz. Bu, Kurtuluş Savaşı öncesi karışıklıktır. Başa bir bela gelmiştir; bundan nasıl kurtulunacaktır? Bazısı Amerikan mandası demektedir, bir kısmı ve yer yer Fransızlarla, İtalyanlarla, hatta Yunanlılarla anlaşılması taraftarıdır. Genel bir eğilim, "İngiliz dostluğu"dur. Mustafa Kemal Paşa bile bir ara bir Ahmet İzzet Paşa Kabinesi kurulur da Harbiye Nazırlığı kendisine verilirse umut ışığı doğabileceğini sanmıştır. Görmüştür ki sistem buna dahi müsaade etmemektedir.
Çünkü durum bir ürün dahi değildir, yan üründür. Saltanat bu sistemi doğurmaktadır; onun sonuçu, işte, başa gelendir. O halde, Saltanattan kurtulmak lazımdır.
Hastalık, Anayasada
Bugün de bir çok iyi niyetli insan, adeta yollara dökülmüştür. En göze batan dert solda ve özellikle Parlamento dışı kalmış CHP'de olduğu için oradaki hareketlilik projektörleri üzerine çekmektedir. Bazıları onu doğrultmanın çabasındadırlar. Kendilerine orada hayat hakkı verilmeyeceğini görenler Erdal İnönü'ye "Geç, başımıza!" demektedirler. Erdalbey, haklı olarak tereddüt söylemektedir. "O halde, onsuz olsun!" denmektedir. Hareketsizlik, artmaktadır. Ama, doğrultulmuş veya doğrultulmamış, CHP ne olacaktır? Sistemin bir partisi. "Ecevit sonrası" bir DSP - SHP - CHP "sembioz"u bekleyenlerin de ufku daha öteye gitmemektedir.
Sağda da sular kıpardamaktadır. ANAP ruhu Yılmaz'dan, DYP ruhu Çiller'den muazzeptir. O kesimde Kesici gibi iktisatçı kökenli sempatik demokratlar bir şeyleri birleştirmeye çalışmaktadırlar. En fazla, hayallerini kullanarak..
Şimdi bir de "Cem Boyner hareketi"ni dejenere edip onu çöpe attıran grup, Derviş'in kendilerine vaktiyle bir nebze bulaşmış olmasından yararlanarak loto oynamak istemektedir. Türkiye bir arayışın içindedir. Ama aranan, bunlar değildir.
* * * Bugünkü ekonomi, tıpkı Kurtuluş Savaşının arefesindeki gibi bir yan üründür. Yolsuzluklar, hırsızlıklar, vurgunlar, gelir dağılımındaki ve sınıflar arasındaki adaletsizlikler de öyle. Bunlar siyaset hayatının yan ürünü, siyaset hayatı ise anayasal sistemin ürünüdür. Türkiye'nin aradığı, ülkeyi bir Kurucu Meclis için genel seçime götürebilecek kadar güçlü ve yeni karakterde bir partiye dönüşecek siyasi harekettir. Bunun belirtileri hiç yok sanılmasın.