Makedonya deplasmanında öldük öldük dirildik. Bu maçın zor olacağını önceden tahmin ediyorduk, ama bu kadar sıkıntılı geçeceğini de düşünmemiştik.
İlk yarıda 30 dakika takım halinde hayalet gibiydik. Bu bölümde günümüz futbolunun istediği hiçbir temel ilkeyi sahaya yansıtamadık. Oyunu kontrol edemedik. Sürekli basit pas hataları yaptık. Orta sahada pres uygulayamadık. Tempomuz alışılmamış biçimde düşüktü. Böyle olunca da takım savunması büyük arızalar gösterirken hücumda da çok kısır kaldık. Makedonya'nın çabuk, kolektif atakları, kalemizi arka arkaya ciddi bir şekilde tehdit ediyordu. Frikikten skor dezavantajına düştük. Ardından kısa süre yine panikteydik. Sonra toparlanıp, karşı kaleye devrenin son bölümünde gitmeye başladık. Ancak sol kanat ağırlıklı bindirmelerimizde yapılan yüksek ortalar hep rakip defans ve kaleciye geldi.
İkinci yarının ilk bölümü de çok tehlikeliydi. Makedonya bizi kontratak tuzağına çekiyordu. Biz onların üstüne çok adamla gidiyor, kendi alanımızda 50 metre genişlik bırakıyorduk. Abdullah ve orta alan geriye dönemiyor, Ümit Özat ve Alpay gibi geniş alanı sevmeyen defans oyuncuları yalnızlık çekiyorlar, rakip kontrataklar önemli tehlikeler yaratıyordu. Fatih'in birkaç pozisyonu çabukluğuyla kesmesi ve kaleci Rüştü'nün kurtarışları bizi ikinci golden kurtardı. Sonra Teknik Direktör Şenol Güneş yerinde bir değişiklik yaptı. Hasan Özer'i, Hakan Şükür'ün yanına sürünce o ana kadar çok rahat olan Makedon defansının ortası arızaya uğradı. Kısa sürede de bir iki tehlikeli atağımızdan sonra üst üste iki gol bulduk. Ve sonuçta da zor bir deplasmandan kaybedebileceğimiz bir maç görüntüsünden galibiyet çıkartarak yolumuza devam ettik. Fatih ve Ümit maçın en başarılı isimleriydi.