Kemal Derviş için TÜSİAD'ın verdiği öğle yemeği. İlgi büyük. Koca salondaki yuvarlak masaların hepsi dolu.
Derviş konuşmasına başlayınca yanımda oturan Amerikalı, avucunun içinde tuttuğu küçük not defterine hızlı hızlı not almaya başlıyor.
Müthiş dikkatli.
Bir yandan Derviş'i gözlüyor, bir yandan steno gibi kargacık burgacık el yazısıyla sayfaları dolduruyor. Orta yaşlı, ince çerçeveli gözlükleri olan kumral bir adam.
Merak ediyorum:
"Gazeteci misiniz?" "Hayır, CIA'danım." Göz göze geliyoruz. Doğrusu hafif tertip şaşırıyorum. Zira öyle bir memleketten ve siyasal kültürden geliyorum ki, hiç kimse yanındaki tanıdığı tanımadığı birine:
"Ben MİT'tenim" demez.
Dese de kimse inanmaz.
Ya da tedirgin olur.
Bu Amerika tuhaf bir ülke... "CIA'da analizciyim" diyor. On yıldır Doğu Akdeniz'de uzmanlaşmış. Yani bizim tarafları izleyen bir CIA çalışanı. Kıbrıs'tan, Kürt sorunundan, Türkiye - AB ilişkilerinden konuşuyoruz.
Ama gözü Derviş'te!
Siyaset sahnesine çıkışını ilginç buluyor. Benimle sohbetine devam ederken notlarını almayı ihmal etmiyor. Yanındaki sandalyede oturan bir arkadaşı daha var not alan. Onun da CIA'dan olduğunu öğreniyoruz.
Washington'da Derviş'e ilgi büyük!
Bu tespit, Türk'ün Türk'e propagandası değil.
Gerçekten öyle.
Türkiye'yle ilgili hangi Amerikalıya rastlasan, söz hemen şöyle ya da böyle Kemal Derviş'e geliyor. Hem Dünya Bankası'nın tepesindeki görevi hem de iyi iktisatçılığı dolayısıyla Washington kulisinde saygın bir yeri olduğuna işaret ediliyor. Siyasal geleceğine ilişkin öngörüler yapılıyor.
Türkiye'yi öteden beri yakın markajda tutan üst düzeyde Amerikalı bir diplomat, TÜSİAD'ın yemeğinden sonra şöyle diyor: "Kemal Derviş bugün kısa vadeli bir sorunla boğuşuyor. Bu mali krizi çözebilirse, o zaman gündeme gerçek sorun gelecek. Yani Türk siyasal sisteminin adam edilmesi..." Washington kulisinin Türkiye'yle ilgili kuytuluklarını gayet iyi koklayabilen kıdemli Amerikan diplomatı, siyasal reform nasıl olacak diye sorduktan sonra şöyle devam ediyor: "Kemal'e diyeceğim bir şey yok. Çok değerli bir iktisatçı. Başarılı olmasını diliyorum. Ancak Türkiye'deki siyasal sistemin ayıbı değil mi, çeyrek yüzyıldır yurtdışında yaşayan bir insanı 'kurtarıcı' olarak göreve çağırmak, ekonomiyi ona teslim etmek..." Bu konudaki bir soruya, Amerikan - Türk Konseyi toplantılarında katıldığım bir panelde muhatap oldum.
Yanıtım şöyle oldu:
"550 sandalyelik koca parlamentodan bu görev için bir sayın milletvekili bulunamıyorsa, bu durum elbette Türk siyasal sisteminin bir yerde kilitlendiğini gösterir. Kendi içinde çözüm üretemediğini, reform yapamadığını gösterir."
Amerikalı diplomat soruyor: "Kaleminizin ucunda sürekli Kemal Derviş. İyi de, söyler misiniz değişim nasıl olabilecek siyaset sahnesinde?" Yani Kemal Derviş'li senaryolar...
Hangi senaryo?..
Bu konu yalnız Türkiye'de değil, Washington kulisinde de güncel. Siyasal reform ya da değişimle Kemal Derviş'in başarı şansı son bir aydır politika söyleşilerinin sıcak konusunu oluşturuyor.
Kemal Derviş senaryolarına gelince: Bir: 12 Eylül modeli... Buna Turgut Özal ya da mıntıka temizliği modeli de denebilir. İki: Yeni bir parti... Üç: Kemal Derviş'in DSP'ye girişiyle birlikte, bu partinin iktidara yürüyen büyük bir siyasal dalga kabartması... Dört: Ya da bunların hiçbiri ve Türkiye'nin uzun süre krizden krize sürüklenmesi...
Bir not:
Washington'da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in reytingi yüksekti. Şimdi buna bir de Kemal Derviş eklenmiş durumda...
Washington kulisinden yazılar birkaç gün daha devam edecek.