31 Mart 2001 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Hukuk ve şeriat

     HAZRETİ ÖMER, ganimet dağıtımı ve gayrimüslimlerle evlenme konusundaki Kuran ayetlerini uygulamamış, buna "şartların değişmesi" gibi dünyevi bir gerekçe göstermiştir. Başka örnekler de verilebilir. (Bkz. Prof. Hayreddin Karaman, İçtihat, sf. 69 vd.)
     Fıkıh'ta (şeriatta) elbette "nas" (dogma) denilen kesin din kuralları fevkalade önemlidir; bunlardan itikat ve ibadete ilişkin olanlar değişmez. Ama "muamelat" denilen dünyevi konularda, dünyevi bir kavram olan "maslahat"a (kamu yararı) öncelik verilir:
     "Maslahatın nas ve icma ile çatışması halinde maslahat esas alınır." (Bkz. Prof. Mehmet Erdoğan, İslam Hukukunda Ahkamın Değişmesi, sf. 142 vd.)
     Fakat bu dinamik görüşler İslam medeniyetinin gelişme döneminde geçerliydi. En az son dört asırda, her alanda olduğu gibi, bu alanda da öyle bir tutuculuk oluşmuştur ki, "Fıkıh", gelişmenin önünde bir engel haline gelmiş, onun için daha 1800'lerde Batı'dan yasalar alınmaya başlanmıştı.
     * * *
     ÇAĞIMIZDA fıkıh bir devlet ve toplum hukuku olamaz, çünkü değişime ayak uyduramamış, tarım toplumu ve hükümdarlık evresinde kalarak ticari ve endüstriyel toplumla, hele de demokrasiyle tanışmamıştır.
     Peki, "laiklik" anlayışımız çağımızın demokratikleşme, liberalleşme dinamiklerine açık mı?
     Burada "laik din" kavramı önemli. Pozitivist ideolojilerin bağnaz bir "din" gibi algılanması yani... (Talmon, The Origins of Totalitarian Democracy, sf. 8 vd.)
     O durumda da hukuk durgunlaşır, "akıl ve tecrübe" olarak algılanması gereken laiklik, "öteki şeriat" gibi algılanır, katı bir "izm"e dönüşür, demokrasi ile bağdaşmaz: Rene Remond'un "laikçilik" dediği ideoloji! (Religion and Society in Kodern Europe, sf. 11 - 12)
     Tutuculuğun bu türüne düşmemek için, dünyaya açılmak, laikliğin değişik türlerini, özellikle liberal versiyonlarını dünyadaki teori ve uygulamalarıyla incelemek gerekir.
     Ekonomik refahı bile demokratikleşmeye bağlı bir toplumda bu büyük bir ihtiyaçtır.
     * * *
     SAYIN Cumhurbaşkanımız ise "laiklik ilkesini bugünkünden farklı bir biçimde uygulamak ve yorumlamak... aydınlanma devrimine büyük zarar verir" diyor. (Cumhuriyet, 6 Şubat 2001)
     Yargıtay Başsavcısı Sayın Sabih Kanadoğlu da "Türbanın başka dinden ya da dinsizler üzerinde baskı olduğunu, kimin hangi inançtan olduğunu gösterecek biçimdeki başörtüsünün çatışmalara sevk edebileceğini..." söylüyor. (Hürriyet, 29 Mart 2001)
     Öyleyse sokakta da yasaklamalı mı?!
     Yasakları savunmak için getirilen bu gerekçeler sosyolojik verilere değil, sınınmamış, farazi önkabullere dayanıyor.
     Prof. Binnaz Toprak'ın başkanlığında TESEV'in yaptığı bilimsel araştırma liberal laikleşmenin dindar kitlelerde bile nasıl kökleştiğini, bunun yanında devlet baskısının ve türban yasağının büyük rahatsızlık yarattığını göstermiştir.
     Hukukumuzun evrimi için de laikliğimizin liberalleşmesi gerekiyor. AİHM, "Yunanistan aleyhine İbrahim Şerif Davası"nda demokratik devletin görevinin "dini farklılıkları bastırmak değil, bunların özgürce ifade edilmesi ve çatışmayı önlemek için de hoşgörünün sağlanması" olduğunu belirterek Atina'yı mahkum etmiştir.
     Özetle: Çağımız nasıl ekonomide liberalleşmeyi gerektiriyorsa, devletin ve laikliğin de liberalleşmesini gerektiriyor.
     
     t.akyol@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Hukuk ve şeriat

Melih AŞIK
Ah Paraoğlan

Fikret BİLA
Bir gelir kaynağı da işgalciler

Berrin Cankat
Diyarbakır’ı sarsan yazı

Hasan CEMAL
Washington para konusunda niye ağırdan alıyor?

Güneri CIVAOĞLU
Çemberler

CAN DÜNDAR
Düğün ve cenaze

Abbas GÜÇLÜ
Boşuna konuşmak

Nail GÜRELİ
Muayenehane!

Sami KOHEN
"Öteki" sorunlar...

Meliha OKUR
"Birliğe sınav davetiyesi..."

Hasan PULUR
Batırmaya az kaldı...

Derya SAZAK
Yine mi vergi?

Meral TAMER
Unilever'e göre artık Afrikalıyız!

Güngör URAS
Bu işin sonunda "ölüm yok" (Sadece "fakirlik" var...)

© 2001 Milliyet