05 Nisan 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Biliyo da vermiyooo!

     MGK toplantısında Türk Uzay Kurumu’nun (TUK) kuruluş kararı alındı. Şimdi top Bakanlar Kurulu’nda. Farz edin ki TUK resmen kuruldu, bir yığın personel alındı, çalışma başladı ve sıra uzaya gitmeye geldi.
     Neler olacak o zaman?
     Bu aşamada kadrolu astronot, uzman astronot, sözleşmeli astronot ister, ki 657’ye göre ihdas edilir. Ne kadar DSP’li, MHP’li ve ANAP’lı varsa uzaycı olur çıkar. Sıra gelir Ay’da bir Türk üssü kurmaya. İhaleyi bir Türk-ABD Konsorsiyumu kazanır. Ama referans proje verilemediği için Danıştay ihaleyi iptal eder.
     Diyelim işler iyi gitti, ABD’den hibe yoluyla aldığımız uzay mekiği Ay’a gitmeye hazır. İlk astronot kim olacak? Tabii ki, özel eğitim almış pilotlardan biri değil. Ulaştırma Bakanı’nın otobüs şoförü olan yeğenine ne dersiniz?
     Ya işler kötü giderse? Onun da çaresi var. TUK hızla Özelleştirme İdaresi’ne devredilir, satılması için ihale açılır. Ama gene Ulaştırma Bakanı Öksüz ne derse o olur.
     Metin Akpınar’ın sarhoş bir hâkim tiplemesi vardı. Bir yandan boşanacak kadına sulanırken, bir yandan da parasızlıktan şikâyet ederek "Allah parayı, biliyo da vermiyoooo!" der, hatırladınız mı? Bize de öyle galiba, "biliyo da vermiyooo!"
     
Çilekden Hanım’dan haber
     Pazartesi günü yazdığım "Çilek ile Muz" hikâyesinin kahramanı Çilekden Hanım, sağ olsun, çağrıma hemen cevap verdi. İşte e-postayla geçtiği not:
     "38 yıl sonra hâlâ bu hikâyeyi duymak hoş oluyor. Çeşitli versiyonları var. Bazıları, daha komik olsun diye, bir de küfür ekliyorlar. Aslına gelince...
     Ben, 1963’te, Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin’in kaleminde çalışırken telefon çaldı:
     – Buyrun, Özel Kalem, ben Çilekden, dedim. Karşımdaki de:
     – Ben de Muz, deyince telefonu kapattım.
     Sonra tekrar arayıp:
     – Ben Burhanettin Muz! dedi.
     İsmimi annem, Aka Gündüz’ün "Çapraz Delikanlı" adlı romanından almış. Ben bu romanı bulup okuyamadım, ama kızımıza da aynı ismi koyduk".
     Çilekden Hanım, sevgiler ve teşekkürler!
     
Kısa kalan şey
     Medya geyiğine devam ediyoruz:
     * Helsinki Zirvesi sırasında Mehmet Ali Birand, CNN Türk adına, Avrupa’nın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Verheugen’le röportaj yapacaktı. Görüşme Amerikan CNN’i tarafından bütün dünyaya geçilecekti. Yani önemli bir hadiseydi.
     Birand canlı yayında, elinde kamera Verhaugen’e doğru yürüdü, ama elindeki mikrofonun kablosu kısa gelince zınk diye durdu.
     Canlı yayında başına geleni de izleyenlere "Eee, sayın seyirciler, şeyim kısa geldi!" diyerek açıkladı. Ve dediğine herkesten önce kendisi güldü.
     -
     * Hani Çeçen teröristler bir Rus uçağını Medine’ye kaçırdılar ya. O uçağın Türk yolcularının yurda döndüğü gündü.
     Televizyonlardan birinin muhabiri, kendi kurtulup damadı ölen yolcuyla röportaj yapacaktı. "Bütün yolcular mutlu, ama bir kişi kurtulduğuna sevinemiyor. Sayın seyirciler, çok önemli bir konuğumuz var!.." diye anonslar yapıldı.
     Gazeteci baktı, konuşacağı kişiyle başkaları da görüşüyor, elinde mikrofon, ardında kamera o tarafa yürüdü... Ama mikrofonunun kordonu kısa geldi. Çekti olmadı, adamı çağırdı gelmedi.
     Haberini "Çok önemli bir kişiyle konuşacaktık, ama maalesef olmadı" diye bağladı.
     
Danış-ma
     Sadece geçenlerde anlattığım İstanbul’daki site değil, gazeteci ve DSP’li Ahmet Tan da uzman kurbanı.
     Tan, kriz patlamadan birkaç gün önce Mülkiyeli bir bankacı dostunu arayarak sordu:
     – Üç beş kuruş param var. Dolar kıpırdamıyor, faizler kötü. Bana bir akıl versene!..
     Bankacı arkadaşının, "Türk lirasında kal; kârlı çıkarsın" tavsiyelerine uyan Tan da artık, sık sık görüştüğü Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Zekeriya Temizel’e danışma ihtiyacı duymadı.
     Sonuç malum!
     Haa, merak edenler olabilir: Ahmet Tan’ın arkadaşı bankadaki görevini sürdürüyor!
     
     bcankat@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Devletçilik krizi

Melih AŞIK
Affı şahane...

Fikret BİLA
İmar ve emlak paketi

Berrin Cankat
Biliyo da vermiyooo!

Hasan CEMAL
Ankara ayak bağı, Ankara'yla olmuyor mu?..

Yılmaz ÇETİNER
Dostum Ayhan Şahenk

Güneri CIVAOĞLU
Sinir - bilinç

CAN DÜNDAR
"Cimbom gibiyim!"

Sami KOHEN
O kadar da değil...

Meliha OKUR
"İğneyle kuyu kazmak..."

Tuncay Özkan
Dolar ateşine fren lazım...

Hasan PULUR
Sahnede canlı yayın

Derya SAZAK
Ecevit'e düşen

Meral TAMER
Stagflasyon mu?

Güngör URAS
Merkez’in yanlışta ısrarı doları 2 milyona çıkarır

© 2001 Milliyet