Dün sabahın 08.30'unda, gazeteye adımımı atar atmaz bir okurdan gelen telefon:
"Hanımefendi, bu olup biten düpedüz stagflasyon!"
Piyasalarda durgunluğun da ötesinde bir kilitlenme mevcut. Kilitlenme çözülecek olsa bile insanlarda tüketim yapacak takat kalmadı. Kaldı ki halen dertlendiğimiz işsizler ordusuna önümüzdeki günlerde binlerce yenisinin ekleneceğine de kuşku yok. Dolayısıyla tüketimin daha da gerileyeceğini tahmin etmek zor değil.
Dizginlenemeyen doları, ufukta görünen Akaryakıt Tüketim Vergisi'ni de hesaba katarsak, okurumuza hak verebilir ve sözlük anlamıyla "durgunluk içinde enflasyon"dan, yani stagflasyondan söz edebiliriz belki. Ancak bu genel tanımın ötesinde, stagflasyon için başka hangi koşulların gerektiğini en iyi bilecek olanlar herhalde ekonomi uzmanları.
Şu andaki durum stagflasyon mu bilemem, ama saçmasyon olduğundan kuşkum yok.
Küçük işletme sahibi olan okurumuz, mart ayı toptan fiyat artışlarının yüzde 10.1 olduğuna da işaret ederek, "Bakın enflasyon halkı değil, beni daha fazla vurmuş. Şirketimi döndürecek mecalim kalmadı. Göreceksiniz, önümüzdeki aylarda da toptan fiyatlar daha yüksek çıkacak. Üreticiler, tüketicilerden önce nalları dikecek. Zaten ben de sonbahara çıkmam" diye yakınıyor. Ve stagflasyon ortamında kendini nasıl koruyabileceğini soruyor.
Bilen varsa bana yazsın.
Cimbom'a bile sevinemediler
Yıllardan beri belki de ilk kez Galatasaray'ın galibiyetine gönlünce sevinemedi halkımız. Doların 1 milyon 300 bin liraya vurduğu bir günün akşamında vatandaşın lokması boğazına düğümlendi. Sabah da zaten yüzde 20'lik benzin zammı tokadını yedi.
Cimbom'un başarısı bile sokaktaki adamın burukluğunu gideremiyorsa, hükümetin işi çok zor demektir.
İlki Kurdaş, Derviş üçüncü
Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılarak 57. hükümette bakan olan Kemal Derviş'le her fırsatta karşılaştırılan bir isim var: Dünya Bankası Birinci Başkan Yardımcısı'yken 12 Mart döneminde Türkiye'ye davet edilen ve bakan olan Atilla Karaosmanoğlu...
Karaosmanoğlu kendisinden önce benzeri bir örneğin daha bulunduğunu, ancak kimsenin bundan söz etmediğini dile getiriyor ve hatırlatıyor:
"Kemal Kurdaş, IMF üst yönetimindeyken 27 Mayıs'ın ertesinde Türkiye'ye dönerek hükümette Maliye Bakanı olarak görev yapmıştır. Dolayısıyla ben ilk değilim. İlk örnek sayın Kurdaş'tır."
Bakan sayısında tasarruf
Türkiye'nin bu çok sıkıntılı günlerinde en önemli sorunun hükümete güven duyulmaması ve yönetim krizi olduğunda hemfikiriz herhalde.
Balığın baştan kokması gibi, güveni yeniden sağlayacak olan da en tepedekiler.
Hala birbirini yiyen ve ellerindeki oyuncakları bırakmamakta direnen bakanları dehşetle izleyen vatandaş, bakanlık sayısı radikal bir kararla 20 - 22'ye indirilecek olsa, önce herhalde rüya görüyorum sanır. Hatta küçük dilini bile yutabilir. İlk şaşkınlıkla "Liderlerin başına saksı düştü herhalde" dese de, sonra "hükümet değişmese de bu kez gerçekten bir şeylerin değiştiğine" kanaat getirerek ona göre davranır.
Fazla seçeneğimizin kalmadığı şu günlerde denemeye değer!