Esnaf dün yine sokaktaydı. Hükümetin hesap kitap dengelerini fazlasıyla zorlayarak kendisi için almış olduğu önlemleri de yetersiz bulduğu için ayaktaydı. Gösteriler sırasında tatsız olaylar yaşandı. Güvenlik güçleriyle çatışma çıktı. Başı açık kadınlar, gazeteciler saldırıya uğradı.
Anlaşılan o ki, esnaf gösterileri yer yer provokasyon ve kışkırtmalara da sahne oldu.
Gösteri, demokratik bir hak.
Ancak, bu hakkın sorumlu bir biçimde kullanması gerekiyor. Protesto eylemlerinin polisle çatışmaya dönüşmesi, sokağın kana bulanması barış ve huzur adına hiç de hoş olmayan gelişmeler...
Çözüm yeri sokak değil!
Türkiye bir kavşakta. Tarihinin en büyük darboğazlarından birini yaşıyor.
Eşikteyiz.
Ya aşılır, ya aşılmaz!
Bıçak sırtı bir durum...
Şimdi bütün ülkeyi, hepimizi cendereye alan ekonomik krize karşı yeni bir program açıklanmak üzere. Bu programın Türkiye'ye soluk aldırması, herkes gibi esnafın da çıkarınadır.
Toplumun her kesimi bu darboğazdan çıkmak için fedakarlık yapmak, sorumluluk bilinciyle hareket etmek zorunda. Örneğin, Türk Silahlı Kuvvetleri bazı projelerini erteledi. 19.5 milyar dolarlık tasarrufa gidileceği dün Genelkurmay Başkanlığı'ndan açıklandı.
Olumlu bir karar... Herkes elini taşın altına sokuyor. O zaman?.. Türkiye böylesine kritik bir noktadayken, esnafın kışkırtıcı ve provokatör oyununa gelmesi hakikaten tehlikeli bir talihsizliktir.
Yeni ekonomik programın başarılı olabilmesi öncelikle iki alandan geçiyor:
Turizm ve ihracat...
Sokağı toz duman olan, kana bulanan bir ülkeye turist mi gelir? Esnafı da doğrudan ilgilendiriyor bu sorunun karşılığı. Evet, bugün esnaf kan ağlıyor. Ama yalnız o değil kan ağlayan...
Ekonomik krizden canı yanmayan yok. O yüzden krizden çıkış toplu sorumluluğu gerektiriyor. Eleştiri ve protestoya evet ama demokratik ölçüsünü kaçırmadan... TÜSİAD'ın salı günkü Ankara ziyaretleri bu çerçevedeydi. Büyük patronlar kulübünün ya da İstanbul'un Ankara'ya mesajları ilginçti.
Dört noktada özetlenebilir: (1) Çözüm Meclis'te... TÜSİAD, bütün ziyaretlerinde demokrasi dışı çözümlerin Türkiye'yi çok daha büyük bir çıkmaza sokacağını belli etti. (2) Hükümette revizyon şart! Hükümet eğer kaybetmiş olduğu güveni bir ölçüde yeniden kazanmak istiyorsa, TÜSİAD'a göre, bazı bakanları mutlaka değiştirmesi gerekiyor. Ayrıca, yeni ekonomik programa dış destek açısından da revizyonun kaçınılmaz olduğunu düşünüyor TÜSİAD.
Ancak, TÜSİAD Yönetim Kurulu üyelerinin revizyon konusunda Ecevit ve Yılmaz'dan olumlu bir izlenim edindikleri söylenemez. İpe un seriliyor görüşü uç vermiş durumda.
Biri şöyle dedi:
"Örneğin Mesut Yılmaz öyle ki, tavlada pul kaptırmak istemiyor." (3) Programa hükümet desteği... TÜSİAD, Kemal Derviş'in damgasını taşıyan yeni programın arkasında Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz'ın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde durmasını istiyorlar. Bu konuda bazı senaryoları da Ecevit dahil yetkili kişilere anlatmaya çalıştı.
Kanalları tıkamak...
(4) Hükümete destek için... TÜSİAD'ın Ecevit hükümetine dönük desteğini birtakım ölçülere bağladığı anlaşılıyor. Bunlardan biri hükümette köklü revizyon, ikincisi radikal bir program ve iyi bir uygulama. Özellikle bu iki alandaki gelişmelere göre kartının rengini belli edecek TÜSİAD...
İstanbul'un mesajları böyle.
İnşallah, Ankara iyi okur!
Şimdi herkes programı bekliyor. Bu arada THY ve Telekom'la ilgili son gelişmeler olumlu. Aynı zamanda şeker, tütün, tekel, kamu bankaları alanlarında hayırlı gelişmeler yaşanıyor. Hükümetin attığı adımlar iyi...
Bir TÜSİAD yöneticisi şöyle dedi: "Yanlış siyasetin, yani avanta ve rant dağıtıcı siyasetin kanalları tıkanıyor." Dileriz, devamı gelir