'Erozyon dede' ve 'deprem dede'nin ardından işte Türkiye’nin, 'eğitim dedesi’... Yılda 100 bin çocuğu okutan Eğitim Gönüllüleri Vakfı başkanı İbrahim Betil'in yeni hedefi, 1 milyon çocuk...
AHMET TULGAR
İstanbul'un Çarşamba semtinde bir park... Yeşillikler arasında, spor alanlarında cıvıl cıvıl çocuklar. Bir yanda ise derslikler. Bir derslikte çocukluktan yeni çıkmış kızlar Latin dansı çalışıyor, bir diğerinde kızlı erkekli bir grup internette sörf yapıyor.
Aksaçlı ama dinç bir adam bir köşede satranç oynayan çocuklara yaklaşıyor ve içlerinden birine "Seni burada ilk kez görüyorum" diyor.
Sonra öğreniliyor ki, bu 11 yaşındaki çocuk, babası tarafından okuldan alınmış ve şimdi günde 13 saat bir matbaada çalışıyor.
Adam hemen harekete geçiyor, çocuğun adını alıyor ve "Okula gitmek istiyorsa gerekli maddi imkanların sağlanacağını, gidip babasıyla konuşacağını" söylüyor.
Ahmet şimdi mutlu. Adam da mutlu. Adam İbrahim Betil. Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın Yönetim Kurulu Başkanı. Bugünden itibaren üç gün NTV'de canlı yayında olacak ve yılda 100 bin çocuğa götürdükleri hizmeti 1 milyon çocuğa çıkarmak için bağış toplayacak. Ona bir şeyler verin... Ama önce kulak verin.
'Bu iş kravatla olmaz' Parktaki çocuklar sizi çok seviyor. Sizin farkınızdalar. Çocukları seviyorum. Ama çocukları yalnız sevmek yetmiyor. Çocukların o sevgiyi hissetmesi lazım. Beden dilinizle, sözünüzle, yaşam şeklinizle onlara bunu kabul ettirebilmeniz lazım. Dolayısıyla kravat filan takarak çocuklara yaklaşırsanız çocuklar da size o şekilde yaklaşıyor zaten.
Bu parka gelen çocuklar aynı zamanda bir programa tabi tutuluyor, değil mi? Tabii. Buraya gelmek isteyen çocuklar üye oluyor. Ve üyelerimiz belli programlardan yararlanıyor. Bilgisayar, müzik, ilköğretim desteği, spor, drama proglarımıza katılıyorlar. Ve bütün bu programların ortak yönü, resmi okul sisteminde çocuklara sunulmayan eleştirel düşünceyi ve özgüveni geliştirmek. Burada baskı ve dayak olmaz.
'Onlar geleceğimiz' Peki, Türkiye toplumu katılımcı bir toplum mu? Eğitim alanında çok katılımcı. Mesela geçenlerde bizi Sivas halkı davet etti, "Gelin, bir şeyler yapalım" diye. Daha önce Sinop'tan davet ettiler. Ve biz de bu çağrılardan cesaret alarak şimdi yeni bir kampanyayı harekete geçiriyoruz. 1 milyon çocuk kampanyası. Biz şu anda 100 bin çocuğa hizmet veriyoruz. 2 bin gönüllü eğitmene ve 10 binden fazla bağışçıya sahibiz. Şimdi önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1 milyon çocuğa hizmet verebilecek duruma gelmek istiyoruz.
Sizin bu eğitim meselesine yönelmeniz nasıl oldu? Ben 25 senelik sanayicilik ve bankacılık hayatımda kurumları bir yerden bir yere taşıyanın da çökertebilenin de insan unsuru olduğunu öğrendim. İnsan çok farkettiriyor kurumları. O zaman eğitime yönelmem de normal değil mi? Mesela buradaki çocukların cıvıltısı 10 sene, 20 sene sonra bu çocukların düşüncesi, uygulaması olarak ortaya çıkacak. Bir de iş hayatında bir yerlere geldim ama toplumun hayatında daha önemli izler bırakabilecek, çetin çalışmalar yapmak istedim.
Siz önemli bir bankacıydınız. Şimdi bu sivil toplum çalışması sırasında kendinizi arınmış hissediyor musunuz? Çok. Çok. Çok. Ve gençleştiğimi hissediyorum. Neden bu çalışmalara daha erken başlamadığımı düşünüyorum.
Yeni Demokrasi Hareketi içinde yer aldınız. Yenilmiş hissetiniz mi kendinizi politikada? YDH benim yaşamımın önemli bir deneyimidir. Biz orada çabuk pes ettik. Toplumda geceden sabaha bazı değişikliklerin olacağını bekleyerek iyimserce, safça hareket ettik. Ama Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nda çok daha nefesli gidiyoruz. Türkiye'de 16 milyon çocuk olduğuna göre bu meselenin ne kadar uzun bir maraton olduğunu idrak ediyorum. Ama yol ne kadar uzun olursa olsun, her yolculuğa bir adım atarak başlanıyor. Gideceğimiz yer çok da önemli değil, önemli olan o yolu yürüyebilmek.
‘Devletin tersini yapıyoruz’ Parklarınıza, eğitim birimlerinize gelen çocuklar sizi ne olarak görüyor? Bu parka 18 bin çocuk kayıtlı. Fındıkzade'de 30 bin üyeli bir parkımız var. Eskişehir'de, Van'da, Antalya'da ve Ankara'da da parklar kurduk. Türkiye'nin her yerine dağılmış 62 noktada faaliz. 56 tane de öğrenim birimi oluşturduk. Çocukların çoğu beni tanımıyordur. Ama tanıyanlar beni ne yazık ki ilk başta amca olarak görüyorlardı, şimdi dede olarak görüyorlar.
Yine de boşa geçmedi bu yıllarınız... Evet, Türkiye'de sivil toplum çalışmalarına örnek bir model oluşturduk. Amaçlarımızda da hesaplarımızda da şeffafız. Devlette eleştirdiğimiz her şeyin tersini yapıyoruz. Cinsiyet, inanç, köken ayrımı yapmıyoruz. Bir diğer ilkemiz de yerel katılımı sağlamak. Biz gittiğimiz yörenin halkına rağmen bir şey yapmayız.