KRİZ'İN en önemli sonuçlarından biri, köylülerin şehirlere daha çok akacak olmasıdır!
Kemal Derviş ile Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in tartışması bu büyük toplumsal değişimin (ya da depremin) adeta simgesi idi.
Gökalp, köylünün çok zor durumda bulunduğu gerçeğini vurgulayarak 1.5 katrilyonluk çiftçi borçlarına kolaylık sağlanmasını istiyordu.
Kemal Derviş ise bunun genel ekonomiyi olumsuz etkileyeceği gerçeğini vurgulayarak itiraz ediyordu.
Bu arada 9. Cumhurbaşkanı Demirel, kendi dönemini savunurken bir rakam veriyordu: "Nüfusumuzun yüzde 40'ını oluşturan tarım kesimi, milli gelirden yüzde 20 pay almaktadır!" Çünkü, tarımda verimlilik sanayi ve hizmet sektörüne göre mutlaka düşüktür.
* * * GELİŞMİŞ ülkelerde yüz kişide ortalama 5 kişi tarımla uğraşıyor. Milli gelirin yüzde 20'sini bu beş kişinin paylaşması başka, bizdeki gibi 40 kişinin paylaşması başka!.. Ona göre de teknoloji, verimlilik ve refah!
Şehirleşme gelişmiş ülkelerde iki yüzyıl önce başladı, çoktan tamamlandı. Bizde ise 1950'lerde başladı! Şimdi nüfusumuzun yüzde 40'ını oluşturan kabaca 30 milyon köylünün en az 20 milyonu önümüzdeki yıllarda şehirlere gelecek!
Kriz bunu hızlandıracak!
Her kriz hızlandırmaz. Mesela 1930'daki büyük kriz yine en çok tarım kesimini vurduğu halde, şehirlere göç olmamıştı. Çağlar Keyder'e göre, 1930'larda Türkiye'de "tecrit edilmiş, yoksul ve sömürülen bir köylülük" tablosu vardı, hatta tarımın "ülke ve dünya pazarları ile bütünleşmesi açısından bir geri çekilme dönemi" yaşanmıştı. (Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, V, sf. 1260)
1950'den itibaren traktörün köye girmesi ve yol ağının kurulmasıyla, köy - kent ilişkileri hem iktisaden, hem nüfusça artmış, kentleşme başlamıştır; hızlanarak da sürüyor.
* * * KARİZMA dergisinin son sayısında Helga Rittersberger, "Türkiye'de İç Göç ve Toplumsal Değişme" adlı yazısında diyor ki: "Türkiye'de yaşayan 60 küsur milyon nüfusun dörtte biri doğduğu yeri terk etmiş, başka illeri mekan tutmuş. Gelişmiş ülkelerde bu sosyal hareketlilik yüzde 5'i geçmez..." Çünkü onlar çoktan şehirlileşmişler, oturmuşlar artık. Biz hala köyden şehirlere göç halindeyiz.
Tarım elbette desteklenmeli ama hesaplı kitaplı olmalı. Doğrusu, kaynakları hem etkin (piyasa kurallarına göre) kullanmak, hem öncelikle sanayi ve hizmet sektörü ile altyapıya yöneltmektir. Başarılı olursa, Özal'dan sonra Derviş'in programı bu sonucu doğuracak, köylüler mecburen daha da hızlanmış bir şekilde kentlere göçecektir.
Dün Koç'un açtığı Ford fabrikası gibi daha binlerce tesise ihtiyaç var.
Asıl modernleşme gardırop değişikliği değil, bu ekonomik ve sosyal değişimdir.
Bu hızlı ve sancılı süreçte şehirlerde büyüyecek altyapı sorunları daha çok kaynak gerektirecek... Demografik bakımdan Türk, Kürt, Alevi ve Sünniler, başı açıklarla kapalılar şehirlerde daha çok harmanlanacak, üniter devletin ve liberal demokrasinin sivil sosyolojik tabanı daha da güçlenecektir!