Müşteri, "velinimettir." Önce müşterini tanıyacaksın!
"Müşteriyi tanıma zorunluluğu, risk profillerinin de ortaya çıkması açısından çok önemli.
Müşteriyi tanıma zorunluluğu öncelikle ABD'de uygulanmaya başlanmış.
Türkiye'de de yeterli yatırımcı açısından uygulama belli.
Aracı kurumlar, yatırımcılarla sözleşme imzalama aşamasında kimlik belgelerini istiyorlar. Ancak yabancı yatırımcı açısından durum biraz farklı. Özellikle "Private Banking" yani "özel bankacılık" yapıldığında müşterinin kim olduğunu açıklama zorunluluğu yok. Biliyorsunuz, SPK'nın yabancı işlemleri ile ilgili idari karar gereği bir uygulaması var.
Müşteriyi tanıma zorunluluğu konusu da bu çerçevede tartışmaya açılmıştı.
Ancak konu hassas. Hassaslığın nedeni bize özgü değil ki?
Dünya kara parayla mücadele konusunda boş durmuyor. IMF'nin yaptığı bir araştırmaya göre finansal sistem içinde temizlenen kara para miktarı yılda 500 milyar ile 1.5 trilyon dolar arasında. CNN Türk'te yayımlanan "Global Bakış" programını hazırlayan Esra Tümen, konuyla ilgili olarak yaptığı bir çalışmada, bir yılda aklanan paranın global üretimin yüzde 1.5 ile yüzde 5'i arasında olduğunu söylüyor. Konumuz kara para değil. Ama bugün biz "müşteri tanı" ilkesi ile "nüfuz ticareti" üzerinde durmak istiyoruz. Elimizde bir dosya var.
Yatırımcı Gaziantepli. Anadolu Basın Birliği Başkanı Orhan Kılıçaslan.
Şikayetçi olunan kurum, Global Menkul Değerler. Ve bu aracı kurumun Gaziantep Şube Müdürü Akif Özoran.
4 Ekim 1999 yılında 2 milyar 650 milyon lira ile Global Menkul Değerler'e gidip bu kurumun yatırım fonunu alan Orhan Kızılaslan, üç ay sonra pasif halde bulunan fonu satmış. Kızılaslan bu satıştan sonra hisse senedi alım satım işlemi yapmadığını iddia ederken, kredi işlem yapmadığını, alım satım emri vermediğini söylüyor.
Yargıya intikal
Global Menkul Değerler ise bu yatırımcının fonlarını sattıktan sonra 4 Ocak 2000'de 2 milyar 445 milyon lira ile, üç gün boyunca gün içi alım ve satımlar yaptığını iddia ediyor.
Sorun; yatırımcı dolandırıldığını, aracı kurum ise üç gün boyunca alım satım yapan yatırımcının iki günlük takas süresinde parasını ödemediğini, kendisi hakkında gereken işlemin yapıldığını ifade ediyor. Çünkü ortada ödenmesi gereken 84 milyar lira var. Ve bu konu yargıya intikal ediyor.
Yargı aşamasında olan bir sorunla ilgili değerlendirme yapma hakkına sahip olmadığımızı biliyoruz. Ancak ortada ödenmesi söz konusu olan 84 milyar lira olunca şaşırıyorsunuz. Diyeceksiniz ki, 2 milyar 450 milyon lirası olan bir yatırımcıya nasıl 84 milyar liralık bir fatura çıkar?
Limit açık olursa...
Eğer gün içinde alım satım yaparken, SPK'nın koyduğu müşteriyi tanıma zorunluluğundan kaçar, yatırımcının parasının "iki katını" aşmayacak şekilde alım ve satımına izin verme yerine, limiti açık tutarsanız, olan olur.
Biliyoruz ki, bu sorunun adresi "İhtisas Mahkemesi"dir.
Ancak, olayı incelediğinizde şaşırıyorsunuz. Çünkü iddialar, işin işine siyasi güçlerin bile girdiği yönünde.
Olacak iş mi? Şimdi Global Menkul Değerler'in Gaziantep şube müdürü hakkında açılan dava "dolandırıcılık" suçu kapsamında devam ediyor.
Global Menkul Değerler'in hukuk servisi de diyor ki:
"Burada nüfuz kullanılıyor. İşin boyutu farklılaştırılıyor."
Biz yorumsuz bilginize sunuyoruz.