Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'e toz kondurmadığım, herhalde hepinizin malumu. Zaten bir dost sohbetinde "O, Anayasa'ya bakmaktan başka bir şey yapmıyor. Gitsin o zaman hukuk fakültesinde ders versin" dediklerinde ilk itiraz eden ben oldum.
Ama beni ikna ettiler ki ekonomideki kriz bu denli derinleşmişse, piyasaların kilidi bir türlü çözülemiyorsa, Cumhurbaşkanı da Çankaya'da koltuğunda oturmakla ve gelen yasaları onaylamakla yetinmemeli. İnisiyatif almalı.
"Pekiyi ne yapmalı?" diye sordum.
"Anayasa'nın kendisine verdiği yetkileri kullansın. Siyasi parti liderlerini toplayıp Türkiye'nin ekonomik öncelikleri konusunda bir mutabakat sağlamaya çalışsın" dediler.
"Bizim parti liderleriyle böyle bir mutabakatın sağlanabileceğine inanıyor musunuz?" diye sordum.
"Eğer mutabakat sağlayamazsa, parti liderlerini halka şikayet etsin" dediler.
"Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırıp başkanlık etsin" dediler.
"Aslında şu anda ekonomide bir olağanüstü durum var. Ve Cumhurbaşkanı'nın da ağır ekonomik bunalım durumlarında 119. maddeyi işleterek Ekonomik Olağanüstü Hal ilan etme yetkisi var" dediler.
"Türkiye önümüzdeki aylarda borçlarını ödeyemez ülke durumuna düşerse, bunda Cumhurbaşkanı'nın da sorumluluğu olacaktır" dediler.
Dava arkadaşı!
Baksanıza Cavit Çağlar'ı birdenbire sıla özlemi tutuverdi. Amerikan hapishaneleri kendisine dar geldi. 5 milyon dolar kefalet ödeyerek salıverilme önerisi de reddedilince "Beni memleketimdeki demir parmaklıklar arasına gönderin" buyurdu. Yoksa "Ben o 5 milyon doları bu ekonomik krizde Türkiye'de dağıtsam, hapiste bile krallar gibi yaşarım" diye mi düşündü? Hatta daha da ileri giderek ve manevi babasının itibarından da (kaldıysa) yararlanarak Türkiye'de hapishaneye girmemenin yolunu bulacağını mı umuyor?
Laf aramızda Amca'nın hapishanedeki yakınlarının sayısı da giderek artıyor. Egebank'ın eski sahibi yeğen Yahya Murat Demirel yetmiyormuş gibi şimdi bir de manevi evlat çıktı. Üstelik bu manevi evlat, diğer manevi evlatlardan da, yeğenlerden de daha has. 90'lı yılların gazete arşivlerini karıştırıyorum. Amcamız Çağlar için "O benim dava arkadaşım" demiş. 1992'de Başbakan olduğunda bankalardan sorumlu Devlet Bakanı yapmış. Başkan Bush'la resmi görüşmeler için ABD'ye gittiğinde, İngilizce bilmeyen dava arkadaşını Beyaz Saray'da Oval Ofis'e kadar sokmuş. Çağlar yurtdışına kaçıp da kırmızı bültenle aranırken, onun uçağıyla seyahat etmekten bile geri durmamış.