KRİZ, Türkiye'yi köklü değişime zorluyor. Tarihimizin en büyük dönemeçlerinden birindeyiz. Kemal Derviş'in şu sözleri bunu özetliyor: "Ekonominin sağlıklı bir yapıya kavuşması için siyasetin ekonomiyi kullanma sürecine bir son verilmelidir. Programımız bu yönde atılacak adımları içeriyor..." Siyasetin devlet bankalarını kullanma imkanı kısıtlanıyor, zamanla 'devlet bankası' kalmayacak! Devletin fiyat belirleme yetkileri daha da kırpılıyor; siyasetçi 'popülizm' yaparak devlete pahalı ürün satın aldıramayacak; zararına 'kamu hizmeti' sunamayacak...
Derviş'in geçmişe dönük eleştirilerinde "1990'dan itibaren" demesi sebepsiz değil...
Türkiye 1983'te başlayıp 1989'da duraklayan "devleti küçültme" politikasına yeni bir ivme kazandırmak zorunda...
Sancılı ve zorunlu bir 'liberalleşme' sürecidir bu!
* * * ESKİDEN modernleşme tarihimizin bütün aşamalarında devlet daha merkeziyetçi ve müdahaleci hale gelmişti. Tanzimat böyleydi, Abdülhamid dönemi böyleydi. İttihatçılarda bu süreç hızlanmış, Cumhuriyet'te zirvesine çıkmıştır.
İktisat tarihçisi R. N. Keddie'nin belirttiği gibi, toplumsal modernleşmeye, yani ticarileşme, sanayileşme, kentleşme gibi süreçlere öncülük edecek güçlü girişimci sınıfların oluşmadığı toplumlarda, modernleşmeyi "merkeziyetçi, müdahaleci devlet" üstlenmiştir.
Bugün Türkiye bütün bölge ülkelerinden, özellikle de devlet geleneği çok cılız olan Ortadoğu toplumlarından daha ileri ise, bunun derinlerdeki sebebi modernleşmeyi üstlenecek güçlü devlet geleneğine tarihen sahip olmamızdı.
Hiçbir aşiret toplumunda, Türkiye'nin 1838 - 1938 arasında yaşadığı büyük dönüşümler gerçekleşemezdi.
* * * ÇAĞIMIZ ve Türkiye'nin ulaştığı gelişmişlik düzeyi artık devletin daha fazla müdahalesini değil, aksine 'küçültülmesini' gerektiriyor: Türkiye'nin gündeminde yerel yönetimleri güçlendirmek, devleti küçültmek var artık!
Ekrem Pakdemirli, Neşe Düzel'e ilginç rakamlar vermiş: "Bütün darbe dönemlerinde ekonomi geriye gidiyor, üretim ve fert başına milli gelir düşüyor, 1959'da 583 dolar olan fert başına gelir, (27 Mayıs darbesini izleyen) 1963'te 250 dolara düşmüş. 1980'de 1550 dolar olan gelir 1983'te 1289 dolara gerilemiş. 1970 - 71 için de böyle..." (Radikal, 23 Nisan 2001)
28 Şubat'ın tahribatı da zamanla daha net görülecektir.
Sebep, çağımızda işleyen bir ekonominin ancak işleyen bir demokrasi ve şeffaf bir devlet yapısıyla mümkün olmasıdır.
Ona göre de hem "devlet", hem "vatandaş" anlayışımız değişiyor bir süredir. "Kutsal devlet", artık sivilleşmek, rasyonelleşmek, demokratikleşmek zorunda... "Vatandaş" kavramını ise artık sadece devletin yüklediği "vazife"lerle değil, çağın kazandırdığı "haklar"la anlamak zorunda kalıyoruz! Çok büyük bir değişim, tarihi bir dönemeçtir bu.