24 Nisan 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Siyaset ve ekonomi

     Devlet Bakanı Kemal Derviş, Antalya'da yaptığı konuşmada Türkiye'nin temel sorunlarından birini ortaya koydu.
     Derviş, siyaset ve ekonomi alanları arasındaki sınırın yeniden çizilmesi, siyasetin ekonomiyi kullanma sürecinin sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.
     Hitap ettiği tekstil işverenlerine de, "Artık devletten ek kaynak istemeyin, çünkü yok" diyerek, ilk sınır çizgisini de çekti.
     Derviş'in saptamaları ve mesajları yerindedir.
     Türkiye'de siyaset ekonomiyi, ekonomi de siyaseti, "karşılıklı çıkar esası"yla kullanagelmiştir.
     Bu sürecin sonuçlarını batık bankalar, polisin yurtdışında kovaladığı bakanlar, büyük şirketlerin yönetim kurulunda "görev" yapan milletvekilleri, eski komutanlar, yolsuzluklar, hırsızlıklar, dolandırıcılıklar, ihale ve rant dağıtanlar biçiminde hep birlikte yaşıyoruz.
     Kimin eli kimin cebinde belli değil.
     Türkiye bu sistemi, sorgulama ve açığa çıkarma yolunda önemli adımlar atmaya başladı. Ortaya çıkarılan yolsuzluk zincirleri, banka soygunları, Derviş'in koyduğu teşhisin doğruluğunu kanıtlıyor.
     Açıklanan yeni programın bir hedefi de Türkiye'de yeniden yapılanmayı gerçekleştirmek. Yeni yapının inşa edilebilmesi için "siyaset - ekonomi" çıkar birliğinin dağıtılması gerekiyor. Burada temel görev yine siyasete düşüyor. Siyasetin, ekonomi alanına müdahalesi halktan aldığı yetkiye dayanan "denetim" olmalı. Bu denetim siyaset adamlarını da kapsamalı. Milletvekillerinin ekonomi alanına girip - çıkmaları dokunulmazlık zırhı altında olmamalı. İşadamında da, siyasetçide de "bunun hesabını bir gün sorarlar" endişesi bulunmalı.
     Şirketler devlete, siyasetçiler şirketlere yaslanmamalı.
     Derviş'in talep ettiği "sınır çizgisi"nin çekilebilmesi için önce mevcut sınır ihlallerinin saptanması ve gereğinin yapılması zorunlu. Kimin elinin kimin cebinde olduğu tek tek ortaya konulmalı ki, işe nereden başlanacağı ortaya çıksın.
     Bu noktada hükümete düşen görev, yolsuzlukla mücadeleyi sonuna kadar sürdürmesidir. Bu, ekonomik krizle mücadelenin anahtarı olacaktır.
     
     fbila@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
En büyük değişim

Melih AŞIK
Balık Alman'ın...

Fikret BİLA
Siyaset ve ekonomi

Berrin Cankat
Hayır Güngör Mengi haksızlık ediyorsunuz

Hasan CEMAL
Şişko, hantal devletten kurtulmak...

Güneri CIVAOĞLU
İyiliği anlamak...

CAN DÜNDAR
Avrupa "Ya sev, ya terk et" diyor

Abbas GÜÇLÜ
Ulusal egemenlik!

Sami KOHEN
Bu son olsun...

Meliha OKUR
"Günaydın beyler!"

Tuncay Özkan
Bakan: Türkiye'yi yaraladınız Terörist: Çok özür diliyoruz

Derya SAZAK
Seçim ittifakı

Meral TAMER
Ben de Derviş gibi 10 çocuk kurtardım

Tamer HEPER
Boşanmış eşe miras yok

Metin TOKER
Dramın anatomisi

Güngör URAS
Bankalara "yıkıcı" değil, "yapıcı" kanun

© 2001 Milliyet