24 Nisan 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




İyiliği anlamak...

     Pazar'ı Pazartesi'ye bağlayan gece... Saat 02.00...
     Erkan Mumcu,
bakanlık üst görevlileriyle birliktedir.
     Çeçen militanların işgali altında bulunan Swissotel'in Genel Müdürü Albert Hofmann'ı cep telefonundan arıyor.
     Hofmann, oteldeki durumu anlatıyor.
     "Lobideki işgalci Çeçenler'in şefiyle beraber olduğunu" söylüyor ve telefonu, işgalcilerin başkanı Muhammed Tokcan'a veriyor.
     Erkan Mumcu da bu oldu - bitti karşısında bir an tereddüt yaşıyor.
     Sanıyorum kuşkusu şuydu:
     "Muhammed Tokcan'la konuşması, acaba teröristlerle devletin müzakeresi gibi yorumlanabilir miydi?"
     
Sonra... "En ufak bir ödünde bulunmamak koşuluyla bu eylemin sona ermesi için kesin tavrı ortaya koymanın yararlı olacağına" karar veriyor.
     
Duyarlı dakikalar
     Böyle görüşmelerde psikolojik üstünlük önemlidir.
     Telefon konuşmasında psikolojik kırılma noktaları şöyle; Muhammed Tokcan, telefonu aldığında saygılı bir üslupla Çeçen davasını anlatmaya başlıyor. Bakan Mumcu, sözünü kesiyor. "Anlatılma yerinin ve yönteminin yanlış seçildiğini" söylüyor.
     Yani hadisenin, tek taraflı eylemci propaganda nutkuna dönüşmesine izin vermiyor.
     Bu bir....
     Tokcan, "polisin çekilmesini" istiyor, "aksi halde olayların kontrolünden çıkabileceğini, iki ateş arasında kalacak otel müşterilerinin yaralanabileceğini ve can kaybı olabileceğini" öne sürüyor.
     Bakan Mumcu "polisin geri çekilmeyeceğini, masum insanların kafasına silah dayayarak istekte bulunulamayacağını derhal teslim olmalarını" söylüyor.
     Bu da iki...
     Sonrası, özel servis müzakerecileri için nispeten hazırlanmış ortam...
     "Turizm şantajını" amaçlayan eylemde Turizm Bakanı'nın sesinin titrememesi ve ödün vermemesi, eylemin çökmesinde ağırlıklı etken.
     
Taşeron mu?
     Bu eylem için, her ülkeden konuk bulunan ve uluslararası bir konferansın yapıldığı otelin seçilmesi ilginç.
     Çeçenler'in "doğrudan Türkiye'yi hedef almamaya özen gösterdikleri" düşünülürse, "bu eylemde onları taşeron olarak kullanan bazı ülkelerin bulunduğu" kuşkuları var.
     Öte yandan... Son yıllarda ayrılıkçı eylemlerin ve şiddet örgütlerinin çökertilmesiyle rehavete girildiği izlenmekteydi.
     Bu son Çeçen eylemi, şiddet örgütlerine karşı gevşememek ve önleyici istihbarat gereğini gösteren bir uyarı.
     Turizm sezonu açıldığında, - ağzımızdan yel alsın - yazlık turizm merkezlerinde birkaç eylem, Türkiye'ye bütün rezervasyonların iptaline neden olabilir.
     Mısır, bunu yaşadı.
     
Ya bu kez
     Turizm Bakanı Mumcu, "eylemin geç saatlerde başladığına ve sabah saatlerinde bitirildiğine" işaret ediyor.
     "Bu nedenle dünya medyasında, sürmekte olan bir eylem gibi yer almadı" diyor.
     Bir gece önce, yerel gazete ve televizyonları arayarak "konunun büyütülmemesini" rica etmiş.
     Dünyadaki bütün turizm bürolarımıza da hemen "hadisenin kanlı bir eylem olmadığı, sadece Çeçen davasının duyurulması için geçici bir - nokta - işgal yapıldığı" yolunda bilgi notları geçilmiş.
     Keşke her Bakan, kendi konusunda Mumcu'nun duyarlığını, takibini ve etkinliğini gösterse.
     Öte yandan... Çeçenler, din kardeşimizdir. Soydaşlarımızdır.
     Özgürlük mücadelesi veriyorlar.
     Saygılıyız.
     Ama bu, Türkiye'yi çok zor durumlara düşürebilecek eylemleri topraklarımızda koyma hakkını onlara vermez.
     Avrasya eylemlerinden sonra hapishanelerden neredeyse kaçmalarına göz yumduklarımız, affettiklerimiz bize böyle mi teşekkür etmeliydiler?
     "Terör" ile "hoşgörü", biraraya gelmemeli.
     Rusya'nın bu bağlamda, aramızdaki 1999 Deklerasyonu'nu hatırlatması doğrudur.
     Ama o deklerasyonun, topraklarında PKK bürolarına izin veren Kremlin yöneticilerini de bağladığını unutmasınlar.
     
     gcivaoglu@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
En büyük değişim

Melih AŞIK
Balık Alman'ın...

Fikret BİLA
Siyaset ve ekonomi

Berrin Cankat
Hayır Güngör Mengi haksızlık ediyorsunuz

Hasan CEMAL
Şişko, hantal devletten kurtulmak...

Güneri CIVAOĞLU
İyiliği anlamak...

CAN DÜNDAR
Avrupa "Ya sev, ya terk et" diyor

Abbas GÜÇLÜ
Ulusal egemenlik!

Sami KOHEN
Bu son olsun...

Meliha OKUR
"Günaydın beyler!"

Tuncay Özkan
Bakan: Türkiye'yi yaraladınız Terörist: Çok özür diliyoruz

Derya SAZAK
Seçim ittifakı

Meral TAMER
Ben de Derviş gibi 10 çocuk kurtardım

Tamer HEPER
Boşanmış eşe miras yok

Metin TOKER
Dramın anatomisi

Güngör URAS
Bankalara "yıkıcı" değil, "yapıcı" kanun

© 2001 Milliyet