Türkiye'ye sığınan Çeçen mülteciler çoğu Abhaz kökenli Türk eylemcilerin, Swissotel'e yapılan baskınla Çeçen davasına zarar verdiğini düşünüyorlar...
PERVİN METİN İstanbul
"Annemle pazara gitmiştik. Döndüğümüzde evimiz yoktu ama buzdolabımız orada duruyordu. Bombaları duymamak için kulaklarıma hep pamuk tıkardım. Türkiye geldik ama uçak geçtiğinde yine bombalayacaklar sanıyorum."
Dört ay önce ailesiyle Türkiye'ye gelen 10 yaşındaki Ali Magomed'in bu sözleri, Çeçenistan'da yıllardır süren bir dramın belgesi aslında.
Swissotel'e düzenlenen baskın sonrası yeniden hatırlanan Çeçen mülteciler, böyle bir olayla hatırlandıkları için biraz buruklar.
Bağışlarla yaşıyorlar
Baskının aleyhlerine olduğunu, eylemin Türkiye yerine Rusya'da yapılması gerektiğini düşünüyorlar. Ve hepsinin dilinde "Onlar adına biz utanıyoruz" cümlesi geziniyor.
Mülteciler, İstanbul'da Ümraniye, Fenerbahçe ve Beykoz'da camiden bozma yerlerde yaşam savaşı veriyor. Yaklaşık bin kişi kadarlar. Bu üç bölgede yaşayanların aylık giderleri 10 bin Dolar civarında.
'Eylemcileri kınıyorum'
İhtiyaçlarının tamamı Kafkas Çeçen Dayanışma Komitesi'ne yapılan bağışlarla sağlanıyor. Onlar yaşadıkları tüm zorluklara rağmen savaşın biteceği ve akrabalarına yeniden kavuşabilecekleri anın ümidiyle ayakta kalabiliyorlar.
Ümraniye'nin Atakent mahallesinde, 6 yıldır kullanılmayan Halilürrahman Camisi'ne sığınan 124 Çecen'den biri olan Mejev Vahaev ailesiyle 2 yıl önce Türkiye'ye gelmiş.
Diyor ki; "Buraya gelmemizin nedeni kardeş ülke gibi görmemiz. O nedenle Swissotel'i basan Çeçenler'i kınıyorum. Onlar bizi temsil etmiyor. Amaçlarını anlayamıyorum. Ben Yüksek Ticaret Enstitüsü'nü bitirdim ama burada çalışamıyorum. Tüm zorluğuna rağmen, iki çocuğum ve eşimle yaşamaya devam etmek zorundayım."