İnsan hayatına değer vermeyenler, niçin pazarda kaybediyorlar?
Hayatınız ne kadar değerli?
İstatistiksel araştırmalar, iş kazalarının sadece yüzde 10’unun kaza riski doğuran güvensiz haller ve geri kalan yüzde 90’ının ise organizasyon ve insan faktörü nedeniyle olduğunu ortaya koyuyor.
MELİH ARAT
Yakınlarımızdan birinin eli kopsa ya da bir kimyevi madde temasından dolayı kanser olsa, hayatımız altüst olur. Ancak trafik kazalarında olduğu gibi, kaza oluşup sonucunu yaşayıncaya kadar bize bunlar, televizyon ekranındaki görüntü kadar sıradan ve önemsiz gelir. İş kazaları da, işdünyası için benzer bir özellik gösteriyor. İş kazası olduğunda herkesin dikkati o noktaya yönelirken diğer zamanlar, günlük koşuşturma ve Türkiye’nin bitmeyen ekonomik krizleri yüzünden çok az dikkate alınıyor. İş kazaları, sadece fabrika içinde kalan değil toplumsal yaşama yayılmış kazalardır. Örneğin bir yolcu otobüsünün şoförü iş kazası yaptığında kendisi değil, tüm otobüs etkilenir. Bir kimyevi madde üretim fabrikasındaki kaza, bir nehirdeki hayatın ve o nehirden beslenen insanların hayatlarına mal olur.
Ülkelerin gelişmişlik seviyesi, toplumların ve devletlerin insan hayatına verdiği önemle ölçülüyor. Örneğin, İngiliz polisinin silah taşımamasının nedeni, hırsız ya da katil dahi olsa, o vatandaşın yaşama hakkına saygı gösterilmesidir. Amerika’da 110 voltluk elektrik şebekesi kullanılmamasının nedeni, 110 voltluk elektrikle insanların ölüm riskinin 220 volttan az olmasıdır. Türkiye’de ise, hemen hiçbir alanda bir iş yaparken ölçü insan hayatı olmamaktadır. Ortalama insan ömrünün 65 yıl olduğu varsayılırsa, yapılan binaların en az 100 yıl dayanması gerekir. Cumhuriyet sonrası yapılan binaların önemli kısmı 50 yılını doldurduktan sonra depremde ya da deprem dışı nedenlerle çökme tehlikesine sahiptir.
İşçi sağlığı semineri
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 1986 yılında başlatılan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Haftası etkinlikleri, her yıl 4 - 10 Mayıs tarihleri arasında düzenleniyor. İnsan hayatından daha değerli bir konu olamayacağı dikkate alınırsa, bu önemli konu yılın yalnızca bu bir haftasında gündeme geliyor. 4 Mayıs tarihinde MESS, İstanbul’da bu konuda yine ilginç ve görsel bir seminer düzenledi. Açılışta konuşan MESS Başkanı Erdoğan Karakoyunlu ve Genel Sekreter İsmet Sipahi, iş kazalarını önlemede en etkili yolun, ’işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliğinde oluşturulan ve yaşatılan kültür sayesinde her kademedeki çalışanın bilinçli hale getirilmesi olduğunu’ vurguladılar.
MESS İş Güvenliği ve Sağlığı Yöneticisi Erten Cılga, herhangi bir işyerinde ’pozitif kültür’ olmaksızın, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda ilerleme sağlanamayacağını belirtti. 'İşçi sağlığı ve iş güvenliği' terimi artık eskimiş ve yetersiz bir terimdir. Bugün petrokimya endüstrisinde ya da bir su şişeleme fabrikasındaki yaşanan bir iş kazası hepimizi etkiliyor. Konu artık işin ve işçinin ötesinde, toplumsal sağlık ve güvenlik sorunudur.
Pozitif Kültür
Erten Cılga’ya göre, bir organizasyonda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde pozitif kültür, kurum kültürünün bir alt kümesidir. Kültür olmaksızın, bu konudaki politika, plan, prosedür ve sistemler yaşatılamaz. Kaza önleyici sistemlerin kurulabilmesi için gerek üst yönetimin, gerekse çalışanların bu kültürü paylaşması, eylem kararlarında bu referansı kullanması gerekir. 'İstatistiksel araştırmalar, iş kazalarının sadece yüzde 10’unun (kaza riski doğuran) güvensiz haller ve geri kalan yüzde 90’ının ise organizasyon ve insan faktörü nedeniyle olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu yüzde 90’lık kısma başta güvensiz hareketler olmak üzere, yönetim sistemleri, çalışma ortamlarında hedeflenenler, ödüllendirme, yeterlilik, kontroller, işbirliği ve iletişim yöntemlerindeki yanlış uygulamalar ve eksiklikler de dahil edilmektedir. Birçok işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik program, güvensiz hallerin ortadan kaldırılmasına odaklanmıştır. Yani problemin yüzde 10’una. Buna karşılık, Pozitif Kültür, problemin yüzde 90’lık kısmını hedef almıştır. Bu nedenle, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Pozitif Kültürü oluşturmak, iş kazalarını azaltabilmede en etkili yöntem olabilecektir. Kültüre yönelik sistemin oluşturulmasından sonra; iş kazaları oranlarında ilk birkaç ay içerisinde ortalama yüzde 20 - 25’lik ve ilk yıldan sonra da yüzde 50’ye kadar azalma sağlandığı araştırmalar sonucunda görülmüştür.
Toplam Kalite’nin vazgeçilmez unsuru
KalDer İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanlık Grubu Lideri Kezban Altaylar, Türkiye’de özellikle çokuluslu şirketlerin, iş sağlığı ve güvenliği konusuna önem vererek ciddi çalışmalar içine girdiğini, Türk aile şirketlerinin bu çalışmalara rağbet etmediğini belirtiyor. 'Toplam Kalite’nin üç unsuru vardır. Birincisi, müşteri memnuniyeti yaratacak kalite; ikincisi çevreyi kirletmeme; üçüncüsü de iş güvenliğidir. Bu üçünden biri eksik olursa TKY başarıya ulaşamaz.'
Kalite Sağlık Danışmanlık’tan Dr. Dilek Yılmaz da, iş sağlığı ve güvenliği konusunda iyi olan şirketlerin, pazar performansının da iyi olduğunu vurguluyor. Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusunda iyi durumda olan şirketler, örneğin P&G ya da Mercedes’in pazardaki başarıları bu durumu doğruluyor. Ölüm tehlikesiyle burun buruna yaşayan, güvenliği sağlanmamış bir makineye elleri titreyerek yaklaşan birinin aklını işine katmasını beklemek mümkün değil. Buna karşılık olarak, sistem olarak her türlü sağlık koşulu garanti edilmiş ve güvenlik önlemi alınmış bir organizasyonda ise çalışanlar kendilerine değer verildiğini düşünüyorlar ve işlerini daha çok sahipleniyorlar. Üretimde iyileşmenin yaratıcılığın temelinde, güvenli bir ortamın sağlanması var.
Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği alanında Avrupa normlarını yakalamak zorunda; ama sadece kanunları almak yetmez. MESS’ten Av. Erten Cılga’nın belirttiği gibi, kanunları uygulamak için bu konuda duyarlılık sağlayacak bir toplumsal kültür oluşması gerekli.
Kazayla ölen insanların
SON SÖZLERİ
Bakın, bizim fabrika nehri kirletmiyor; görüyorsunuz şimdi nehirden tuttuğum bir balığı yiyorum. Forklift mi, tabii kullanırım abi, ben çocukken karting yapmıştım, iyi bilirim bu işleri. Sigortayı sökmeden de yaparım abi, kaç yıllık ustayım. Abi, boş ver, ben kaç yıllık kamyon şoförüyüm, hem köfte yerim, hem sürerim. Kamil abi, kafesin kapısı kapalı değil mi? Fazla yük bir şey yapmaz, çeker bir araç abi. Abi, en son geçen yıl kontrol etmiştim, kaçak filan yoktu. Oksijen tüpü kaçırıyor mu, şimdi bir kibrit çakar anlarız! Çavuş, bu fitilin uzunluğu ne kadardı? Abi, bu hızarla on yıldır çalışıyorum; bunca yıldır bir yerimi koparmadım, bundan sonra da koparmam.
Sağlıklı ve Güvenli Notlar
1. İş kazaları sizi ilgilendirmiyor görünebilir; ama her iş kazası toplumu etkiler. Bir uçak pilotu iş kazası yaptığında uçaktaki yolcular ölür.
2. Kurallar, sistemler ve bilgi tek başlarına yetersizdir; kültür olmadan yaşayamazlar. Trafikle ilgili kural ve sistemler var; insanlar bilgi sahibi; ama trafikte güvenli yaşam kültürü yok.
3. İnsanın (çalışanların, müşterilerin ve işletme çevresinde yaşayanların) sağlığına önem vermeyen ve dikkate almayan bir TKY sistemi söz konusu olamaz.
4. Kazaların temelinde bilgisizlik değil, risk tanımlamadaki yetersizlik vardır; 'başıma baret takcam da ne olacak' diyen işçinin, emniyet kemeri takmadan araba süren şoförden ya da aidsli karşı cinsle korunmasız sevişen insandan farkı yoktur.