06 Mayıs 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




4,33

     "Müzikten anlamıyorum" diyen olabilir, ama müziği sevmeyen olamaz.
     Bitkiler bile seviyor müziği.
     Bach dinleyen inekler daha çok süt veriyor!
     Mozart dinleyen çocuklar daha zeki oluyor...
     Nedir müzik?
     Düzenlenmiş seslerdir.
     "Ses" nedir?
     Tartışalım...
     "Ses" varsa sessizlik de vardır. Sorunu dolaysız sergilemek için, çağdaş Amerikan bestecilerinden John Cage’in "4,33" adlı piyano parçasını örnek alacağım. Şöyledir bu eser:
     Piyanist sahneye çıkar, dinleyicileri selamlar, taburesine oturur, piyanonun kapağını kaldırır, bir süre bekler, sonra kapağı kapar, bekler ve yine kaldırır, yine bekler, ardından tekrar kapar, tekrar açar.
     Bu işi birkaç kez yapar ve tam tamına 4 dakika 33 saniye dolunca piyanonun kapağını kapatır, yerinden kalkar, seyirciyi selamlayıp kulisine döner...
     Bu eser 1950’lerin başında bestelendi.
     John Cage’e göre, piyanonun kapağı açılınca birinci bölüm başlamış olur, kapatınca biter. Kapak ikinci açılışında ikinci bölüm başlar; yinelenen eylem ve süreçte bu "dört bölümlü eser", 4 dakika 33 saniye sürer.
     Ama dikkat!
     Bu süre boyunca çıkan öteki bütün sesler de esere dahildir; salondaki fısıltılar, topuk sesleri, kapı gıcırtıları, alarmlı saatler, "yeter be kardeşim, çal da dinleyelim şu parçayı" homurtuları, konsantrasyonu bozan cep telefonları!!!
     John Cage diyor ki; "Bu dört buçuk dakika benimdir. Sessizlik sunuyorum. O mekandaki bütün diğer ‘rastlantısal’ sesler de sorumluluğumdadır."
     Müzik dünyası yarım asırdır 4,33’ün müzik ya da beste olup olmadığını tartışmakta.
     Dünya sanat tarihinin en radikal eseri.
     Ama şunları unutmamak gerek;
     1) Sessizlik de güzel olabilir.
     2) Doğadaki sesler de kendi kendine müzik oluşturmakta. İnsan doğanın varlığı değil mi? Sonuçta "insanların sesleri forma sokması eylemi" doğadaki seslerin çekirdek halini değiştirir mi?
     3) Sessizlik birçok dinde ve inançta kutsal değil midir?
     4) Sessizliği kötü sesleri bozmaktansa, ona hiç ilişmemek daha mantıklı değil midir?
     Buyrun size bir pazar tartışması. Başarılar...
     



 PAZAR


Bazılarının eline gidilir...
KİM NE OKUYOR?..
Antik tatlar kitap oldu
Bu oyun manşet olur
Güllerin içinden
Barmen, bir dergi lütfen
Ekranda FIFA 2001 turnuvası
Bu iplerin ucunda eğlence var...
‘Afyon etkisi var’
Grafist başlıyor...
Aşkın ve barışın globalizasyonu
Haftanın sanat rehberi
Kanaat’te dondurma mevsimi
Lacivert’te yaz boyunca brunch
İtalya’nın denizi İstanbul’da
Çocuklara Tweety’li pasta
KİM NEREDE NE YEDİ?
‘İnsanca yaşamak karışık bir şeydir’
Buraya yazıyorum...
DVD / Selim BOY
Eşkıyanızı uyandırın!
4,33
Tike
Roberto kapıyı iki kere çalar
Tate Modern
Osmanlı’yı bilmek için
Entelektüellerin ölümü
"Düşen Yapraklar, Geçen Yıllar"


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet