06 Mayıs 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Tate Modern

Tate Modern’in yapıtlarını sergileme biçimi son derece radikal. Klasik tarihsel sıralama yerine dört ana tema içinde toplanmışlar. Eserler zaten bir asırlık döneme ait. Amaç yirminci yüzyılı etkilemiş konulara karşı sanatsal yaklaşımların evrimini izlemek

     LONDRA

     1500’lü yıllardan zamanımıza kadar Britanya Adaları’nda yaratılan birçok ender sanat yapıtını içeren "Tate Britain" resim müzesini duymuşunuzdur. Bugün sizlere onun
     kardeş sergisi olan "Tate Modern"i tanıtmaya çalışacağım.
     Galeri 12 Mayıs 2000’de açıldığından beri Londra’nın mihenk taşlarından ve 20. yy. modern ve güncel sanatının en önemli koleksiyonlarından biri haline geldi. Galerinin gayesi sadece pasif teşhir değil. 20. yy. sanatını algılayışınız nasıl olursa olsun, sergi önyargılarınızı zorlayan bir tutum içinde. Yapıtlar tutuculuğunuzdan kurtulup çağdaş sanat anlayışınızın ufkunu genişletmenizi açık açık istiyor sizden.
     Tate Modern, Thames Nehri’nin güney yakasındaki Southwark semtinin Bankside adlı kısmında ve nehrin hemen kenarında. 1981’den beri kullanılmayan Bankside Enerji Santralı’nın binasında.
     Dış görünümü ufak tefek değişikliklerle korunan yapının içi çok etkileyici. Santralın tavanı kaldırılarak ortaya çıkarılan iki kat yüksekliğindeki kutu biçimli cam çatıya "Işık Kirişi" adı veriliyor. Gündüzleri galeri için gerekli gün ışığı buradan temin ediliyor. Geceleri ışıklandırılan çatı Londra’nın siluetinde yansıyor.
     Yedi katlı binanın orijinal seyyar vinçlerinin, sanat eserlerini ve gezgin ışıklandırma sistemlerini taşıyabilmek için yerlerinde bırakıldığını görüyorsunuz. İçerde dükkanlar, çalışma ve eğitim odaları, stüdyolar, 250 kişilik çay salonu, amfiteatr, sinema ve seminer odaları var. Çeşitli sergilerin farklı ihtiyaçlarını karşılamak için kat duvarları da yer değiştirebiliyor.
     Odalar beyaz, düz ve iddiasız çizgilere sahip. Genişlik ve rahatlık düşüncelerinize de yansıyor. Size algılama, sindirme ve sentezleme olanağı tanıyor. 135 milyon sterline mal olan bu yeri Londra’ya gelirseniz görmenizi tavsiye ederim.
     Tate Modern’in yapıtlarını sergileme biçimi de radikal. Klasik tarihsel sıralama yerine dört ana tema içinde toplanmışlar. Eserler zaten bir asırlık döneme ait. Amaç 20. yüzyılı etkilemiş konulara sanatsal yaklaşımların evrimini izlemek.
     Birinci tema "Tarih, Bellek, Toplum". Konuların çoğu tarih, mitoloji, İncil ve edebiyattan gelme. Artistler tarihi, ahlaki-sosyal-politik kıstaslar içinde değerlendiriyorlar.
     "Çıplaklık, Hareket, Vücut" ikinci temanın adı. Sanatçının tarih boyunca insan vücudunu çıplak veya örtülü olarak tekrardan yaratma tutkusunu evrensel bir dürtü olarak inceliyor.
     1990’larda olgunlaşan ve genellikle artistin kendi vücudu ile yansıttığı kısa süreli veya geçici sanat anlayışı fotoğraf, film ve video stilleri ile yakalanıyor.
     Üçüncü grup yapıtlar "Manzara, Madde, Çevre" başlığı altında toplanmış. Tabiatın resimde belgelenmesi. 20. yy. başlarında iki büyük empresyonist usta, Monet ve Cezanne’ın, doğanın resmedilmesinde yaptıkları radikal değişiklikler görüyorsunuz.
     Son bölüm "Natürmort, Nesne, Gerçek Hayat" başlıklı. Peyzaj gibi natürmort da 17. yy. başlarında kendine özgü bir resim konusu olarak ortaya çıkıyor. İnsanoğlunun dünyevi zevkleri çeşitlenip değiştikçe, çürüyüp bozulacak yiyecek ve içecekler değerini yitirerek, bizden sonra ayakta kalacak eşyalar olumluluğun birer simgesi olarak görülüyor. 20. yy. başlarında Salvador Dali ve Braque gibi artistlerin basit natürmort aranjmanları gerçeğin soyut yansıması olarak bilinen "kübizm"i yaratır. Önceleri resimde kendini gösteren bu akıma Georges Braque’ın "Şömine Rafı Üzerinde Klarnet ve Bir Şişe Rom"u, Picasso’nun "Naturmort" adlı eser ve düzenlemeleri geniş bir spektrum içindeki ilginç örnekler olarak ortaya çıkıyor. Daha sonra kübizmin yavaş yavaş kabuk değiştirerek sanatta geçerli metanın, gerçeği yansıtmak olarak değiştiğini görüyoruz.
     Düzenlemelerdeki nesnelerin çoğu kendilerini yansıtıyor artık. Marcel Duchamp’ın "Hela" adlı düzenlemesi ile doruğa ulaşan ve "hazırlanmış yapıtlar" olarak bilinen bu tip eserler ne resim ne heykel. Gündelik hayatımızda bol bol kullandığımız tüketim mallarından, onların ambalajlarından vs. yapılan düzenlemeler bunlar. Tek tek başka anlamları yok. Bence sorgulamadan bir gözlem ortaya koyuyorlar. Fishli ve Weiss’in düzenlediği oda bir inşaat sahasının artıklarıyla yapılmış. Çimento yığınları, tuğlalar arasında sigara izmaritleri, içindekinin yarısı dökülmüş kağıt bardaklarda kokuşmuş kahve artıkları, sandalye olarak kullanılan yırtık araba lastikleri tek tek özenle toplanmış ve bir araya getirilmiş. Sökük kılıflarından sünger parçalarının fırladığı pis yataklar üzerinde horlayan yorgun inşaat amelelerini görür gibi oluyorsunuz.
     Eserlere ya hayran kalacaksınız ya da sadece mekanı seyretmeyi yeğleyeceksiniz.
     
     



 PAZAR


Bazılarının eline gidilir...
KİM NE OKUYOR?..
Antik tatlar kitap oldu
Bu oyun manşet olur
Güllerin içinden
Barmen, bir dergi lütfen
Ekranda FIFA 2001 turnuvası
Bu iplerin ucunda eğlence var...
‘Afyon etkisi var’
Grafist başlıyor...
Aşkın ve barışın globalizasyonu
Haftanın sanat rehberi
Kanaat’te dondurma mevsimi
Lacivert’te yaz boyunca brunch
İtalya’nın denizi İstanbul’da
Çocuklara Tweety’li pasta
KİM NEREDE NE YEDİ?
‘İnsanca yaşamak karışık bir şeydir’
Buraya yazıyorum...
DVD / Selim BOY
Eşkıyanızı uyandırın!
4,33
Tike
Roberto kapıyı iki kere çalar
Tate Modern
Osmanlı’yı bilmek için
Entelektüellerin ölümü
"Düşen Yapraklar, Geçen Yıllar"


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet