06 Mayıs 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Entelektüellerin ölümü

     Hiçbir zaman bir "entelektüel" olmadım; geçen yüzyılın moda akımını takip edip Marx okuduğum ve bohem bir yaşam sürerek daha iyi bir dünya için mücadele ettiğim sırada bile. Derin varoluşçu düşünceler, öfkeli insanlar ve salt toplumla yüzleşip karşı karşıya gelmeye cesaretleri olmadığı için bazı kişilerce öne sürülen, toplumu sahte bir reddedişin ardına gizlenen yıkıcı polemikler benim her zaman canımı sıkmıştır. Sonuç olarak; her dönemde okumaya, öğrenmeye, düşünmeye ve düşündüklerimi yazmaya büyük bir iştah beslememe rağmen kendimi hiçbir zaman gerçek bir "entelektüel" gibi hissetmedim.
     İtalya’da "entelektüellerin ölümü" üzerine kurulan bir polemik sırasında, bu kategoriyi tanımlamak isteyen Umberto Eco’nun bir makalesi çok hoşuma gitti:
     "Eğer entelektüel, el değil de kafa işçisiyse, bir banka kasiyeri veya bir vergi kaçakçısı da entelektüel sayılır... Yok eğer entelektüel dediğimizde, yaratıcı düşünsel işlevleri olan kişiyi anlıyorsak, yıllarca aynı dersi kendilerini bir kez olsun sorgulamadan anlatan üniversite profesörlerinin entelektüel olduklarından söz edemeyiz. (Bu kişiler öğrencilerinden, sadece yaşlarına ve tecrübelerine (!) saygı göstermelerini isterler; kayıtsız şartsız zorlama bir saygı beklerler ve kim bilir, belki de onları iktidardan indirecek olan bu gençlerin yaratıcılığına en ufak bir yer bırakmazlar! Bunları, kendilerini boğan ast-üst ilişkisine dayanan feodal üniversite sisteminde hapsolmuş genç arkadaşlarımın anlattıkları tatsız hikayelere dayanarak kendim ekledim...) Ama toprağı işlemek için en iyi ve yenilikçi yollar bulmak için kafa yoran bir çiftçi çok daha entellektüeldir...
     Yeter! "Sözde entelektüeller"in çağı kapanmıştır! Bugün entelektüellerden beklenen; radikal biçimde değişen dünyanın, ekonomik krizlerin, gençlerin işsizlik sorunlarının da etkisiyle tüm meslek dallarındaki "uzmanölardan beklendiği gibi, işlerini İYİ yapmalarıdır! Fazlasına gerek yok! Felsefeciyse felsefe yapması beklenir... İlkokul öğretmeniyse çocukları iyi eğitmesi... Siyaset bilimiyle uğraşıyorsa kendi alanında yeni ve pratik çözümler getirmesi... Eğer şair veya yazarsa yazması... sadece İYİ yazması! Bunlar birçoklarının gerçekleştirmediği şeyler! Bugünün dünyasında varlıklarını sürdürmek ve maaşlarını hak etmek için entelektüeller boş yere "entelektüellerin" durumundan söz ediyorlar... Yazacak kitapları olmadığı için kitabın ölümünden söz ediyorlar... Roman yazmayı beceremediklerinden romanın ölümünden söz ediyorlar... Şiir yazacak hayal gücüne sahip olmadıkları için şiirin sonunun gelip gelmediğini tartışıyorlar... Köşelerinden hiçbir pratik ve somut çözüm üretmeksizin yıkıcı eleştiriler yapıyorlar... Sonunda da söyleyecek bir sözleri olduğu düşüncesiyle kendilerini tatmin olmuş hissediyorlar... Bu entelektüellerle işimiz yok... Onların varlıkları artık tamamen gereksiz."
     Bunlar dünyaca tanınan ünlü yazar Umberto Eco’nun bir söyleşi sırasında söyledikleri... Eh, şahsen ben onunla tamamen aynı fikirdeyim...
     Onun bir İtalyan dergisi için haftalık olarak yazdığı yazıları karşılığında "sadece" 1500 dolar aylık aldığını öğrendiğimde, düşünceciklerimi yazmak için ondan çok, çok ama çok daha az kazanan ben yakınmaktan vazgeçtim ve kendimi dürüstçe yargılama kararı aldım; birçoklarını da aynı şeyi yapmaya davet ediyorum... Maaşımızı gerçekten hak ediyor muyuz?
     



 PAZAR


Bazılarının eline gidilir...
KİM NE OKUYOR?..
Antik tatlar kitap oldu
Bu oyun manşet olur
Güllerin içinden
Barmen, bir dergi lütfen
Ekranda FIFA 2001 turnuvası
Bu iplerin ucunda eğlence var...
‘Afyon etkisi var’
Grafist başlıyor...
Aşkın ve barışın globalizasyonu
Haftanın sanat rehberi
Kanaat’te dondurma mevsimi
Lacivert’te yaz boyunca brunch
İtalya’nın denizi İstanbul’da
Çocuklara Tweety’li pasta
KİM NEREDE NE YEDİ?
‘İnsanca yaşamak karışık bir şeydir’
Buraya yazıyorum...
DVD / Selim BOY
Eşkıyanızı uyandırın!
4,33
Tike
Roberto kapıyı iki kere çalar
Tate Modern
Osmanlı’yı bilmek için
Entelektüellerin ölümü
"Düşen Yapraklar, Geçen Yıllar"


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet