
|


"Düşen Yapraklar, Geçen Yıllar"
Sinema yazarı denilince, neredeyse herkes gibi, benim de aklıma ilk gelen ad Atilla Dorsay oluyor... Atilla kolay gelmedi bu noktaya. İnanılmaz bir çalışkanlık içinde ne yapıtlar üretti.
Çalışkanlık yetmez elbet. Temelde sinema sevgisi, yürekten kopan, vazgeçilmez bir sinema sevgisi yoksa, o sevgi akılla desteklenmiyorsa istediğiniz kadar çalışın.
Atilla bu özellikleri taşıdığı için "Atilla Dorsay" oldu.
***
Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Yeni kitabı "Düşen Yapraklar, Geçen Yıllar" her sinemaseverin kitaplığında bulunması gereken bir yapıt.
Özellikle ilk "nostalji" bölümü, bizim kuşaklar için sonsuz tatlar içeriyor. Okurken, "İstanbul’un Yok Olan Hayal Şatoları"nı ben de bir daha dolaştım. Atilla’nın sözünü ettiği filmlerin dışında, Lale’de "Vatan Kurtaran Aslan"ı, Saray’da "Kadın Katilleri"ni, Melek’te "Şeytan Kadın-Gilda"yı, Yıldız’da "Felaket İncisi"ni yeniden seyrettim. Sonra başka "hayal şatoları"na, Sultanahmet’te Alemdar’a, Çarşıkapı’da Azak’a, Beyazıt’ta Marmara’ya uğradım. Şehzadebaşı’nda "Şimal Hücum Alayı"nın, "Kanlı Kazak"ın afişlerine baktım.
"Geçmişten Geleceğe Sinema" başlığını taşıyan bu bölüm için sadece "sinema yazıları" değil, "edebiyat yazıları" da demem gerekiyor. Sıcacık bir içtenlikle, abartısız bir hüzünle örülmüş.
***
Kitap beş bölümden oluşuyor. İkinci bölümde, "Birkaç Usta Üzerine"de John M. Stahl’dan Nejat Saydam’a kadar birçok sinemacıya ilişkin özgün saptamalar var. Ben çok yararlandım. Sözgelimi, zaten sevdiğim bir yönetmen olan Claude Sautet’nin filmlerini, "Sinemacıların En Fransız’ıydı" yazısını okuduktan sonra, dağarcığıma eklenmiş yeni ayrıntılarla daha keyifle seyredebilirim artık.
Üçüncü bölümde, "Büyülü Yaratıklaröda oyunculardan söz ediliyor. Gerçekten de Gary Cooper’larla, Maria Montez’lerle hangimiz büyülenmedik ki... "Yüzü Tanınan, Ama Adı Bilinmeyenler Üzerine"de anılan yardımcı oyuncular olmasaydı, o yıldızlar bizi tek başlarına böylesine büyüleyebilirler miydi? "Kazablanka"yı Humphrey Bogart’la, Ingrid Bergman’la hatırlıyoruz. Claude Rains, Sydney Greenstreet, Conrad Veidt, Peter Lorre, S.Z. Sakall’sız bir "Kazablanka", "Kazablanka" olabilir miydi?
"Bizim Ülkemiz, Bizim Sinemamız, Bizim İnsanlarımız" bölümünde Onat Kutlar üstüne yazılmış yazı beni çok duygulandırdı. Okuduklarım arasında, çocukluk dostum sevgili Onat’ı en güzel anlatan yazılardan biri bu.
Son bölüm "Eleştiri Üzerine" başlığını taşıyor. Okurken yirmi yıl önceye gittim, Atilla’yla Aziz Nesin’in "Amarcord" üstüne tartışmaları geldi aklıma. Karşılıklı yazılar bir serüven filmi gibi izlenmişti.
Baştan söylediğimi sonda bir daha yineleyeyim: "Düşen Yapraklar, Geçen Yıllar" her sinemaseverin kitaplığında bulunması gereken bir yapıt.
BİR DAKİKA ARA "İnsan sinemaya niçin gider?"
Atilla Dorsay'ın kitabı benim de sinema anılarımı tazeledi. Antep'in efsanevi sinemacısı Nakıp Ali'yle ilgili birçok anımı daha önce yazmıştım. Birini aktarmak istiyorum buraya.
1950'lerin sonunda Orhan Barlas'la "Gaziantep Sinema Tiyatro Derneği"ni kurmuştuk. Amacımız seyircilere nitelikli filmler izlettirmekti. Nakıp Ali, "Hayırlı bir iş yapıyorsunuz," diyerek sinemasını verdi bize.
İlk filmimiz Carol Reed'in "Adalar Sürgünü"ydü. Açılışı onunla yapacaktık.
Gece geldi çattı. Nakıp Ali'nin sineması tıklım tıklımdı. Kültürle ilgili bir etkinlik olduğu için, Vali'nin önerisiyle, Milli Eğitim Müdürü bir konuşma yapacaktı filmden önce.
Müdür sahneye çıktı. İçkiliydi. "Sayın Vali, Sayın Vali'nin hanımı, Sayın Savcı, Sayın Savcı'nın hanımı," diye söze başladı. Sonra, "Bunlar bir dernek kurmuşlar. Film gösterip halkın kültür düzeyini yükselteceklermiş. İnsan sinemaya niçin gider? İnsan sinemaya baldır bacak görmek için gider," dedi, indi.
Donakalmıştık. Birdenbire Nakıp Ali fırladı sahneye. "Ben," dedi, "bu bölgenin en eski sinemacısıyım. Tahsilim yok. Ama bildiğim bir şey var. İnsan sinemaya gider ve orada görmek istediğini görür. Kimileri sinemaya güzel şeyler görmek için giderler. Onlar güzel şeyler görürler. Kimileri de sinemaya baldır bacak görmeye giderler. Onlar da sadece baldır bacak görürler."
Alkışlar arasında film başladı.
PAZAR


Bazılarının eline gidilir...
KİM NE OKUYOR?..
Antik tatlar kitap oldu
Bu oyun manşet olur
Güllerin içinden
Barmen, bir dergi lütfen
Ekranda FIFA 2001 turnuvası
Bu iplerin ucunda eğlence var...
‘Afyon etkisi var’
Grafist başlıyor...
Aşkın ve barışın globalizasyonu
Haftanın sanat rehberi
Kanaat’te dondurma mevsimi
Lacivert’te yaz boyunca brunch
İtalya’nın denizi İstanbul’da
Çocuklara Tweety’li pasta
KİM NEREDE NE YEDİ?
‘İnsanca yaşamak karışık bir şeydir’
Buraya yazıyorum...
DVD / Selim BOY
Eşkıyanızı uyandırın!
4,33
Tike
Roberto kapıyı iki kere çalar
Tate Modern
Osmanlı’yı bilmek için
Entelektüellerin ölümü
"Düşen Yapraklar, Geçen Yıllar"
SAYFA BAŞI

|
|

|