Umut hep var! Hayalsiz hiç yaşanmıyor. 'Dansın Sultanları' bunun kanıtı. Geçen akşam izlerken, elbette, Anadolu'nun zenginliğini düşündüm. Zincirlerini kırdığı zaman, bu zenginlikten fışkırabilecek yaratıcılık aklımdan çıkmadı.
Hayaller birbirini kovalasın gerçekleştikçe...
Heyecan... Neyin heyecanı? Bugünkü Galatasaray - Fener maçının mı? Bu heyecan zaten hafta başından beri eksik değil ki. İçim her an oyuluyor vıdık vıdık.
Bir de Cimbom yense!
Ben asıl yaşadığım bir başka heyecandan söz etmek istiyorum: Dansın Sultanları! İngilizcesiyle: Sultans of the Dance. Bu sayede cuma gecesi Mydonose Showland'de düşsel bir yolculuğa çıktım iç dünyamda. Üstelik, umutlarımı da yanıma almayı unutmadan.
Umutsuzluk ve düş kırıklığının diz boyu olduğu bir dönemde güzellikleri, insanoğlunun içindeki iyiliği düşündüm.
Kötülüğe boş verdim.
"Artık davullar
barış için çalmaktadır.
İnsanoğlu
kendi içindeki iyiliğe
yenilmiştir."
Barışı düşündüm.
Dansın Sultanları'nı izlerken, elbette, Anadolu'nun zenginliğini düşündüm. Zincirlerini tam anlamıyla kırdığı zaman, bu zenginlikten fışkırabilecek yaratıcılığı aklımdan çıkarmadım.
Ayrıca, beklediğim yarınlara dönük iyimserliğim kabardı. O yarınların gelebileceğine, geçmişte kalmayacağına ilişkin inancım güçlendi. "Türkiye'de güzel şeyler de oluyor!" diyebilmeye hasret bir toplumun ferdi olduğum için de sahnede bizim insanlarımızın sergilediği başarıya sevindim.
Şu da var:
Sanatın, müziğin o gücünü, hayatın zorluklarına karşı insanın direncini arttıran, insana yaşama sevinci aşılayan o tılsımlı yanını bir kez daha iliklerime kadar hissettim.
Nemrut Dağı'nı anımsadım.
Siz hiç Nemrut'ta, tanrılar katında güneşin doğuşunu yaşadınız mı? Ben bu ayrıcalığı tattım. Doğu'ya, Adıyaman taraflarına yolunuzu mutlaka düşürün ve huşu içinde bu muhteşem doğa ve tarih olayının canlı tanığı olun.
"Önce ateş vardı
Ölümsüzlük dağında
Nemrut'ta tanrıların katında
Ateş kutsandı önce..."
İniş çıkışlar ömür boyu insanın peşini hiç bırakmaz. Gelgitlerle yaşar gidersin.
Değişmez bu.
Sevinci, mutluluğu erişilmez bir yerlere, olmadık bir geleceğe ertelemekten kaçınmaktır doğru olan... Yaşamın içindeki o kısacık sevinç, mutluluk anlarını yakaladın mı, dolu dizgin yaşamaya çalışmaktır doğru olan...
Umudu yitirmek olmaz! "Umut hep var!" Olmak zorunda. Nazım Hikmet'in dediği gibi umutsuz yaşanmıyor.
Hayalsiz hiç yaşanmaz! Sultans of the Dance bunun kanıtı. Onun için "Hayaller birbirini kovaladı gerçekleştikçe..." diyor yapımcıları.
Genel Sanat Yönetmeni ve Koreograf Mustafa Erdoğan, "Biz bir Türkiye dansı istiyoruz" diyor, "İnsanlığın kendini her alanda ilk kez ifade ettiği yerde, ilk dansın siluetinin peşindeyiz. Bastığımız toprak dile geliyor sanki, bin yıllık zeytin ağaçlarının yeşerdiği Ege'den Mezopotamya'daki ölümsüzlük dağına uzanıyoruz. Rehberimiz Anadolu..." Şu sözler de Erdoğan'ın:
"100 yürek bir araya geldik, daha yolun başındayız. Tek bir yürek gibi atan ama 100 ayrı kıvılcım gibi parlayan bir kararlılıkla yürüyoruz."
Yolunuz açık olsun!