ELBETTE tarihe bakarken de "taraf" olunabilir, ama bu, verileri görmede "objektifliği" ve değerlendirmede "analitik düşünce"yi engellememelidir.
Aradan bunca yıl geçtiği halde "yanlış" bir tarafgirlikte hala ısrar edenler diyor ki:
Tek Parti devrinin iktisat politikaları çok başarılıydı. 80 milyon altın tutarında Osmanlı borçlarını ödemiş, DP iktidarına da 220 bin kilo altın rezervi bırakmıştı. Menderes, bu kaynakları çarçur etmiş, "ülkeyi kalkındırmak için değil, seçmene rüşvet teşkil edecek yatırımlar için kullanmıştır". Yaptıkları da "devede kulak denecek kadar azdır."
Rakamsız, analizsiz 'tarafgir' genellemeler!
* * * TEK PARTİ dönemi yekpare bir bütün değildir; 'analiz' etmek gerekir.
'Liberal' politikaların uygulandığı 1923 - 29 döneminde yüzde 8.4 gibi çok yüksek bir fert başına milli gelir artış hızı başarılmıştır; Osmanlı borçlarının ödenmesi devam ettiği halde.
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın ardından, devletçiliğin uygulandığı 1929 - 39 döneminde bu hız yüzde 3'e, savaş yılları olan 1939 - 46 döneminde ise eksi 3'e gerilemiştir. 1923 - 46 ortalaması 2.6'dır.
Uzun vadede, Osmanlı borçları değil, dünya ekonomisinin şartları ve uygulanan politikalar önemlidir. O zaman başka ülkelerde de devletçiliğe geçilmiş ve bunun kalkınmayı hızlandırdığı sanılmıştır ama, kalkınmanın o aşamasında: "Uzun dönemli analizler gösteriyor ki, milli ekonominin güçlü performansının sebebi devlet sektörü değildir. Bunun yerine, ithalatı kısıtlayıp tarımda küçük çiftçi üretiminde ciddi bir büyümenin sağlanması ile yüksek kalkınma hızına ulaşılabildiği" belirtilmektedir. CHP bunu yapmadığı için okul, yol, sağlık, enerji gibi kamu hizmetlerine mümkün olan kaynakları ayıramamıştır. (Roger Owen, Şevket Pamuk, A History of Middle Economies, sf. 26 - 28, 244)
* * * ŞEVKET Süreyya Aydemir'in "Menderes Dramı" adlı kitabının "sıçrayan rakamlar" ve "toprağı tanıyan ilk başbakan" bölümlerini okumak bile, DP'nin "küçük çiftçi üretiminde ciddi bir büyüme sağlayarak yüksek kalkınma hızını tutturabildiğini" görmek için yeterlidir.
Owen ve Pamuk da bu görüştedir. (Sf. 106 - 110)
Onun için DP'nin on yılındaki yol, enerji, okul, sağlık ve üretim rakamları, Tek Parti devrinden birkaç kat yüksektir.
Menderes iktidarının çıkardığı Yabancı Sermaye ve Petrol kanunlarını "gül gibi ülkemizi sömürgeci sermayeye teslim etmek" olarak niteleyen CHP'nin Tek Parti devrindeki büyük hizmetleri başkadır, iktisadi vizyon darlığı ve bu ideolojinin kalkınmamızı frenlemesi başkadır.
CHP'nin bu tarz muhalefeti orduda cuntalaşmalara yol açtığı gibi, DP'yi de maalesef anti demokratik baskı politikasına itmiştir. Bununla birlikte, DP 1960 şubatında seçmen kütüklerinin yargı denetiminde yenilenmesi için Meclis'e tasarı sevk ettiği gibi, 27 Mart'ta Devlet Bakanı Medeni Berk "sonbaharda seçimlere gidileceğini", Menderes de 15 Mayıs'ta İzmir'de "en kısa zamanda seçime gidileceğini" ilan etmişti. Buna rağmen cunta darbe yaptı, parti kapattı, baskı yasaları çıkardı, idam sehpaları kurdu.
Bugün doğruyu yapalım: Demokratik hoşgörü, istikrar, liberal ekonomi...