27 Mayıs 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Tebrikler Fener, teşekkürler Cimbom, Aslan Hagi...

     Ligin son 90 dakikası Ali Sami Yen'deydim. Galatasaray ve Hagi için...
     ...
     Bir an umutlanmadım değil. Galatasaray, Trabzon önünde 2 - 0 öndeyken, Samsun'un Fenerbahçe'ye gol haberi geldi. Ben de bütün tribünlerle birlikte ayaklandım. Bir an duygu fırtınasına tutuldum.
     Futbolun büyüsünü, güzelliğini ve heyecanını bir kez daha yaşadım.
     Ne güzel!
     Muhteşem Hagi'yi son kez izlemiş olmaktan bir futbolsever olarak mutluluk duydum.
     Fenerbahçe'yi candan kutluyorum, yıllar sonra gelen şampiyonluğu için...
     Teşekkürler Cimbom, bize dört yıl boyunca tattırdığın zaferler ve büyük kupalar için...
     Ve aslan Hagi, seni yeşil sahalarda izlemenin büyük bir ayrıcalık olduğuna inanıyorum.
     Kapanan futbol sezonu ve Galatasaray ise ayrı bir yazı konusu...
     İyi pazarlar!
     Aşağıda maç öncesi yazdığım "ekmek ve demokrasi" başlıklı yazı yer alıyor.
     
Slogan, "ekmek ve demokrasi" olmalı!
     Türkiye'nin canı yanıyor. Onun için önceliğini ekmek meselesine vermiş durumda. Ekonomik krizden kurtulmaya çalışıyor. Aş ve iş sorununu çözmeden düze çıkmanın imkansızlığı bugün için ağır basan görüş...
     Bir başka deyişle:
     Önce ekmek!
     
Çıkış bu sloganda mı?
     Elbette değil.
     Ekmekle birlikte demokrasi, insan hakları ve hukuk da lazım. Doğru slogan ekmek ve demokrasi olmalı.
     İkisi birbirini tamamlıyor.
     Biri olmadan öbürü uzun ömürlü olamıyor. İkisini birbirinden ayırmaya kalkışmak çağdaşlığa aykırı. İkisinin arasına duvar çekmeye çalışan ülkeleri tarih sollayıp geçti. Geçmeye de devam edeceğe benziyor.
     Demokrasinin, hukuk devletinin, insan haklarının yeterince önemsenmediği, bu nedenle siyasal istikrarsızlığın, hukuksuzluk ve yolsuzluğun kol gezdiği ülkeler ekmek derdine de köklü çözüm bulamıyorlar. Kalkınma yarışında, uygarlık yarışında geri kalıyorlar.
     Tarih de bunun tanığı...
     Aş ve iş sorunu tek başına çözülemiyor.
     Siyasal istikrar şart!
     Ama bunun için de işleyen bir demokrasiye, gerçekten adalet dağıtan bir yargıya, lider sultasına izin vermeyen partiler düzenine, farklı görüşlerin parlamentoda hakça temsiline imkan veren bir seçim sistemine ve düşünce - vicdan - girişim sacayağına oturan özgürlükler sistemine sahip olmak gerekiyor.
     Bunlar malum diyebilirsiniz.
     En azından kağıt üstünde öyle.
     Örneğin bu hafta TÜSİAD bir demokratikleşme raporu yayınladı. İstikrarın nasıl bir siyasal reform atılımından geçtiğini özetliyor.
     "Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri ve Avrupa Birliği Kopenhag Siyasal Kriterleri" isimli raporun, siyasal partiler düzeninde reform isteyen bölümünde şöyle bir saptamaya yer verilmiş:
     "Siyasal partilerin örgütlenme modellerinin ve iç işleyişlerinin çözümsüzlüğe ve giderek siyasal krizlere yol açtığı biliniyor. Bu krizlerin en önemli nedeni, siyasal sisteme ve siyasal kadrolara duyulan güvensizliktir. Ağır bir güven bunalımı, toplumla siyasal kadroların birbirlerinden ayrıldıkları görüntüsünü ortaya çıkarmış ve bu kadroların Türkiye'nin sorunlarına çözüm getirebileceği yönündeki umut ve beklentileri erozyona uğratmıştır."
     TÜSİAD raporunun seçim sistemi ile ilgili değişiklik talebinin vurgulandığı bölümünde ise şu satırlara yer verilmiş:
     "Yönetim istikrarsızlığını kolaylaştırdığı, hatta teşvik ettiği görülen seçim sistemimiz, son on yılda yaşadığımız ekonomik krizlerde küçümsenemeyecek bir paya sahiptir. Çok parçalı - bölünmüş siyasal yapımıza özgü koşullar nedeniyle mevcut seçim sistemi, yıkıcı bir siyasal rekabeti ve popülizmi teşvik etmektedir."
     Raporda hukuk devletiyle, asker - politika ilişkisiyle, ifade özgürlüğüyle, ana dilde eğitim, radyo - televizyonla ilgili birçok değişiklik isteğine yer verilmiş. Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde Türkiye daha uyumlu ve hızlı yol alabilmesi için yapılması gerekenler ayrıntılı biçimde sıralanmış...
     Evet, bunların hepsi malum.
     Örneğin, TBMM'nin gündemine de 51 maddelik Anayasa değişikliği gelmek üzere. Avrupa Birliği'ne üyelik perspektifine yetersiz de olsa yer verilen bu değişiklik paketi de reformcu nitelik taşıyor.
     İyi, güzel!
     Peki, bunlar nasıl gerçekleşecek? Bu hükümetle parlamentoda böyle bir siyasal irade var mı?
     Soru ve sorun burada düğümleniyor.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Melih AŞIK
Türk kimliği

Fikret BİLA
Derviş ve Çakan

Berrin Cankat
Ayıplar Haftası

Hasan CEMAL
Tebrikler Fener, teşekkürler Cimbom, Aslan Hagi...

Güneri CIVAOĞLU
Renkler müziği

CAN DÜNDAR
O gün bugündür!

Şükrü ELEKDAĞ
Yeni bir kriz mi?

Abbas GÜÇLÜ
Geleceği görmek

Gani MÜJDE
Amerika’dan yengem geldi, evde bir bayram havası

Hasan PULUR
Avrupa gününü bilir...

Derya SAZAK
Şifo'ya veda

Meral TAMER
Eğitimde Afrika klasmanındayız!

Güngör URAS
Nataşa’nın sorunu "kriz" değil "polis"

Serpil YILMAZ
Botaş’ın bir de Selçuk Yahşi’si var

© 2001 Milliyet