08 Haziran 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




‘Müzikteki hataları düzeltiyoruz’

Piyanist Aydın Esen, yeni albümü "Livingöde davulun ve basın iki efsanesini bir araya getirdi. Vinnie Colaiuta ve Miroslav Vitous albümde Esen’in bestelerini çalıyorlar

     MEFARET AKTAŞ

     15 yıldan fazla Amerika’da yaşayıp dünyanın en ünlü müzisyenleriyle kayıtlar yapan, konserler veren piyanist Aydın Esen bir süredir Türkiye’de yaşıyor. Ama kendisinin de sık sık ifade ettiği gibi, karısı ve çocuklarıyla İstanbul’a yerleşmiş olması cazın ve çağdaş müziğin devleriyle çalışmasına engel değil. 39 yaşındaki piyanist, çeşitli dönemlerde sayısız kereler enstrümanlarında dünyanın bir numarası seçilmiş iki ustayı, Miroslav Vitous ve Vinnie Colaiuta’yı kendi albümünde bir araya getirdi. Üstelik albüm Universal Türkiye’nin tüm dünyaya dağıttığı ilk albüm olma özelliği taşıyor.
     Daha küçükken ileride rock davulcusu olacakları belli olan tüm arkadaşlarım Vinnie Colauita gibi çalmak isterdi. Dünyanın bir numaralı stüdyo davulcusuydu. Bizden biraz daha büyük olup da kafalarını jazz-fusion’a takmış olanlardan da en çok iki usta basçının, Jaco Pastorious ve Miroslav Vitous’un adlarını duyardık. İkisi de Weather Report’tan... İlkini genç yaşta kaybettik. İkincisi 70’lerden beri hep dünyanın en iyi üç basçısından biri olarak anıldı. Wayne Shorter ve Joe Zawinul’la birlikte Weather Report’u kurdu ama kısa süre sonra kendi yoluna gitti. Efsanesini solo projeleri ve çeşitli konserlerinde sürdürüyor.
     Şimdi bu iki dev Aydın Esen’ın yeni albümü "Livingöde bir araya geldi. Esen’in deyimiyle, cazda ve çağdaş müzikte "geçmiş yıllarda yapılmış hataları temizliyor", modern müzikte yeni kapılar açıyorlar. Esen’le yeni albümünü ve müziğin geleceğini konuştuk.
     
     Yıllardır ABD’de yaşıyordunuz. Neden bir anda Türkiye’ye dönüp İstanbul’u üs edindiniz?
     Müzikal anlamda Amerika bazı isteklerimi karşılayamadı. Çağdaş ve klasik müziklerle uğraşıyorum ben, yalnızca fusion’la ve cazla değil. Bu bakımdan tatmin edici olmadı. Ayrıca işin ticaret tarafı da çok karmaşık. Bir de işin ailemle ilgili kısmı var. Ben zaten New York’un öyle çoluk çocukla ideal bir şekilde yaşanacak bir yer olmadığını biliyordum. Hem benim için hiç yeni bir yer değil zaten. Bir de her zaman en önemli şeyin müzik olmadığını da söylemek gerek.
     
     Yurtdışında çalışmalar yapma fırsatı bulmuş yetenekli müzisyenler kariyerlerinin bir yerinde Türk folk müziği öğelerini kendi müziğinde kullanıyor. Siz bu yöne pek gitmediniz...
     Siz söyleyince beni de düşündürüyor ama doğru söylüyorsunuz, direkt olarak dalmadım. Belki de bunun o kadar önemli bir şey olduğunu kabullenemedim. Yapılan denemeler var, insanlar seviyorlar. Adına sentez mentez diyorlar. Ama benim müziğimde bir seviye var. O seviyeye gelenler devamlı olarak müziğe açık olarak bakmayı yeğlerler. Ben böyle bakmayı sonradan seçmedim. Bu bende hep vardı. Hep öyle hissediyordum. Ben kendi, milli müziklerimizi çok seviyorum. Bizim de çok değerli bestecilerimiz olmuş. Ama ben müziğe öyle bakamam. Çıkarsa kendiliğinden çıkar. Bu müzikleri alıp bilinçsizce başka bir müziğin içinde bir yerlere koymak korkunç bir şey olur.
     
     Mesela Fazıl Say’la Kudsi Ergüner ortak bir çalışma yaptılar...
     Evet kulağıma birkaç yerden geldi. Güzel bir çalışma. Proje boyutunda bir şey diyemem ama benim konuştuğum boyutlarda çok yetersiz. Bu boyutlar bir müzik adamını meşgul etmesi gereken boyutlar, esas boyutlar. İşin folk tarafını anladık ama bir de bu işin müzikal tarafı var. Orada olaylar karışıyor. Zaten Dede Efendi çok güzel bir şey, ona kimse bir şey diyemez. Ama kendinizi bu güzelliğe kaptırır, başka bir şey katmazsanız çok korkunç sesler çıkar ortaya. Sentez, folk, çağdaş müzik, insanların kafası çok karıştı zaten. Müzisyenler bunu anlamadıysa öteki insanlar nasıl anlasın? Bir de işin ticari tarafı var tabii.
     
     Çağdaş müzik ne size göre?
     Ne bileyim? Ben yeni müzik, çağdaş müzik lafını kullanmaktan bile hep çekinmişimdir. Geçmişi bilen, kültürel açıdan da bilen, bugünü ona göre değerlendiren insanların çıkardıkları sonuçların getirdiği terimlerdir bunlar.
     
     Bu yıl caz festivalinde çalmanız gündeme geldi son anda. Çalacak mısınız?
     Bilmiyorum henüz. Konuşuluyor. Olsa çok iyi olur.
     
‘Caz her şeyi kaldıramıyor’
     Müziği geliştirmekten bahsediyorsunuz. Bu albümde yeni ne var? Basçınızın etkisiyle olsa gerek, bir iki parça çok fazla Weather Report etkisi taşıyor mesela...
     Armonik dünya yani sound dünyası değişti. Beni en çok sound’ların bir arada yaşaması meşgul ediyor. Yenilik yapmak tamamının yeni olması demek değil. Biz müzik yaparken çağımızda yaşanmış karmaşıklıkları da düzeltmeye çalışıyoruz. Müzikte çok hata yapıldı. Bir yandan da bu hataları temizliyoruz. Weather Report demeniz çok güzel bir şey. Duyması bile güzel. Anımsatabilir. Ama Weather Report böyle şeyler çalmadı, çalamadı, çalamaz da zaten.
     
     Sizce cazın durumu nedir? Bu müzik bitiyor mu?
     Bitti denemez kesinlikle. Fakat caz kelimesi bazen her şeyi tam olarak kaldıramıyor. Dengeleri sağlayamıyor. En azından benimle alakalı olan müzikte. Bitmedi ama oralarda bir yerlerde caz da... Can çekişmiyor, bir süre bayağı çekişti. Dönüşler oldu, yenilikler oldu. Festivallerin profilleri, çalan müzisyenler değişti. Pop mu caz mı belli değil. Ama benim için fark etmez. Caz spektrumu çok geniş bir kelimedir. Ama tabii herkes bunu kaldıramıyor, kontrol edemiyor.
     



 CUMARTESİ


Geri döndü
‘Müzikteki hataları düzeltiyoruz’
OYLAR nereye gidecek?
Bridget Jones’a "erkek yağıyor"
Ne var, ne yok?
Size alerjim var!
ARANIYOR...
Umarım gerçekten öyledir
Kara yatmak
Bu yazıyı Sağlık Bakanı okumasın
İnsan nasıl "çiftöleşir?


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet