08 Haziran 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Umarım gerçekten öyledir

     Serdar Devrim

     Orhan Abi’nin cenazesinden öndüğümde, kutumda bir e-posta buldum.
     *
     Gazeteler, Hürriyet’in Yazıişleri Müdürü Orhan Olcay için "işinin başında öldü" dediler. Aksi mümkün değildi zaten. Hayatı gazetecilik, gazetecilik de hayatıydı. Ölüm, onu ancak işinin başında yakalayabilirdi de, çok acele etti. Orhan Abi daha 51 yaşındaydı.
     Gazeteciler genç ölürler. Ölüm sebebi de genellikle kalptir.
     Aralarında sık sık erken bekledikleri bir ölümün şakasını yaparlar.
     Ama ölüm bazılarına hiç yakışmaz.
     Fransız mizah ustası Pierre Desproges "Je ne vais pas mourir idiot d’un cancer" derdi. Yani, bir kelime oyunu yapar, "Aptal bir kansere yenilip ölmeyeceğim" sözünü değiştirir, bozar, "Aptal gibi kanserden ölmeyeceğim" demeye getirirdi. Ölümden çok korkardı. Kansere yakalandığını öğrendikten 6-7 ay sonra öldü. Ölüm, Pierre Desproges’a da hiç yakışmamıştı. Desproges hep gülen yüzüyle hatırlanacak. Orhan Abi gibi...
     Cenaze dönüşü bulduğum e-postada, eski bir dostum, nasıl bugüne denk getirmiş bilinmez, Cemal Fesinli adlı bir amatör şairin "Zaman" diye bir şiirini yollamış bana. Şairin söyledikleri doğruysa eğer, sevdiklerim için hâlâ bir umut var demektir.
     *
     Geçen zaman nereye gider, bilir misin?
     Akar, kaybolur, biter mi sanırsın?
     Zaman, öbür dünya denilen yerde birikir.
     Çocukken yaşayıp, hatırlamadığın,
     Gençlikte yapıp, doyamadığın,
     İşine gelip de unuttuğun,
     Çocukluğun, gençliğin, ileri yaşların
     Her şey, ama her şey, orda birikir.
     Geçmiş zaman, öbür dünyada saklanır.
     Bir sinematek gibidir öteki dünya.
     Günü gelip, biletini verirler sana,
     Rahat bir koltuğa buyur ederler.
     Işıklar söner ve filmin başlar.
     Bu filmde hem seyirci, hem oyuncusundur.
     Canın çekince, hoop, geçiverirsin perdeyi.
     Mesela, top oynarken cam kırdığın gün.
     Girersin eski hayatına yeniden,
     Topa öyle hızlı vurmayıverirsin,
     Cam kırılmaz.
     Kulağını çekmezler, topunu kesmezler.
     Ama bir kere başlayınca, bitireceksin filmi.
     Sonuna kadar, bir kere daha yaşarsın o hayatı.
     Sonra bir kere, bir kere daha,
     Yeniden başa sararsın bobini.
     Taa bütün hataları düzeltene kadar,
     Taa bütün ayıpları silene,
     Adam gibi adam olana kadar...
     "Bunu daha önce yaşadım" gibi gelir ya insana,
     İşte o an, tekrar seyretmektesindir filmi.
     Haa, kimileri de kötüye kullanırlar bunu,
     Dönüp de intikam alırlar,
     Hırsızlık, soysuzluk yaparlar...
     Ama, gün gelir onların filmi biter.
     Bir daha biletçi almaz içeri.
     Başa sarılmaz onların filmi,
     Teneke bir kutuya kaldırıverirler.
     Sadece iyilere tanınmış bir haktır bu.
     Ammaa, zor bir yanı da vardır hani.
     Ya "nasılsa gören yok" diye yediğin haltlar?
     Oturup, yedi sülaleyle seyretmek de var,
     Yerin taa dibine girerek, bazen!
     "Ben beni bir daha ele geçirsem
     Abıhayat içersem demiyorum"
     Ayıplarımı silsem, düzelebilsem
     Anamı babamı bir daha görsem...
     ...
     Geçen zaman nereye gider, bilir misin?
     Akıp gider, kaybolur, biter mi sanırsın?
     Zaman, öbür dünya dediğin yerde birikir.
     Umarım gerçekten öyledir!...
     
     sdevrim@milliyet.com.tr
     



 CUMARTESİ


Geri döndü
‘Müzikteki hataları düzeltiyoruz’
OYLAR nereye gidecek?
Bridget Jones’a "erkek yağıyor"
Ne var, ne yok?
Size alerjim var!
ARANIYOR...
Umarım gerçekten öyledir
Kara yatmak
Bu yazıyı Sağlık Bakanı okumasın
İnsan nasıl "çiftöleşir?


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet