08 Haziran 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Herhangi bir mal, dünyada daha ucuz olmasına rağmen, sırf Türkiye’de üretiliyor diye Türkiye’den alır mısınız?
Siz alır mısınız?

Dünya kalitesinde iş yapmayı öğrenemediğimiz sürece, içinde bulunduğumuz alan küresel rekabete açıldığında çok kötü farkla yenileceğiz. Piyasalar, tüketiciler duygusal değil, milliyetçi değil, kendilerine göre sadece akılcı olanı yapıyor ve piyasa rekabeti kimsenin gözünün yaşına bakmıyor.

     MELİH ARAT

     Küreselleşme iyi bir şey mi, kötü bir şey mi sorusunun cevabı basit: Küreselleşme sizin çıkarlarınıza hizmet ediyorsa iyi, etmiyorsa kötü bir şey. Diğer bir deyişle küreselleşmenin iyi ya da kötü olması, konuya göre oyunun hangi tarafında olduğunuza bağlı. Eğer siz bir sigara üreticisiyseniz ve yurtdışından daha ucuza tütün ithal edebiliyorsanız, küreselleşme iyi bir şey. Eğer siz Türkiye’de tütün üreticisiyseniz ve sizin tütününüz pahalı olduğu için satılmıyor, ithal tütünle üretim yapılıyorsa kötü bir şey. Küreselleşme ya da ülkeler arasında ticaretin serbestleşmesi, rekabetçi üretim yapan işletmelerin yararınadır. Rekabetçi işletme, düşük maliyetle, istenilen kalitede ya da daha üstün kalitede, farklılaştırılmış ürün ve hizmetleri sağlayan işletme demektir.
     
İş olimpiyatları
     Küresel ekonomi, olimpiyatlara benziyor. Dünyanın her ulusundan sporcuların yarıştığı ve sadece en iyi olanların kazandığı bir yarış. Ancak olimpiyatlardan bir farkı var. Olimpiyatlara katılmak ön elemeleri geçme şartıyla isteğe bağlıyken, küresel ekonomiye katılmak zorunlu. Diğer bir deyişle, küresel olimpiyatın başarılı oyuncuları, zaferlerinin tam anlaşılması için herkesi yarışlara katılmaya zorluyor. Hep birinci olduklarından diğer oyuncular üstünde siyasi anlamda da önemli baskı ve ağırlıkları var. Türkiye, önce Gümrük Birliği’yle ciddi gümrük indirimlerine gitti. Özal’lı yıllardan başlayarak her geçen yıl gümrük duvarlarımız iniyor. İthalat 1980’lerden 2 - 3 milyon dolarken, 2000’lerde 40 milyon dolar civarında. İthalatın böyle artmasının bir nedeni de, Türkiye’deki tüketicinin de küreselleşmiş olması. Tüketicimiz artık bir Avrupalı hangi araca biniyorsa, en az o kalitede bir araca binmek istiyor. Bu durum otomotiv üreticilerini önemli ölçüde değişmeye ve gelişmeye zorladı. Deyim yerindeyse ikinci lig araçlardan birinci lig araçlara terfi ettik.
     Türkiye’de bölgesel olarak dengeli bir gelişme sağlanamamasının sonucunda özellikle tarım üretimiyle uğraşan bölgelerde verimsiz üretim yıllardır devam etti. Amerika’da toplam tarımsal üretim nüfusun yüzde 2’siyle gerçekleştirilirken, Türkiye’de toplam tarımsal üretim nüfusun neredeyse yüzde 50’siyle gerçekleştiriliyor. Henüz tarımsal üretim alanlarında verimliliği yakalayamadığımızdan ve o bölgelerde başka iş kollarını geliştirecek altyapı kuramadığımızdan birçok ürünü, tütün, şeker ve benzerlerini yüksek fiyatlara mal ediyoruz.
     
Üçüncü lig takımını geliştirmek
     31 Mayıs 2001 tarihinde Devlet Bakanı Yüksel Yalova, tütün ithalatının serbest bırakılması sonucunda Türkiye’deki 600 bin üreticinin zarara uğrayacağını, 2001 yılı itibariyle devlete ait olan TEKEL’in satın alacak kimse bulamayacağımızı belirtti. Bu sözler, aslında Türk tütün üreticisinin ve TEKEL’in dünyayla rekabet edecek bir yapıda olmadığının itirafıdır. Tütün üreticileri ithalatın serbestleşmesi sonucunda, üçüncü lig takımlarının birinci lig takımlarıyla karşılaşmalarına benzer bir durumla karşılaşacaklar.
     Küresel rekabete açılan her alanda durum bu olacaktır. Bir tütün üreticisinin, bir gazetecinin, bir itfaiyecinin, bir sekreterin, bir bahçıvanın, bir satıcının alıcısı olan değer üretebilmesi, küresel kalitede iş yapmaya bağlıdır. İngilizce 'World Class' olarak söylenen dünya kalitesinde iş yapmayı öğrenemediğimiz zaman, içinde bulunduğumuz alan küresel rekabete açıldığında çok kötü farkla yenileceğiz. Piyasalar, tüketiciler duygusal değil, milliyetçi değil, kendilerine göre sadece akılcı olanı yapıyor ve piyasa rekabeti kimsenin gözüne bakmıyor.
     
Dünden iyi olmak yetersiz!
     İnsanın bir önceki günden daha iyi olması gerektiğini söyleyenler, 2000’li yıllarda bu önerilerini gözden geçirmeliler. Lider değilseniz, kendinizle yarışmak, bir önceki günden daha iyi olmak yetersizdir; rakiplere yetiştiren, onların önüne geçiren eylemlere ihtiyacımız var. Bugün yeni mezunlar için de, profes-yoneller için de geçerli olan, dünya kalitesinde birer uzmana dönüşme gerekliliğidir. Bir yeni mezunun işe girmesi için diğerleriyle aynı özelliklere sahip olması yeterli değildir; basit bir mantıkla diğerlerinden üstün olmalıdır ki işe girsin. Kendini geliştirme dünya kalitesinde birer insana, meslek sahibine dönüşme sorumluluğu bireye aittir. İşsiz kaldığınızda, siz işsiz kalırsınız. Her yeni mezun iş bulamadığında tanım olarak kendisi iş bulamamıştır. Bu iki kategori işsizin, işsizlik derdinden kurtulmak elinde en çok imkan kendilerindedir. Onlar kendilerine yeni yetenekler eklemedikçe, iş bulamayacaklardır. Tütün üreticisi, şeker pancarı üreticisi, buğday üreticisinin durumu daha zor görünüyor; yaratıcı yenilikler geliştirmedikçe, çok ciddi ekonomik sıkıntılarla karşılaşacaklardır.
     TÜSİAD televizyonlara verdiği reklamlarda, milli takımın maçın skorunu 2 - 0’dan 3 - 2’ye dönüştürerek kazandığını, henüz her şeyin bitmediğini vurguluyor. Ancak milli takımların, bir ülkenin kendi en iyi oyuncularından oluştuğunu unutmamak gerekir. Geçtiğimiz yıl Galatasaray’ı Avrupa şampiyonu yapan oyuncularının ve teknik direktörünün Türkiye’nin değil, Avrupa ortalama kalitesinin üstünde olmasıydı. Türkler, istediklerinde dünya kalitesinin üstünde de başarı gösterebildiklerini kanıtlamışlardır. 1992 yılında Ulusal Kalite Kongresi’nin açılış konuşmasında Bülent Eczacıbaşı’nın kendisini dinleyen profesyonellere söylediği gibi rekabette başarı için 'önce siz değişmelisiniz!'
     
Dünya kalitesinde başarı için NOTLAR
     Küreselleşme, dünya ekonomisini adeta olimpiyatlara dönüştürdü. Artık tütün, şeker, otomotiv, tekstil, siyaset, basın vb. hiçbir alanda oyun yerel değil.
     İngilizce 'World Class' olarak söylenen dünya kalitesinde iş yapmayı öğrenemediğimiz zaman, içinde bulunduğumuz alan küresel rekabete açıldığında çok kötü farkla yenileceğiz.
     Lider değilseniz, kendinizle yarışmak, bir önceki günden daha iyi olmak yetersizdir; rakiplere yetiştiren, rakiplerin önüne geçme imkanı veren eylemlere ihtiyacımız var.
     




 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet