08 Haziran 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




‘Fenerliler abarttı’

Emre Belözoğlu şöyle diyor: "UEFA Kupası’nı getirişimizi hatırlıyorum da, Fenerbahçe’nin şampiyonluğu kadar abartılmadı."

     Ahmet Tulgar

     Anlatılan belki de bizim hikayemizdir. Bu röportaj belki de bir dönemin kapanışını simgeliyordur. Depremlerle sarsılan, vahşet manzaraları karşısında donakalan, çok gitmek istediği bir yerden zorla alıkonulan bir toplumun kendi kendisiyle memnun olduğu anlarının, o mutluluk yanıp sönmelerinin kayboluşunun hikayesidir. Bir toplumun doyumsuz sevişmelerden kendi kendini tatmine dönme tehlikesinin uç verişinin hikayesi.
     Anlatılan belki de sadece bir çocuğun hikayesidir. Erken büyüyen ya da bütün büyüme imkanları elinden alınmış bir çocuğun. Babası gidince o da giden ya da babasının peşinden giden.
     Anlatılan belki de iki çocuğun hikayesidir. Biri biraz daha büyük. Karlı yollarda bata çıka, el ele tutuşmuş, uzaktaki okullarına giden, o anda çok yalnız iki çocuğun... Bu belki de onların hikayesidir.
     
Evet, Emre. İtalya’ya gidiyorsunuz. İtalyanca dersi almaya başladınız mı?
     Yaklaşık bir buçuk aydır İtalyanca dersi alıyoruz.
     
Öncelik futbol terimlerinde mi?
     Futbol terimleri, futbolcu, ne bileyim, saha işte, sağ-sol, onun dışında da "Nasılsın, iyi misin?", zaten eğer bir şarkıcı olarak gitseydim belki zorlanabilirdim ama futbolun çok belli bir ana dili var.
     
Inter işi kesinleşti artık, değil mi?
     Kesinleşti.
     
Profesyonelliği size para mı öğretiyor?
     Bana kimse "Para mı, idealler mi?" diye sormuyor. "Para mı, bu yüzden Avrupa mı?" diye soruyorlar.
     
Ama son kertede para için gidiyorsunuz.
     Hayır. Galatasaray’daki yönetici büyüklerimizle aramızda belli bir güvensizlik ortamı oluştu.
     
Avrupa size yeni açılımlar da getirecek, değil mi?
     Galatasaray’ın Avrupa’daki başarısını, ben inanmıyorum ki hiçbir Türk takımı aynı ekibi toplamadığı sürece yakalasın. Büyük de konuşmuyorum; inşallah Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzon da yakalar. Belki Gaziantep, belki Bursa. İnşallah yakalarlar. İstiyorum ama inanmıyorum bir daha aynı duygular Türk halkına yaşatılsın. Ben parayı hep ikinci, üçüncü planda tuttum ve Galatasaray’da son yıllarda aldığım paralar çok cüzidir. Bunları söylemenin yeri de değil. Gerçekten Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durum ve ortam herkesin gözü önünde. Aldığım meblağlar Türkiye standartlarının üstündedir. Ama herkes bunu bilsin: Emre, para için gitmedi. Aslında Galatasaray’da kalmak istiyordu.
     
Peki, çocuk denecek yaşta bir futbol takımı gibi bir sert erkekler topluluğuna girince baskı ya da şiddet gördünüz mü?
     Galatasaray’da çok eşit bir ortam var. Ben buraya geldiğimde, bana bir tekme atıldığında, Fatih Hoca oyunu durdurup "Ne yapıyorsunuz?" diyebiliyordu.
     
Tekme mi atıyorlardı?
     Ben de atıyordum. Ama insan ilk geldiği bir yerde sahiplenilmek istiyor. Bunu bana Fatih Hoca yaşattı. Fatih Hoca onların arasında bana kalkan oldu.
     
Peki, onun Galatasaray’dan gideceğini öğrendiğinizde ne hissettiniz?
     O, bence Türkiye’nin tek övünebileceğimiz teknik direktörü. Onunla dört senemiz çok mükemmel geçti. O anıları düşündükçe, şimdi bile duygulanıyoruz.
     
Fatih Terim’le görüşmeyi sürdürdünüz mü?
     Buraya geldiği zaman müsait olup olmadığını sorar, evine giderdik. İnsanlar görüşmemizi transfer dedikodularına yorsa da, benim Fatih Hoca’yla ilişkim "Hocam, nasılsınız, iyi misiniz, sizinle gurur duyuyoruz, Allah yardımcınız olsun" türündendi.
     
Sadece futbol mu konuşursunuz? Kız arkadaşlarınızı anlatmaz mısınız?
     Bize bunları iyi öğretti. "Oğlum, en güzelini giyinin, en güzeliyle gezin" derdi, "çünkü Galatasaraylı futbolcuya bu yakışır" derdi.
     
Sahada bazen kendisinden büyük çocuklara zıplayıp yumruk çıkaran yaramaz çocuklara benziyorsunuz. Hırçın mısınızdır?
     Adım çıktı dokuza inmez sekize. Kendimi saha içinde biraz daha gizleyeyim dedim, bu sefer de futboluma kötü etkisi olduğunu gördüm. Çok denedim bunu inanın. Karar verdim ki, agresif olduğum maçlarda daha iyi işler yapıyorum. Adrenalinin yükseldiğini, gözümün döndüğünü anladım. Bu anlamda Hagi’ye benziyorum.
     
Lucescu’dan sonra Hagi’nin inisiyatifi arttı mı?
     Hagi sahada bir lider konumundaydı. Bize bizim başarımızı düşündüğü için bağırmıştır, çağırmıştır. O bizim büyüğümüzdür, ona cevap vermek bize yakışmaz.
     
Mehmet Ağar ne ifade ediyor sizin için?
     Mehmet Abi’nin yeri farklıdır. 16 yaşındayken ben, bir gün soyunma odasına gelmişti, "Emre’ye fazla yanaşmayın, o benim manevi evladım" demişti. Adından dolayı biraz uzak kalıyorsunuz ama yanına gidince yakın, sevecen bir insan olduğunu anlıyorsunuz.
     
Peki, şimdi bu röportajı yaptığımız, sizin de bir milli takım oyuncusu olarak şu anda bulunduğunuz bu yerdeki (milli takım, Galatasaray tesislerinde kamp yapıyor ve Emre kaderin cilvesi yine burada), o ilkgençliğinizi döktüğünüz bu çimlerden ayrılırken neler hissediyorsunuz? Bir bakın etrafınıza...
     Bunu çok küçük yaşlarda da yaşadım. 8 yaşındayken başladığım Zeytinburnu altyapısından 14 yaşında ağlayarak ayrıldım (gözleri doluyor). Yabancı değilim aslında buna... 21 yaşında da tekrar ayrılıyorum. Ama hiçbir zaman kötü olup ayrılmak istemedim. Bizi hedef gösteren insanlarla bile aramı bozmadım. En büyük erdemin susmak olduğuna karar verdim. Bazen kendimle çok savaş halinde oluyorum. n
     
     "Fatih Hoca bize futbolda gayeye giden her yolun meşru olacağını öğretti"
Fatih Terim de Milan’ın başına geçerse eski hocana karşı oynamış olacaksın bir anlamda.
     Neticede hepimiz profesyonel futbolcularız. Evet, bir anlamda Fatih Hoca ile mücadeleye girmiş olacağız. Ama her şey sahada kalacak. Biz kazansak da kaybetsek de Fatih Hoca ile aramızdaki ilişki hiçbir zaman bozulmayacak, çünkü Fatih Hoca bizim ona karşı da en iyi mücadeleyi vermemizi bekler. Çünkü o bize futbolda annenin babanın bile çok fazla yerinin olmadığını, gayeye giden her yolun meşru olacağını öğretti.
     
Leeds United maçında oyundan atıldığınızda Terim’in sizi itmesi sizi kırdı mı?
     Üzüldüm ama sonra Fatih Hoca ile konuşunca anladım ki, o da benim için üzülmüş. "Senin için üzüldüm, bu finalde oynamanı senin kadar istiyordum, o yüzden seni birazcık itip çekmişimdir" dedi. Ha, ben hiçbir zaman ondan bir açıklama da beklemedim. Sokaktan geçen bir adam bana vurursa ondan açıklamasını beklerim ama Fatih Hoca’nın bana hiçbir açıklama yapması gerekmiyor.
     
Terim sizi azarlarsa, kafaya takar mıydınız?
     İnsan sevdiğinden azar işitince daha çok koyuyor. İyiliğim için olduğunu düşünüyordum.
     
     "Medya da her şeyi büyüttü"
Fenerbahçe şampiyon olduğunda ne hissettiniz?
     Bizim UEFA Kupası’nı getirdiğimiz zamanı hatırlıyorum. İnsanlar hiç bu kadar abartmamışlardı. Medya da dahil. Onlar birazcık abarttılar. Şampiyonluk tabii ki çok güzel bir şey. Ama bizim yaptıklarımızı Fenerbahçe’nin bir senelik şampiyonluğu kapatamaz. Belki de bu kadar zorlanarak şampiyon olmalarından ötürü bu kadar sevindiler. Üzüldüğüm mesele sadece insanların UEFA Kupası’nı, Süper Kupa’yı getirmiş bir takımın başarılarını gerçekten gölgede bırakamayacak bir şampiyonluğun arkasına sığınmalarıdır.
     
Milliyetçi düşündüğünüzü söylüyorsunuz. Fenerbahçe’nin bu kadar yabancıyla oynuyor oluşu Türk futboluna açılım sağlayabilir mi?
     Bu, ben kendi adıma, genç futbolcular adına konuşayım, Türk futbolunun önünü tıkar. Fenerbahçe’nin açığını yabancılarla kapatması gerekiyordu. Bunu başardılar. Ama ben inanmıyorum ki, aynı ekip toplanmazsa, büyük konuşmayayım, Allah affetsin, bizim yakaladığımız başarı bir daha yakalanmayacaktır.
     
     "Okan Abi ile kendimi özdeşleştirdim"
"Şu anda 21 yaşındayım. Maddiyata bağlı olmayan bir ortamı, genç takımdaki arkadaşlığı ve sevgiyi bulamadım"

Futbolcular büyük bir baskı altında. "Keşke yaşıtlarım gibi sıradan bir hayat sürdürseydim" dediğiniz olur mu?
     Baskıdan kaçmak istediğim zamanlar oluyor. Futbolcu olmak lazım gerçekten o stresi tatmak için. Ben hiçbir 21 yaşındaki insanın benim sahip olduğum tecrübeye sahip olduğuna inanmıyorum. Kafamı yastığa koyunca bazen düşünüyorum "Ya, hiçbir zaman hedeflediğim gibi olmadı." Çünkü 16-17 yaşında her zaman "Şöyle mücadele edeyim, onların arasında olayım" derdim. Ama 21 yaşında daha farklı bakıyorum, çünkü genç takımdaki arkadaşlığı, o sevgiyi, her şeyin maddiyat olmadığı ortamı bulamadım.
     
Okan Buruk’la bu tür bir ilişki kurdunuz ama.
     Okan Abi’yle ben kendimi biraz özdeşleştirdim. O da altyapıdan geldi. Okan Abi benim için bir takım arkadaşı değil, çok örnek alabileceğim büyük bir insan.
     



 PAZAR


DALLAS müze oldu
KİM NE OKUYOR?..
Karizmatik bir şehir
‘O düğün’ün ahçısı
Dört saatte altmış yıl yaşlandı
Haliç’te rakı keyfi
Türkbükü’ne yaz geldi
İtalyanlar’ın İstanbul çıkarması
Mevsimin son müzayedesi
Kanarya gibi şakrak ve sadık
Nâzım Hikmet anılıyor
Aspendos Opera ve Bale Festivali 8 yaşında
sanat REHBERİ
‘Fenerliler abarttı’
Ne gol var, ne de pozisyon
DVD / Selim BOY
Ailenizin şeysi ve onun şeysi
Piyanist kapıyı üç kere çalar
Nevşehir’de Kocabağ şarapları
Unutulmayacak bir armağan
Chelsea Çiçek Sergisi
Makedonya 2001
Tavuk
Acının, umutsuzluğun şiiri: "Kapan"
Rüzgar gibi geçmeyen...


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet