Polonezköylüler, Catherine ‘Stachnik’ Derviş’i Kiraz Festivali’ne bekliyor.
9 haziran saat 13.30’da başlayacak festivale Derviş’in Polonya kökenli eşi Catherine Hanım’ı da davet etmek istemişler. "Tanıdık herkesle haber gönderdik, ancak sonuç alamadık" diyorlar.
Sonunda medyayı aracı koymaya karar vermişler. "Onun ataları da bizimkiler gibi Polonyalı. Bayan Stachnick Derviş ile tüm kalbimizle gurur duyuyoruz. Geçmişi tarihe uzanan Türk-Polonya dostluğunun daha da güçleneceğine inanıyoruz. Artık biz gerçekten kan kardeş olan iki ülkeyiz" derler. Benden söylemesi...
Tarihî dostluk
"Türk-Polonya dostluğu tarihe dayanır" derken, aklıma geldi. Beni çok duygulandıran bir sadakat örneğidir.
Osmanlı Devleti, Polonya’nın Çarlık Rusyası tarafından işgalini tanımayı sonuna kadar reddetmiş. Osmanlı padişahlarının tahta çıktıkları cülus törenlerinde şöyle bir danışıklı dövüş sahnelenirmiş:
Tebrik için gelen yabancı ülkelerin büyükelçileri, padişahın huzuruna tek tek anons edilerek alınırken, olmayan Polonya Büyükelçisi’nin adı da okunurmuş.
Sonra mabeyinci padişahın kulağına eğilir, salondaki davetlilerin de duyacağı gibi, "Polonya Elçisi affını arz etti Sultanım, rahatsızlandığı için gelememiş" dermiş.
Gönül Yazar TBMM’de
Dün sabah telefonda tanıdık bir ses sordu:
– Berrin Hanım, önceki gün sabaha karşı, saat 3’ü geçerken, Gönül Yazar Meclis’te söz alarak kürsüye gelmek istedi; duydunuz mu?
– Haydi canım, ne işi var Gönül Yazar’ın milletvekili dışında kimsenin giremediği Meclis Genel Kurulu’nda? Hem de gecenin 3’ünde?
– Anlatayım. Gece saat 3’tü. 13 saattir toplantı halinde olan milletvekilleri de, Genel Kurul’u yönetmekte olan Meclis Başkanvekili Murat Sökmenoğlu da yorgunluktan perişan haldeydik... Sökmenoğlu, söz isteyen milletvekillerinin adını okurken, DSP Amasya Milletvekili Gönül Saray Alphan diyeceğine "Gönül Yazar" deyiverdi... Sökmenoğlu özür diledi, Alphan da güldü geçti...
Gözlüklü Martı Sokağı
Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi 2000 yılı Türkiye Fair Play Ödülleri’ni dağıttı, pazar günü yapılan bir törenle. Zaman zaman dedi.com.tr’ye destek veren Gözlüklü Martı’nın babası Reşit Aşçıoğlu da "Bireysel gayretiyle yayımladığı Gözlüklü Martı adlı küçük gazetesiyle topluma ışık tuttuğu, çevreyi ön plana aldığı, yanlışları gösterdiği, tek bir insanın nasıl savaşacağını ispat ederek sonradan geleceklere örnek olduğu" için Hacı Bektaş Veli Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Gözlüklü Martı kadar, doğruyu ve güzeli görüp, takdir etmeyi bilen Olimpiyat Komitesi’ni de kutlamak lazım.
-
Gözlüklü Martı, 1980 yılında, Eminönü’nde, hani balıkçı sandallarının yanaştığı, balık sattıkları iskelede doğdu. Ve, havası suyu daha temiz yerlere göçmek yerine, ömrünü verdiği İstanbul’dan tek bir dileği var: adının Eminönü’nde bir sokağa verilmesi. Şöyle uzaktan deniz gören bir sokak mesela...
Söz Borsa’da
Radikal "Dün kriz çıkmadı, çünkü Ankara’da kimse konuşmadı" diye başlık atmakta haklıydı. Büyüklerimiz ne zaman ağzını açsa, malî piyasalar allak bullak oluyor. Gözlüklü Martı diyor ki: "Söz gümüşse, sükût altındır" sözü eskiden laftaydı. Şimdi Borsa’da...