Patronların demokratikleşme raporunda, seçim sisteminde yer alan yüzde 10 barajının, seçmenin yüzde 13’ünü Meclis dışında bırakması eleştirilmişti. Bu maddeye Eczacıbaşı’nın itirazı oldu
Kim derdi ki, sosyal demokrat yelpazeye Dünya Bankası’ndan bir lider adayı katılacak. Ve kamuoyu araştırmaları göreve başladığı ilk gününden itibaren O’nu kurtarıcı olarak gösterecek.
Tayyip Erdoğan umut olacak ve Fazilet Partisi’ni ikiye - üçe bölecek, siyasi yelpazenin de merkez sağ değil, merkezine talip olacak.
CHP iktidara bu kadar yakınlaşırken parçalanacak ve Erdal İnönü ittifakı ile ÖDP’ye kadar varan yakınlıklarla yeni parti hazırlıkları doğacak.
Saddettin Tantan, ANAP’ın dışında kalacak ve halka gidecek.
Halka maloldu
Yalnız bir sorun var; starlar ortada, sahne yok. Yeni parti mi kuracaklar, mevcut partilerde mi konumlanacaklar, liderleri neler bekliyor, her neyse hakim durum belirsizlik.
Gidelim, hükümetin kurulduğu ilk günlere. Türk Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) ağır topları, "Hükümetin ilk görevi seçim ve partiler kanunu değiştirmek olmalı" dediler. Bu öneri çeşitli platformlarda pişti pişti halka maloldu.
Meclis dışında kalanlar
TÜSİAD gelinen süreçte, siyasetin oluşumuna ilişkin kurumsal bakış açısını mayıs ayında açıkladığı, "Türkiye’de Demokratikleşme Perspektifleri ve AB Kopenhag Siyasi Kriterleri" raporu ile ortaya koydu.
Yüzde 10 baraj nedeniyle, seçim bölgelerinde büyük miktarda oy alan HADEP ve 1995 - MHP, 1999 - CHP seçimlerinde barajı aşamayıp, Meclis dışında kalmalarını eleştiren rapor, "Seçim sistemi yönetimde istikrara olumlu bir katkı yapmayıp, aksine istikrarsızlık kaynaklarını arttırıyor" tesbitine yer verdi.
TÜSİAD yüzde 10 barajı yüksek buluyor anlamına gelen bu ifadeler, üyelerin tümü tarafından aynen onaylanıyor mu? TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi eski Başkanı Bülent Eczacıbaşı onaylamadığını, derneğin yönetimine bildirdi.
Eczacıbaşı raporun her detayında mutabık olmadığını söylerken, TÜSİAD’ın önerisinin bir reçete olmadığını da vurguluyor. Çekincesini ise şöyle anlatıyor:
Ne getirecek?
"Barajın yüzde 5’e inmesinin, Türkiye gerçeklerine uygunluğu konusunda şüpheliyim. Demokratik sınırların gelişmesi açısından olumlu gözüken bu öneri, istikrar açısından aynı sonucu vermeyebilir. Sivil toplum örgütleri konuyu tartışmaya devam edilmeli. Daha kapsamlı araştırmalar hazırlanmalı. Sistem değişikliğini ortaya nasıl bir siyasi tablo çıkacak bilen var mı?"
Görünen o ki; seçim sistemi tartışılmaya devam edilecek, siyaset yoluna çıkan sürücüler, birer otomobil bulacaklar. Çok parçalı siyaset tablosunun değişmesi için bir - iki seçim geçirmeyi de bekleyeceğiz.
Muhammed Ciğer’den mektup
Şişli eski Belediye Başkanı Gülay Aslıtürk’ün kocası Orhan Aslıtürk’ün ‘naylon fatura’ vurgunu ile bağlantılı 187 firma yetkilisinden, yalnızca Cavit Çağlar’ın ve Aslıtürk’ün ortağı Muhammed Ciğer’in tutuklandığını vurgulamış, diğerlerinin durumunu sormuştum. Cevap hiç beklemediğim bir yerden, Kartal Cezaevi’nden yazan Muhammed Ciğer’den geldi.
Nergis ile iş yaptım
Ciğer "1.7 milyar dolar ihracatın gerçekleşmesine aracılık eden kişiyim. Bizi dinleyen olmamasından dolayı Kartal Cezaevi’ndeyim ve 4 aydır mahkemeye çıkmadım" diye başlayan mektup şöyle devam ediyor:
"Dört yılda, muhtelif mesai saatlerinde 40 bine yakın Gümrük Çıkış Beyannamesi ile gerçekleşen bu ihracatın bir tekinde bile hayali ihracat varsa, hepsini kabul ediyorum. Yıllardır Doğu Bloku ülkelerine üretim yapan Laleli dediğimiz piyasa ile dirsek teması olan birisiyim. Ayrıca ihracatta teşvik kullanmayan firmalarla, teşviğe ihtiyacı olan ihracatçı firmaları biraraya getirip, bundan para kazanıyorum. Yapılan bütün bu aracılık işlemleri yasalara uygundur. Zaten pazarlarımız Uzakdoğu ve Dubai’ye kaydı. Laleli boş, Tophane’ye gemi gelmiyor. Yolsuzluk edebiyatı yapanlar artık rahat etsinler iş de yok, yolsuzluk da yok. Çalışmayan garson bardak kırmaz.
Bu ihracatın bir kısımını Cavit Çağlar’ın ortak olduğu firmalarla yaptım. Ancak kendisini hiç tanımam, işlemlerimi yetkilileriyle yaptım. Onlar sorgulandı, serbest kaldı (Şimdi 4’ü tutuklandı) Cavit Bey’in ifadesi bile alınmadan tutuklandı. Yaptığım iş hayali ise diğer yetkililer neden tutuklanmadı. (O tarihte değil ama, 6 Haziran’da tutuklandılar)
Yaptığım ihracat gerçektir. Ben ve Cavit Çağlar neden tutukluyuz anlamadım..."
Mektup Cağlar’ın şirketi Nergis Holding’e yapılan "Son Kredi" operasyonu öncesinde geldiğinden Ciğer, mayıs ayında 40 çalışanın DGM’ye getirilip, sonra da serbest bırakılmasından umutlanmış olacak.
Şimdi umudu ne durumda bilmiyorum ama, yine de soruşturma kapsamındaki 186 firma ne olacak diye bekliyorum.
İstedikleri revizyon bu mu?
Ardı ardına yaşanan iki ekonomik kriz, iş dünyasında ‘hükümette revizyon’ talebi olarak yankılanmıştı. ANAP revizyonu yaptı: Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na Yılmaz Karakoyunlu’yu, Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na Sadettin Tantan’ı, İçişleri Bakanlığı’na ise Rüşdü Kazım Yücelen’i atadı. İş dünyası ANAP’ın hükümette mi, yoksa partide mi revizyon yaptığını pek anlayamadı. İstedikleri revizyon bu muydu?
Önde gelen patronlardan biri, "Cumhuriyet tarihinin en büyük krizini çıkaran hükümetten, iç ve dış çevrelere yeni program ve bu programa güven duyulmasını sağlayacak kadrolarla yeniden yapılanmasını istemiştik. Bir - iki bakanın değişmesi bu kapsamda değil" diyor.
Yolsuzlukla mücadelede ortak proje geliştirdikleri Tantan’ın istifası karşısında sessiz kalan TESEV’in sahibi patronlar, sanki bir aile kavgası ile karşılamışlar gibi davranıp, susuyorlar. Tantan’ın istifaya zorlandığı görüşünde birleşseler de, "Sorun yalnızca bir bakanın çok popüler olmasından ibaret mi, onu da bilmiyoruz" demekle yetiniyorlar.
Hükümetten değişiklik talep ederken rahatlar, siyasi kararları eleştirmek konusunda ürkekler. Bu patronlardan mı çıkacak "yeni" siyasetçiler:
Hiç sanmıyorum!..