Başta Almanya olmak üzere, yabancı ülkelerde çalışıp yaşayan yaklaşık 5 milyon vatandaşımızı para kasası görmek gibi bir alışkanlığımız var. Özellikle 70-80’li yıllarda, ne zaman başımız sıkışsa, hemen çağrılar yaparız. Paralarını Türkiye’ye aktarmalarını, yatırımlarını anavatanda değerlendirmelerini isteriz. Bazen abartıp, Türkler paralarını çekerse, dünya finans sisteminin yıkılacağını dahi iddia ederiz.
Son kriz, onları tekrar hatırlattı.
Devlet Bahçeli son Almanya gezisinde bu çağrıyı tekrarladı. Bahçeli, Almanya’da yaşayan Türklerin sadece para birikimini değil, deneyim ve bilgi birikimlerini de Türkiye’ye getirmelerini istedi.
Acaba bu beklentiler gerçek mi?
Almanya’daki Türk toplumunu en yakından gözleyen kişi Faruk Şen’dir. Kurduğu enstitünün istatistikleride çok çarpıcı bir değişiklik yaşandığına işaret ediyor.
Yurtdışındaki vatandaşlarımız artık çok farklılar.
70-80’lerdeki koşullar ile bugünkü koşullar öylesine değişmiş ki, karşımıza bambaşka bir profil çıkıyor.
Faruk Şen’in verilerine göre, Almanya’daki Türk vatandaşlarının yıllk tasarrufları 6.5 milyar mark civarında. Ancak Türkler artık genelde paralarını yaşadıkları ülkede değerlendirmeyi tercih ediyorlar. Bankalarda para tutup faiz ile yaşayanların sayısı son derece düşük.
Genelde de ev satın alıyorlar. Ev sahibi olanların sayısı 125 bini bulmuş durumda. Borsa’yı veya birkaç kişi birleşip iş yatırımı yapmayı tercih ediyorlar. Tüketime ayırdıkları para da giderek artıyor.
"Türkiye’deki işadamları veya, tasarruf sahipleri paralarını başka ülkelerde değerlendirir, başka ülkelere yatırım yaparken bizden bunun tam aksini yapmamız istenmemeli" diyen bir Türk işadamı şöyle devam etti "Türkiye’de yaşayanlar hükümete güvenmezken, biz neden güvenelim?".
İlgi, THY ve TELEKOM’a...
Bu kuşkulu bakışa rağmen, Almanya’daki Türk vatandaşları, özellikle THY ve TELEKOM satışa çıkarsa bu hisselerden almak istediklerini belirtiyorlar.
Ancak bunun da iki koşulu var:
Hisseler Frankfurt borsasında bulunmalı. Faizleri de daha yüksek tutulmalı Bunun dışında fazla bir ümit beslenmemeli. Bu yaklaşımın eleştirilecek hiçbir yanı yok. Gerçekten de bizler bu kadar ürkek davranırken, Almanya’daki vatandaşlarımızdan özveri beklememiz mantık dışıdır. Bu insanlar vatan sevgisini kalplerinde taşır, Türkiye’yi düşünür ancak o kadar. Onlar da tasarruflarını, ailelerini, geleceklerini hesaplamak zorundalar. Hele 1960’larda sokağa atar gibi Almanya’ya yolladığımız ve hiçbir zaman sahip çıkmadığımız bu insanlardan şimdi fedakarlık istememiz gerçekçi olur mu? Artık bir noktada anlaşmaya varmamız gerekiyor. Türkiye’yi, içinde bulunduğu ekonomik krizden ancak ve ancak bizler kurtarabiliriz. Devlet harcamalarını kısacak. Toplum kemerleri sıkacak. Herkes daha az harcayacak, tasarruf edecek ve her kuruşu üretime ayıracağız. Ne IMF, ne Washington, ne de Almanya’da yaşayan vatandaşlar... Eğer bizler, üstümüze düşeni yerine getirebilirsek, o zaman herkes kredi açar, herkes Türkiye’ye yatırım yapar. Önce kendimiz, gerekeni yerine getirelim. Ardından dışarıya bakalım.