CİZRE
Akşama doğru Kızıltepe'den yola çıktık. İki yanımızdan dalga dalga akan buğday tarlalarının sarılığına güneşin son ışıkları vuruyor.
Çıldırtıcı bir renk cümbüşü!
Ve bir de taze biçilmiş buğdayın o iç bayıltıcı kokusu...
İpek Yolu'nda, tarihi gerçekten yaşamış topraklarda doğanın bir akşam vakti insanoğluna sunabileceği en güzel şölenlerden biri belki de...
Kızıltepe'nin HADEP'li Belediye Başkanı Cihan Sincar Hanım'ın sözlerini düşünüyorum:
"Başlangıçta bana, sanki sırt çantamı dağda bırakıp bu koltuğa oturmuşum gibi bakıyorlardı. Bu havanın değişmeye başladığını söyleyebilirim. Fakat devletin bize güvensizliği devam ediyor."
Evet ediyor.
İki yıl önce ilk seçildiklerinde buralara geldiğim zaman da hava öyleydi. Bugün de farklı değil. Hafta başı Diyarbakır'da görüştüğüm sivil - asker kaynakların gözünde HADEP bir yerde PKK'nın uzantısı.
Olağanüstü Hal Valiliği'nden üst düzeyde bir yetkili şöyle dedi: "Hiçbir kuşkumuz yok, HADEP, PKK'nın kontrolünde... İl başkanlarına telefonla fırça çekebilecek kadar kontrolünde..." Bir askeri yetkili şöyle dedi: "HADEP, PKK'nın legal uzantısı... Hatta adadan da (Yani İmralı, Öcalan - HC) talimat yok değil." Bölgedeki diğer partilerin de HADEP aracılığıyla PKK kontrolünde olduğunu öne sürenlere bile rastlanıyor devlette.
Olağanüstü Hal Valiliği'nden üst düzeyde yetkili, Güneydoğu'daki 11 ilde yapılan bir kamuoyu yoklamasından söz ediyor: "Üçte bir oranında fanatik var. Yani terör örgütüne tam bağlı görünen. Yüzde 20 - 21 ise PKK'ya kesin karşı olanların oranı. Geriye kalan yüzde 50'ye gelince... Kuvvet neredeyse, menfaati neredeyse, gider oyunu oraya verir." Aynı yetkili şöyle devam etti:
"Bir zamanlar HADEP Genel Başkanı buralara giremezdi. Onun için mağduru oynadılar. Ama şimdi işler normale dönmeye başlıyor. Normalleşmeyle birlikte, halkın oyu da belediyelerde hizmete göre yer değiştirebilecek."
Şu sözler de aynı yetkilinin: "Siyasi partiler bu bölgede HADEP'i tek kale bıraktılar. Hatta nerede ise HADEP'ten icazetli hale geldiler. Ayrıca kendi söylemlerini bırakıp, HADEP'e benzemeye çalıştılar. Başbakan Ecevit burayı ziyaret ettiğinde, 'Aslı varken suretine niye oy versinler?' demişti. Haklı..." Bir askeri yetkilinin sözleri:
"Bölgede parti tabelaları farklı olsa da, HADEP'in öteki partiler üzerinde de belirleyici olduğu söylenebilir."
Tabii akla şu geliyor:
HADEP yüzde 10 seçim barajını aşabilse ya da yüzde 10 baraj yüzde 5'e indirilse... Yani parlamentoya girebilse... O zaman, bölge milletvekillerinin "Benim diğer partilerde işim ne?" demeleri ve HADEP'e daha çok dönmeleri mümkün...
Bir askeri kaynak şöyle dedi: "HADEP buralarda bire bir çalışıyor. Eski Refah Partisi gibi. Mahalle mahalle komiteler kuruyor. Ev ev çalışıyor. Diğer partilerin de gelip bu çalışma düzenini kurmaları lazım. Halbuki meydanı HADEP'e bırakıyorlar. Bu durum, insanların aşırı Kürt milliyetçiliğiyle yobazlığa kaymalarına yol açıyor." Şu sözler de aynı kaynağın: "Özellikle sosyal demokratlara büyük iş düşüyor bu bölgede. Ayrıca DSP, MHP, ANAP, üçü de iktidarda. Gelip niçin daha iyi örgütlenmiyorlar?.." Devletten kaynaklanan bu görüşlerle ilgili olarak HADEP ne düşünüyor? Diyarbakır, Viranşehir ve Kızıltepe'de görüştüğüm HADEP'lilere öncelikle "PKK - HADEP hattı"nı sordum.
Reddeden çıkmadı.
Ama "Evet öyledir!" diyen de olmadı.
Daha çok susuldu.
Bu bir.
İkincisi, öteki partilerin HADEP karşısında uzun yıllar herhangi bir şansı olamayacağını, tabela partisi olarak kalmaya mahkum olduklarını belirttiler.
Biri şöyle dedi Viranşehir'de:
"Diğer partiler zaten seçimden seçime çalışırdı. Seçim dışı zamanlarda parti büroları yazıhane gibi kullanılırdı. İktidarda iseler iş takibi bürosu olurdu. Şimdi bu da bitti. Ancak HADEP mevcut kitleyi örgütleyemiyor. Çünkü devlet nefes aldırmıyor bize. O yüzden öyle ev ev çalışma filan gerçeği yansıtmıyor. En ufak bir etkinliğimize bile izin verilmiyor. Sürekli poliste, savcılıkta, mahkemedeyiz. Ama yine halk HADEP'e geliyor."
Olağanüstü halin normalleşmesi, baskıların azalması ve hele seçim barajının yüzde 5'e indirilmesi halinde HADEP oylarının bölgede çok daha fazla artacağını söylediler.
Viranşehir Belediye Başkanı Emrullah Cin şöyle dedi:
"Ben görevimi iyi yapmazsam, ben giderim ama seçmen yine HADEP'ten bir başka adaya verir oyunu. Diğer partilere gitmez. Çünkü 'Oyumuzu size değil, kendimize, kendi kimliklerimize veriyoruz' diyorlar. Ben, bütün olağanüstü şartlara rağmen yüzde 45 oyla seçildim bu makama..."
Kızıltepe Belediye Başkanı Cihan Sincar'ın sözleri de şöyle: "Ben seçim zamanı kampanya yapmadım. Açık hava konuşması yapmadım. Hiçbir yere fotoğrafımı bile asmadım. Ama gelip oy verdiler. Yüzde 80 oyla seçildim. Çünkü onlar büyük faturalar ödeyerek geldiler HADEP'e..." PKK - HADEP hattı...
Bölgede diğer partiler...
Ve bu partilerin Güneydoğu'da HADEP'le yarışabilmelerinin koşulları... Bölge halkının duyarlıklarını, kimlik sorunlarını hesaba katmadan varlık gösterip gösteremeyecekleri...
Tartışılması lazım bu konuların.
Sabahın körü, bilgisayarın başındayım. Sıcak ve sivrisinek fazla uyutmuyor.
Cizre'de Kadıoğlu Oteli. Cıvıl cıvıl sesler: "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım!" Balkona çıkıyorum. Mavi önlüklü ilkokul öğrencileri, sınıfa girmeden önce bahçede ant içiyorlar. Saat yedi. Gün erken başlıyor buralarda...
Bölgeden dördüncü yazı Şırnak'tan çıkabilir.