Halkımız her krizden bir şeyler öğreniyor. Medya sayesinde tüm bilgeliklerini ortaya koyabilme fırsatını ele geçiren Prof. veya Prof. olamamış bilim adamlarımız öylesine güncel, öylesine can alıcı konulara el atıyorlar ki, gel de okuma, dinleme!.. Ekonominin dayanılmaz cazibesine kapıldık gidiyoruz. Sevgili dostlarımız da kah karamsar, kah iyimser yorumlarıyla tercih hakkını bizlere bırakıyorlar.
En son, Milliyet'te Profesör Oktay Yenal bir kısım verilere ve deneyimlerine dayanarak Profesör Güngör Uras ile bir konuşma yaptı. İlk bakışta hocalar ekonomik programın yakın geleceğinden pek umutlu değiller, ama birbirlerini tamamlayan görüşleriyle çare önermiyor değiller. Benim anladığım kadarıyla çareyi siyasi istikrarda buluyorlar... Ve maalesef bu istikrar denilen en etkili ilacı bizim bugünün politikacıları sevmiyor. Hem de istikrarsızlığın altlarındaki o pek sevdikleri koltuğu alacağını bile bile.
İçeride dilsiz, dışarıda bülbül!
Bir devletlü Amerika'da (herhalde IMF merkezine daha yakın sesimi duyarlar diye) tutuyor, Emlak Bankası'nın kapatılmaması gerektiğini söylüyor. Yahu, bu konuşmanın yeri orası mı? Niyet mektubunu, anlaşmayı onaylarken niçin hükümet toplantısında bu fikrini açıklamadın?.. Aksi düşüncedeysen niçin imzaladın veya istifa etmedin?
Haydiii, borsa düşüyor, dolar çıkıyor, piyasalarda bir çalkantı... Hani siyasi güç, programın anlaşmaların arkasındaydı?.. Yoksa vaz mı geçtiniz diyor partnerlerimiz.
Daha bu sözlerin rüzgarı gitmeden bir başka devletlü, Anadolu'nun bir köşesinde çıkıyor, dünyayı dolaşıp kredi arayan, ekonomiyi yöneten bakan için, yani kendi temsilcileri için "Meleksin anladık anladık ama Cebrail misin, yoksa Azrail mi?" diyorlar... Alay mı ediyor, içindeki duyguları açığa mı vuruyor, belki her ikisini de!.. Tabii piyasa yine allak bullak. Ve iktidarı temsil eden siyasilerimiz ekonomiyi sarsmak için ellerinden geleni yapıyorlar, kendi bindikleri dalı kesiyorlar.
Peki bu sorunları aranızda konuşsanız olmaz mı?.. İlle de böyle ortamda tartışıp kavgayla piyasayı altüst etmeniz mi gerekiyor?..
Efendim, liderler toplantısında ancak bu sorun halledilir diyorlar!.. Liderler toplanıyor ve nasıl oluyorsa oluyor anlaşıyorlar. Ama bu arada dolar fırlamış, borsa düşmüş, esnaf şaşkın, işadamı ne yapacağını bilemiyor. Yabancı sermaye ise tam konuşmalar sürdürülürken kesintiye uğramış, içeride dışarıda ekonomi altüst olmuş kime ne?..
Krizin öğrettikleri!
Önce "görev zararı" diye kimine göre 20 milyar, kimine göre 40 milyar dolarlık yükün sonuçta halka yüklendiği çıktı ortaya... Bu paraların rüşvete, adam kayırma, yolsuzluk, oy satın alma, halkın gözünü boyamaya gittiği açık ve seçik görüldü. Rize'de üretim fazlası parası devletçe ödenmiş çay yapraklarından oluşan çay dağları... Samsun gibi bölge merkezlerinde hesapsız tütün ekiminden dolayı ortaya çıkan tütün dağları yani milletin parası yakılırken herkesin yüreği cız ediyordu ama bugünkü kadar işin farkında değildi vatandaş, ama şimdi uyandı.