Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'ın son günlerde televizyonlardan sıkça verdiği bir mesaj var:
Otomasyon!
Bakan iddia ediyor, "Herkese bir sosyal güvenlik kartı vereceğiz, sabah emeklilik başvurusu yapan vatandaşın işlemi öğleden sonra tamamlanacak, maaşı bağlanacak." SSK ve Bağkur üyesi milyonlarca çalışan açısından Okuyan'ın "otomasyon projesi" gelecek açısından umut verici olabilir. Ancak "reformist söylem" günümüzdeki çileyi, eziyeti ortadan kaldırmaya yetiyor mu? Ne gezer... 1 Ocak 2001 tarihinde emeklilik başvurusu yaptıkları halde yılın ikinci yarısında hala maaş bağlanmamış kişilerin varlığını bilmesek, bakanın sözlerini heyecan verici bulabilirdik.
Kriz ortamında 6 - 7 ay maaş bağlanmayan SSK emeklilerinin durumundan Yaşar Okuyan haberdar mı?
Çalışma Bakanı ILO toplantısı için Cenevre'de bulunuyormuş, oradan aradı, konuştuk.
Okuyan, "24 saatte emeklilik" sözünde duruyor, "Ben parlamento kürsüsünde kendimi bağladım, otomasyonu mutlaka gerçekleştireceğiz, DPT ile görüşmeler sürüyor, vergi numarası gibi herkese bir sosyal güvenlik kartı vererek hem işlemleri süratlendireceğiz, hem de SSK ve Bağkur'un soyulmasına engel olacağız" diye konuşuyor.
Bakanın verdiği bilgiye göre SSK ve Bağkur'un "1 katrilyon kaçağı" varmış. Bunlar, yasal boşluklardan (anlaşmalı boşanmalar dahil) yararlanıp kurumdan haksız maaş bağlanmaya, ilaç ve reçete istismarından yolsuzluk ve hırsızlığa kadar uzanan kara delikler... Yılda 39 milyon adet reçete inceleniyormuş. Sağlıktaki kayıp 600 trilyon liraymış. Okuyan bu sahteciliğin önlenmesi ve kurumun dağınık durumdaki bilgi işlem merkezlerinin "otomasyon" yoluyla birleştirilmesi yönündeki teknik çalışmaların son aşamaya geldiğini söylüyor.
Otomasyona geçildiğinde sağlık karnelerinin her yıl yenilenmesi gerekmeyecek, hastane sevki, vizite kağıdı, reçete onayı gibi, "sağlıklı insanı hasta eden" uygulamalar sona erecek.
Yaşar Okuyan, emeklilik işlemlerinde 3 - 5 aydan 1 yıla kadar olan gecikmelerin farkında olduğunu ve bu rezalete son vermeye çalıştıklarını anlattı. 36 milyon SSK, 15 milyon Bağkur üyesinin bulunduğu ülkemizde, geçmişe dönük hizmet sürelerinin çıkarılmasında, belge takibinde gecikmeler olduğunu kabul ediyor. Bakan, "Çözüm otomasyonda" diyor.
Son not ILO'dan.
Yaşar Okuyan, "Burada neyle uğraşıyoruz, bilseniz" diyor. Cenevre'deki toplantıda Türkiye az daha "Merve Kavakçı'yı mesleğini yapamaz duruma" düşürdüğü gerekçesiyle kınanıyormuş! İran'ın "İşçi Evi" adlı işçi kuruluşunun Kavakçı'yla ilgili başvurusu son dakikada önlenmiş.
İş güvencesi deyince ILO da akla Merve'nin gelmesi ilginç değil mi? Parlamentoya duyurulur.