20 Haziran 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Reşad Ekrem Koçu’nun romanları

"Romancı cahil olur, istediğini uydurur" hükmünün hakim olduğu ortamda, Reşad Ekrem sağlam tarih bilgisine sahip bir romancıydı

     Üstadın romanları bizim bildiğimiz roman değildir; daha çok çeşni kazanmış bir vakayıname; hayat boyu okuyup hatmettiği "Tayyarzade", "Hançerli Hanım" tipindeki 18. asır halk hikayelerinin getirdiği bir üslup hakimdir. İşte cılız tarihi roman edebiyatımızda, üstadı özgün ve lezzetli kılan niteliği de budur. Üstelik "romancı tarihçiye sadık kalmak zorunda değil" tümcesini; "romancı cahil olup istediğini uydurur" hükmüne çevirenlerin ortamında Reşad Ekrem, sağlam tarihi bilgisiyle nesillere tarihi sevdirip tarih öğreten biridir. Ne garip bu yüzyılın en velud (doğurgan) Türk tarih yazarlarından olan Koçu, meslekten tarih eğitimi almasına ve Vefa Lisesi’nde tarih öğretmenliği yapmasına rağmen; derslerini zevkle anlattığı ve dinlendiği söylenemezmiş; kaleminden akan hünerle bize halen aranan bir külliyat bıraktı. Çocukluğumda okumayı söktüğüm yazlardan birincisiydi. Hafta mecmuasında üstad Münif Fehim’in fırçasından çıkan minyatürvari resimlerin altında İstanbul’un ünlü simalarını, kadınlarını "İstanbul Masalları" başlığıyla anlatırdı. Zevkle okurdum; bir daha okurdum; bu ülkenin tarihinde "Atlıases Kamer", "Mehmene Banu", "Tayyarzade" gibi tipleri de büyük padişahlarımız ve komutanlarla birlikte öğrendim. Elli yıla yakın süre geçti hâlâ Reşad Ekrem’i ara sıra okuyorum. Baştan sona tarayıp okuduğum bir eser "İstanbul Ansiklopedisi"dir. Bu yarım kalan ansiklopedi İstanbul’un ve sosyal tarihimizin en önemli kaynaklarındandır. İçindeki maddeler İstanbul’un (kaybolan sokaklar) sadece yönetici sınıfını, aydın tabakasını anlatmaz; ama şehrin haneberduşları, basit işçileri bugün artık yaşamayan ve onun kaleminden çıkan canlı tasvirlerdir. Matbaada tanıdığı çalışkan bir mürettip, ünlü bir profesör, Kumkapı’da meyhanede unuttuğu dosyayı bulup getiren gazete satıcısı bir çocuk (Erhan Eskici), 19. asrın ünlü serserileri, halk şairleri, ulemadan, vüzeradan, zürefadan tipler hepsi bu ansiklopedidedir.
     
     On üç yaşından beri elde defter şehri gezen ve İstanbul’un kaybolan nice abidesini gün ışığına çıkaran Prof. Semavi Eyice gibi milli alimimiz, on yedi yaşından beri, merhum hocam Prof. Adnan Erzi ilk yazılarını, ki kıymetli maddelerdir, bu ansiklopedide yayınlamışlardır. Erzi Hoca zaten bundan sonra pek yazı yazmamıştı. Gene Kevork Pamukçuyan üstad İstanbul Ermeniliğini ilk bu eserde kıymetli maddelerle tanıtmıştır. Koçu’nun "Yeniçeriler"i, eşsiz bir rehber olan "Topkapı Sarayı" ve "İstanbul Ansiklopedisi", "Türk Giyim Kuşam Sanatı" tekrar basılmalıdır.
     Forsa Halil (16. yüzyılda batakhane işleten ve bir dizi cinayet işleyen bir şebeke reisi), Erkek Kızlar (muhtelif nedenlerle erkek kılığında erkek kimliğiyle yaşayan, hatta devlete başkaldıran çeteler kuran kadınlar), Dağ Padişahları (Celali eşkıyasının ünlü reislerinin hayatını anlatan en güzel roman), Kabakçı Mustafa, Patrona Halil; yazarın ünlü romanlarıdır. Bu romanlar vakayinamelere dayanan gerçek tarihi bilgileri şahane bir üslupla romanlaştırıyor. 18-19. asrın halk dili çeşnisi var, roman okunduğunda devrin atmosferi ve çevresi okuyucunun beynine yerleşiyor. Bu dili kapan kişi zaman makinesine binse; 15. asrın alimi, 18. asrın devletlusu gibi kayıkçı esnafı ve rindmeşreb şairiyle de konuşur, onları dinler, lezzet alır. Reşad Ekrem Koçu gençliğe devirler için geçerli bir Türkçe’yi sevdiriyor ve giriş anahtarını veriyor. Koçu gibi tarihçi romancıların her ulusun edebiyatında olması kolay değil; çünkü bizim en çok ihtiyacımız olan unsur; yani tarihe olduğu gibi ve nesnel olarak bakmak, bu yazarın en birinci özelliği: O eski cemiyet ne çok ahlaklı ve ahlaksız; o ülke ne cehennem ne de cennet-i ala idi. Onlar bizim dedelerimiz ve özgün bir medeniyet ve yaşayışın bireyleriydi, o ülke ise renkli bir imparatorluktu. Saydığımız şu beş romanı, Reşad Ekrem’in diğer eserlerinin de basılması ve izlemesi gerekiyor. Doğan Yayıncılık’ın bu gayretinin devamını dileriz.
     



 PAZAR


Doğumsuzluk...
‘İncecik, sopa gibi kadınları sevmem’
KİM NE OKUYOR?..
Orta sınıf otoparkta
ÇİN ŞOKU
Yıldızların altında
Sayı 500, hava 1500
Felsefe köye girdi
‘Ben buraya aitim’
Vakko tarihi müzeye taşındı
Haftaya sahnedeler
Portfolyodan hayata geçecekler
Alo 110
Şarap ile kebap
Modacılar ‘saat’e baktı
Kıbrıs’ın da festivali var
Haftanın REHBERİ
Beyoğlu’nun arka bahçesi
Denizaşırı Hayal
Başkent’te İtalyan mutfağı
‘İbrahim Tatlıses’siz bir Türkiye düşünemiyorum’
Surf
Köşeyi dönün nokta com!
En seksi sanal kadın
VİTRİN
Kıskançlık gündem dışı
DVD / Selim BOY
Tehditler ve övgüler için bir sonat
Hoşuma giden yönleriyle Amerika
Chinawhite İstanbul’da
Mimoza zamanı
Londra’nın seksi restoranı Nobu
Reşad Ekrem Koçu’nun romanları
"Okulların kapanması bayramı" vesilesiyle gençlere ithafen...
Çağdaş Homeros: Harikarnas Balıkçısı
İki şehrin sırları


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet